BİZ BİR, ONLAR BİN!
8/10
·320 syf.··
Beğendi
·
2025 98. kitabı
·
21 günde okudu
·
Okunma: 23 Kasım 2025 23:33
Herkese selamlar kitap dostlarım! Uzun zamandır okumayı planladığım, günümüzde hepimizin kolektif problemi olan dikkat eksikliğinin nedenlerini açıklayan ve konuya çözüm önerileri sunan çok merak ettiğim Çalınan Dikkat kitabını okumuş bulunmaktayım. Hazırsanız ben de beş dakikalığına dikkatinizi çalıp size incelememi okutmak istiyorum. :)) İçinde bulunduğumuz çağın en büyük bireysel problemi nedir diye sorarsam birçoğumuzun aklına gelen ilk şeylerden birisi muhtemelen odaklanamamak, dikkat eksikliği olur. Benim de muzdarip olduğum bu konuyla ilgili olan Çalınan Dikkat kitabını Beyhan Budak ’tan duymuştum ilk olarak. Günümüzün dijital çağında, sosyal medya uygulamalarının hayatımızın merkezinde olduğu bu dönemde odağımızın dağınıklığının nedenlerini hepimiz az çok biliyoruz. Peki gerçekten bu kitabı okuyunca bana etkili çözüm önerileri sunacak mı diye tereddütlerim vardı okumaya başlamadan. Çünkü iş hayatından sevdiklerimizle iletişim kurmaya, alışverişten hastane randevusuna kadar her şeyin internet üzerinde yürüdüğü günümüzde; sosyal medyayı ve teknolojiyi hayatımızdan tamamen çıkarmamız mümkün değil. O yüzden merakla başladım kitabı okumaya ve gördüm ki dikkat eksikliğimin nedeni sadece benim bireysel tercihlerim değilmiş! Ben tek başıma sosyal medya detoksları yaparak odağımı toplamaya uğraşırken karşımda dünyanın en zeki yüzlerce mühendisi benim dikkatimi çalmak için çalışıyormuş! Ayrıca sadece sosyal medya da değil; soluduğumuz havadan, yediğimiz gıdalara, kullanılan ilaçlardan, bozulan uyku düzenimize kadar birçok faktör varmış bizim kontrol alanımız dışında kalan ve dikkatimizi çalan… Kulağa ürkütücü geliyor di mi? Eee ne yapacağız şimdi dediğinizi duyar gibiyim :)) Gelin şimdi biraz kitabın derinine inelim… Yazarımız Johann Hari İngiliz bir gazetecidir. Kendisindeki ve çevresindeki dikkat eksikliğini ve odak problemini fark edip, insanların ekranlara ne kadar bağımlı olduğunun idrakına varınca teknolojik hiçbir aleti yanına almadan 3 aylığına uzak bir sahil kasabasına gider ve burada önce bir teknoloji yoksunluğu krizine girip sonrasında odağının nasıl da düzene girdiğini görünce bu konunun peşine düşer. Kasabadan döndükten sonra dünyanın dört bir yanında birçok uzman ile görüşmeler yapar. Apple, Microsoft, Facebook, Google gibi dev teknoloji şirketlerindeki mühendislerden tutun da doktorlara, gazetecilerden gıda mühendislerine, din adamlarından birçok farklı alandaki profesörlere kadar bir sürü uzman ile görüşüp çok geniş kapsamlı bir araştırma içine giren yazarımız bu süreci akıcı bir düzen ve üslup ile anlatmış kitabında. Bazı yerlerde tekrarlara düşmüş, bazı yerlerde gereksiz uzatmış olsa da genel olarak beğendim üslubunu, herkes sıkılmadan okuyabilir diye düşünüyorum. Hari’nin en çok üzerinde durduğu nokta şu: Bizim dikkat dağınıklığı dediğimiz şey, çoğu zaman kişisel iradesizlik değil; aksine sistem tarafından planlanmış, yönlendirilmiş ve sürekli körüklenen bir dikkat sömürüsü. Sosyal medya algoritmalarının bizi kişisel olarak takip edip ekrana daha çok nasıl bağladığı konusunu hepimiz az çok biliyoruz fakat kitaptaki yazılımcıların itirafları yine de tüyler