Dinler ve ideolojilerin dışında, reklam firmaları da kurmacalara ve yalan haberlere bel bağlıyor. Markalaşma, çoğunlukla aynı kurmaca anlatının, insanlar bunun gerçek olduğuna ikna olana kadar tekrar tekrar anlatılmasını gerektiriyor.
Coca-Cola deyince aklınıza ne tür imgeler geliyor? Spor yapıp birlikte eğlenen sağlıklı gençler mi? Yoksa hastane yatağında yatan aşırı kilolu diabet hastaları mı? Sürekli Coca-Cola içmek sizi ne genç kılar ne de atletik, olsa olsa obez ve diabetli olma şansınızı yükseltir. Fakat Coca-Cola kendisini gençlik, sağlık ve sporla özdeşleştirmek için yıllar boyunca milyarlarca dolar harcadı ve milyarlarca insanın bilinç altına bu bağlantıyı yerleştirdi.
Gerçek şu ki, hakikat hiçbir zaman homo sapiens gündeminin tepesinde yer almadı. Çoğu insan sanıyor ki, belli bir din veya ideoloji gerçeği yanlış naklediyorsa, bu din ya da ideolojinin mensupları, gün gelir durumun farkına varır çünkü daha keskin görüşlü rakiplerle yarışamazlar. Sonuçta bu da teselli edici bir mit. Aslında insanlar arasındaki işbirliğinin gücü, hakikat ve kurmaca arasındaki hassas dengeye bağlıdır. Gerçeği çok çarpıtırsanız, sizi gerçekçilikten uzak davranmaya iterek güçten düşürür.