Roman, küçük yaşlardan beri denize tutkuyla bağlı olan Mahmut’un hayatını anlatır. Mahmut, denizin sesini, kokusunu, dalgaların düzenini kendine yol gösteren bir pusula gibi görür. Babası onu karada bir meslek sahibi yapmak ister; fakat Mahmut’un ruhu karaya sığmaz, o içten içe hep dalgaların çağrısını duyar.
Zaman geçtikçe Mahmut kendine ait bir yol çizer. Bir yandan zorlu dalgalarla, bir yandan denizdeki geçim sıkıntısıyla boğuşur; hayat bazen acımasız ve yorucudur. Ama tüm bu zorluklara rağmen her defasında deniz ona özgürlüğü, nefesi, yaşama sevincini hatırlatır. Onun için deniz sadece bir su kütlesi değil, hayatı anlamlı kılan bir dost gibidir.
Mahmut bir süre karada kalmayı dener, hatta düzenli bir hayat kurmaya yaklaşır. Fakat denizden uzaklaştıkça içindeki huzur da kaybolur. Denize duyduğu aşk onu yeniden eski yoluna çağırır. Bu çağrı öyle güçlüdür ki, sonunda Mahmut kaderini kabullenir:
O, denizde doğmuş gibidir ve gerçek hayatı da dalgaların içinde olacaktır.
Roman boyunca deniz insanlarının yaşamı, Ege kıyılarındaki sade ve samimi hayatlar, doğayla iç içe yaşamanın verdiği huzur ve zorluklar anlatılır. Mahmut’un hikâyesi, aslında insanın kendi içindeki sese kulak vermenin öyküsüdür. Öyle ki, bu kitap denizle hiç bağı olmayan bir insana bile denizi özletecek kadar etkileyicidir.
Aganta Burina BurinataHalikarnas Balıkçısı