ürpertti... Ve günden güne bu algoritmaların geliştirilip nasıl daha fazla dikkatimizi çaldığını da her güncellemeyle görebiliyoruz birazcık dikkat edersek. Sonsuz kaydırma özelliğinin yazılımını üreten mühendisin pişmanlığı gerçekten beni etkiledi. Düşündüğümüzde basit bir şey gibi duruyor ama eskiden sayfaların sonuna gelip devam etmek için ikinci sayfaya geçmemiz gerekir ve çoğumuz bırakıp o siteden çıkardık.. Artık seçenek bile sunulmuyor, adeta hipnotize olmuş bir şekilde aşağı kaydırıp duruyoruz. Bunların hepsi kapitalist sistemin bize bir şeyler satmak, bizi tüketime yönlendirmek için kullandıkları sistemsel yöntemler. Sistem bizi öyle iyi tanıyor ki daha bir şeyi dile getirmeden bile o şeyi araştıracağımızı tahmin edip önümüze çıkarıyor; birçoğumuz yaşamışızdır bunu.. İşte böyle böyle odağımızı dağıtarak, daha az düşünen daha çok ve de sorgulamadan tüketen varlıklar olup çıktık. Kulağa distopya gibi geliyor fakat bu bizim gerçeğimiz oldu.. Belki bir distopyanın içerisindeyizdir de farkında değilizdir, kim bilir? Yazar sadece teknolojiyi suçlamıyor. Uyku düzeni, stres, iş hayatının parçalı yapısı, yoğun tempo, eğitim sistemi, sürekli başarı beklentisi… Bütün bunların dikkatimizi nasıl parça parça kopardığını tek tek anlatıyor. İşin acı tarafı şu ki bu saydıklarımın hepsine modern dünyanın hızına yetişmek için mecburen uymak zorunda kalıyoruz. Mesela artık daha az uyumak moda oldu, modern iş dünyasında başarılı insanlar hep az uyuyormuş gibi lanse ediliyor diyor Hari.. Fakat bu da kapital şirketlerin bir oyunu çünkü: “Uyuyan birey bir şey tüketemez!” Dolayısıyla da sistem bizim uyanık kalmamızı istiyor. E yeterince uyumayınca doğal olarak odağımızı da toplayamıyoruz ve dikkatimiz eksiliyor. Yine hız çağının bizi inanılmaz yorduğunu , aynı anda birkaç şeye yetişmeye çalışmanın da dikkatimizi parçaladığından söz ediyor. Bir başka bir konu da yediklerimizin içeriğinden dolayı beynimizin kimyasıyla oynandığını ve sonuç olarak bunun da dikkatimiz üzerinde olumsuz etkileri olduğundan söz ediyor. Bunun gibi daha birçok faktör var kontrolü pek de bizim elimizde olmayan… Beni en çok etkileyen bölümlerden biri çocuklarla ilgili olan kısımdı. DEHB’nin (Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu) bu kadar yaygınlaşması ile ilgili yaptığı araştırmalar, konuştuğu doktorların söyledikleri çok çarpıcıydı. Çocukların oyun alanı bile sınırlandırılmışken, sokağa tek başlarına çıkıp özgürlüğün tadını varamıyorlarken, sosyalleşecek ortam sağlamayıp aksine ellerine tabletleri veriyorken; onlardan derin odaklanma beklememizin ne kadar gerçek dışı olduğunu anlatıyor. Peki ne yapacağız? Yazar’a göre bireysel olarak yapacağımız şeyler sınırlı. Uygulamalarımızın bildirimlerini kapatmak, belli saatlerde ekrandan uzak durmak, ara ara sosyal medya detoksu yapmak, yediğimiz gıdalara daha çok dikkat etmek gibi şeyler bireysel olarak yapabileceklerimizden bazıları. Fakat yazar diyor ki dikkatimizi sadece biz dağıtmıyoruz, onu bizden çalıyorlar! Yani bireysel olarak ne yaparsak yapalım, tek başımıza yüzlerce mühendis ile baş etmemiz mümkün değil. O yüzden toplumsal, kolektif bir mücadele gerektiğini söylüyor. Toplumun bu konuda bilinçlenip başkaldırması, uluslararası düzeyde bu yazılım, gıda vs. gibi