Son Tanık
Puan vermedi·436 syf.··
2025 186. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 01 Aralık 2025 11:46
Glenn Meade 'in 2014'te yayımlanan ve Ali Cevat Akkoyunlu tarafından Türkçeye çevrilen Son Tanık Bosna Savaşı'nın (1990'lar) karanlık yüzünü, Omarska Kampı'ndaki soykırımı merkeze alarak işleyen etkileyici bir tarihi gerilim romanı. Yugoslavya'nın dağılışı sırasında Sırp güçlerinin işlediği katliamlar, aile sırları ve adalet arayışı, gerilim dolu bir tempoyla örülüyor. Meade, savaşın insan ruhundaki yaralarını özlem, ihanet ve direnişi çarpıcı diyaloglarla işliyor. Meade'in imzası olan detaylı araştırma, Bosna'nın acısını bugüne taşıyor. Gerçek olaylara meraklı, duygusal gerilim sevenler için zorunlu okuma; insanı sarsan, düşündüren bir eser. Bu kitabı okurken daha evvel okuduğum Osman Balcıgil'in İncir Kuşları kitabı da aynı konu üzerine okumuş olduğum kitaplardan biri henüz okumamış olanlara bu kitabı da okumalarını öneriyorum. Kitabı okumam için Referans olan, okur arkadaşım,Bahar hanıma teşekkürlerimi arz ediyorum. Kitapta beni en çok etkileyen bölüm, LANA JORAN'IN GÜNLÜGÜ Adım Lana joran ve bu benim öyküm. Ben, kocam ve iki sevgili çocuğumuz, hepimiz öleceğiz. Dünyanın ıstıraplarımıza kayıtsız kalacağından emin olduğum gibi, öleceğimizden de eminim. Onun için bu satırları bizi kurtarmaları umuduyla değil, acılarımızın kaydı olması amacıyla yazıyorum. Eğer dünya bunca masumun katledilmesine tanık olacaksa ve eğer öyküm tek bir insanın bile öldürülmesini engelleyecekse, o zaman zahmetlerime değmiş olacak. Önce, tarihin tekerrürden ibaret olduğunu öğrendiğimi belirtmeme izin verin. Bundan yıllarca önce, Nazi toplama kampları keşfedilip, fırınlarının hala milyonlarca masumun öldürülmesinin sıcaklığını taşıdıkları anlaşıldığı zaman, dünya böyle bir şeyin bir daha asla tekrarlanmayacağına söz vermişti. Oysa, şimdi o söz unutuldu. Çünkü bizimki gibi yüz binlerce aile evlerinden edildi, zorla araçlara bindirildi ya da ölüm yürüyüşlerine çıkarıldı, ırzına geçilip işkence gördü, ölüm kamplarında vuruldu ya da öldüresiye dövüldü. Güce aç başka bir diktatörün şiddetli hevesine kurban giden erkekler, kadınlar, çocuklar, bebekler. Sakın yanılmayın: Yeni bir Holokost yaşanıyor. Korkunç şiddetine, hiçbir ebeveynin veya çocuklarının asla görmemesi gereken görüntülere tanık oldum. Ve tüm bu sürede dünya bir yanda durdu ve izledi. Ölümden korkuyorum. Ölüm her yanınızı sardığında, sürekli bir yoldaş olduğunda da ölümden korkuyorsunuz. Özellikle çocuklarım için korkuyorum. Geceleri yataklarına yatırdığım, sabahları uyandırdığım o güzel yüzlerin, her şeyden çok sevip taptıklarımın insan hayatına hiç değer vermeyen işkenceciler ve katiller tarafından öldürülmelerinden korkuyorum. Bahtsızlığımız yüzünden Tanrı 'yı suçladığım anlar oldu. Yardımı için yalvardığım, umutsuzluk içinde ona seslendiğim. Ve ondan yardım gelmeyince ona kahrettim. Oysa Tanrı'nın suçlanmaması gerektiğini öğrendim. Toplama kamplarında insanın insana uyguladığı zulümle ilgili bir soruyu hatırladım. Soru soruldu: "Söylesenize, Auschwitz'de Tanrı neredeydi? " Ve yanıt geldi: "İnsan neredeydi ?" Çünkü bu kötülüğü sadece insan yaptı. Ne Tanrı, ne din, ne Tanrı ya da din adına hareket eden insanlar. Sadece basit insan. İnançlarına veya ırklarına bakmaksızın, herkese ıstırap çektiren insanlar: Sırp, Boşnak veya Hırvat. Hıristiyan ya da Ortodoks, Müslüman ya da ateist. İdraki aşan, bağışlamanın ve pişmanlığın ötesinde bazı cinayetler vardır. Cezasız kalan ve ders alınmayan cinayetler. Böylesi cinayetler işleyenler çoğu zaman aramızda dolaşmayı, insanlığı kötülükleriyle lekelemeyi sürdürüyor. Onun için bu günlüğü ailemi infaz eden insanların da yakalanması umuduyla yazyorum. Günahlarının dünyaya haykırılacağı umuduyla. Çünkü eğer yakalanmazlarsa, ceza görmezlerse, o zaman hiçbirimiz için umut kalmadı demektir. Bu, benim ailemin öyküsü. Kocam David'in ve benim, kızımız Carla'yla oğlumuz Luka'nın öyküsü. Ve nefretle sonlanacak olmasına rağmen, sevgiyle başlamıştı. Tanrım, yalvarırım, Saraybosna, Vukovar ve Srebrenitsa gibi kent ve kasabaların adları anılırken, Omarska ve Manyafça ölüm kamplarının ve inançlarına ve ırklarına bakılmaksızın masumlara kötülük yapılan her neresiyse, adları insanlık tarihinin karanlık sayfalarından çağırılırken, benim sözlerim de hatırlansın. Bunu başarabilirsem, sözlerim başkalarında yaşamayı sürdürürse ve adalet yerini bulursa, belki o zaman ölümden korkmam. Çünkü geride bıraktıklarımızın kalplerinde yaşamak, ölmek değildir. Sayfa 79
Edebiyat & Roman
Son TanıkGlenn Meade · Kırmızı Kedi Yayınları · 2014804 okunma
·
170 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.