Cerrah’tan bahsetmeden önce biraz kitabın yazarından bahsetmek istiyorum. Tess Gerritsen’la tanışmamı sağlayan kitap buydu. Yazarın biyografisini okuduğumda antropoloji okuduğunu daha sonra da tıp fakültesini bitirdiğini gördüm. Esasen ailesi yazar olmasını istemiyormuş. Tess Gerritsen doktorluk yaparken bir yandan da öyküler yazıyormuş. Öykülerinden biri ödül alınca yazmaya ağırlık vermiş. Tıbbi gerilim türünde yazmaya başlamış. Bu türde yazdığı ilk kitabı olan Hasat New York Times çok satanları arasına girmiş. Daha sonra Rizzoli&Isles serisini yazmaya başlamış. Bu seri o kadar çok ilgi görmüş ki bir televizyon dizisine uyarlanmış. Cerrah da bu serinin ilk kitabı.
Biraz da kitaptan bahsetmek gerekirse Cerrah, benzer örüntülerle işlenen cinayetleri ve bunun arkasındaki psikolojiyi(psikopatlığı desek daha doğru olur sanırım) anlatıyor.
Spoiler içerir!!
Katil hep aynı şekilde cinayetlerini işliyor. Aslında bunlar ilk cinayetleri değil, daha önce Savana‘da da dört kadını öldürdü. O zaman yalnız değildi bir ortağı vardı,Andrew Capra. İki ortak da tıp fakültesi öğrencisiydi. Cerrah daha sonra bir kadavraya yaptıkları yüzünden tıp fakültesinden ayrılmak zorunda bırakıldı ama bu psikopatlıkla Andrew nasıl mezun oldu orayı anlayamıyorum. Kurbanlardan biri olan Catherine Cordell bu durumu fark etmişti aslında. Capra’nın internken hocasıydı ve daha fazla bu bölüme devam etmemesi gerektiğini söylemişti. Bunun için gerekli görüşü bildireceğini söyledi. Capra durumu daha detaylı konuşmak için bir akşam Catherine’nin evine geldi. İçkisine Rohypnol koyarak onu etkisiz hale getirdi ve yukarıda bahsettiğim örüntüyü uygulamaya başladı. Ama Cordell onu bir anlık boşluğunda etkisiz hale getirmeyi başardı, daha sonra raporlarda da görüleceği üzere iki el ateş edilmişti hemen ikinci eli -öldürücü ateşlemeyi- kimin yaptığını söyleyeyim tabii ki cerrah. Zaten polisler rapordaki tezatlığı fark etmişti fakat evde başka biri olduğunu bilmiyorlardı bu kitabın sonunda ortaya çıkacak bir gerçek. Andrew, Cathrine’in vurmasıyla omuriliğinden yaralanmıştı. Bu halde bulunmak istemediği için Warren Heut’tan kendisini öldürmesini istedi.
Warren(cerrah), tıp fakültesinden kovulduktan sonra sağlık bilimleri fakültesini okuyup laboratuvarda çalışmaya başlamış. Kurbanlarını duygusal olarak hasarlı kadınlardan seçiyordu. Bu kadınlara iş vasıtasıyla ulaşıyordu. Catherine’le ilgili bir çok bilgiye de bu sayede ulaştı. Cerrah bir pikeristti. Aynı zamanda kana aşırı ilgi duyuyordu. Eline aldığı kan tüplerinden kanın sahibine dair karakter analizi yapıyordu. Okurken hayrete düşmemek işten bile değil. Üstelik kendisinin çok normal olduğunu savunuyor kandan hoşlanmayan insanların özünden uzaklaştığını söylüyordu.
Kitap o kadar dinamik ilerliyor ki her sayfasında farklı bir olay oluyor hiç beklenmedik yerlerden beklenmedik bilgilerle olay örgüsü yerine oturuyor, son sayfaya geldiğinizde gerçekten yapbozun son parçasını yerine koymuş gibi hissediyorsunuz.
Not: Cerrah bu kadar caniliğin arasında iyi bir şey de yaptı aslında, Moore ile Cathrine’in tanışmasına vesile oldu. İncelememi onlar ermiş muradına biz çıkalım kerevetine tarzında bitirdim :)