şirketlere denetim uygulayıp dikkatimizi daha az dağıtacak şekilde düzenlemeler getirilmeli diyor. Yani başkaldırın diyor… İşte kitap yani yazar beni bu çözümler konusunda hiç tatmin etmedi. Bireysel çözüm önerilerini okurken; ee ben bunları zaten biliyorum ve yapmaya çalışıyorum dedim kendi kendime :)) Birçoğumuzun bildiği şeyler dışında pek de öyle aman aman bir çözüm önerisi bulamadım açıkçası. Bir de gıcık olduğum bir konu var.. Şöyle ki; yazar ara ara işi gücü bırakıp bir süreliğine sessiz bir yerlere gidip detox yapmamız, haftada 4 gün çalışmamız gibi tavsiyelerde bulunuyor. Johann kardeş herkesin senin gibi cebinde parası yok maalesef. Bir kitap yazıyorsan ve böyle her ekonomik düzeyde insanın problemi olan bir konuyu ele alıyorsan çözüm önerileri de herkese hitap etmeli diye düşünüyorum. Kolektif çözülmeli dediği konularda da pek bir umudum yok açıkçası. Şirketleri denetleyecek, yaptırım uygulayacak olan siyasi güçler zaten o şirketlerin kontrolünde. Dünyaya hükmeden böyle bir kapital düzen varken yazarın saydığı öneriler biraz ütopik geldi bana… Toparlayacak olursam kitap araştırmalarıyla, üslubuyla, oluşturduğu farkındalıkla kesinlikle okunmaya değer bir kitap. Bu konularda bir silkinme yaşamak isteyenler için ideal bir kitap. Herkese okumasını tavsiye edebilirim. Fakat çözüm noktasında zayıf kalmış maalesef.. Bana yazar da kitabın adıyla dikkatimizi çalmış ama içini tam olarak dolduramamış gibi geldi… Okuyanlarınız varsa sizin yorumlarınızı da merak ediyorum, paylaşırsanız sevinirim. Kitap ile kalın dostlarım.. Görüşmek üzere…
Edebiyat
Çalınan DikkatJohann Hari · Metis Yayınları · 20245,3bin okunma
··
2.178 Gösterim
3 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Bu kitabı okuması gereken koca bir ülke var ortada ama ne yazık ki anlamak istemeyen birşey anlayamayaz.Bu tarz kitaplarda demek ki üslup önemli kankam. Bizim ülkede bu ekonomik zorlukta biz gidelim bir kasabaya yaşayalım nasıl yapicaz yazarın yaptığını biz yapmayız maalesef 🥲 Uyuma kısmını böyle düşünmemiştim şimdi farkına vardım başarılı insanlar 4,5 saat uyur:neden dediklerini - pırıltı geldi 😁 Ali Osmanda var kitap alayımda yeni yıl okuyayım 😁 Eline , emeğine sağlık kankam 📚✨
Emine İnen
Gönderi Sahibi
Yücel Ünal Ahahhahah goygoy yapmaktan kitaba vakit kalmıyor tabii 🤭😂
Bakın ne kadar da hazırcıyız ,yazar çözümü de söylesin ( doğrusu ben de öyle bekliyorum 🙂)Herkes çözümü kendi bulmalı ,sonra bulduğumuz ve başarılı olduğumuz çözümleri paylaşmalıyız böylece belki bir kolektif şuur oluşabilir.
Emine İnen
Gönderi Sahibi
Öncelikle teşekkür ediyorum vakit ayırıp incelememi okuduğunuz için Semiha Hanım 🍀 Onlarca farklı başlıkta, işin uzmanlarıyla, profesörlerle birlikte çalışmış yazar kitabı yazarken. Dolayısıyla böylesine bir donanımla birlikte çözüm yolları üretmek çok daha sağlıklı ve verimli olacağından kendisinden beklenti içine girmek çok normal ve de gerekli diye düşünüyorum incelememde de belirttiğim gibi. Evet bireysel çözümlerimiz de olacak tabii ki fakat bu kadar salgın derecesinde bir rahatsızlığın sadece bireysel önlemlerle çözüleceğini sanmıyorum açıkçası…
Okudum, çözüm yeterli olmasa bile farkındalık yaratması adına güzel bir kitap..
Emine İnen
Gönderi Sahibi
Kadir Korkmaz Kocaman bir amin diyelim. 🙏📚