Merhaba arkadaşlar. Ne şartlarda okuduğumu benim bile hatırlamadığım bir eseri geride bıraktık. Unutmadan hemen bahsetmek istiyorum. Şimdilik 2 kitabını bulabildiğim Bragwen Ailesi ismindeki serinin 2 kitabından biri Aşık Kadınlar kitabı. Diğeri ise Gökkuşağı kitabı. Onu da ileride okuyacağız. Eğer üçüncü bir kitap daha varsa lütfen bu konuda bilgisi olan biri beni bilgilendirebilir mi? Bu tarz kitaplarda bir seri bilgisi bulmak o kadar da kolay olmuyor çünkü. Diğer yandan ben baştan söyleyeyim de, günlerdir okumak için kendimi çok zorladığım ve olay örgüsünün de bizleri çok fazla içine çekemediği bir eser diyerek lafı uzatmadan bitirebilirim. Şimdi yine de merak edenler için üzerinden 109 yıl geçen (3-5 gün daha beklesem 110 yazabilirdim) bu eseri detaylandıralım:
Kitap hakkında biraz bilgi verecek olursak (az evvel bahsettik) bizler bu kitabın 1916 yılında tamamlandığını görüyoruz. Oldukça erotik bir eser olması ise dikkat çekici. Tabi savaş yıllarında patlama yapacak bir roman olduğunu tahmin etmek zor değil. Bizde de alakasız biçimde sivil hayatta diğer romanların aksine tercih edilen bir roman olmayan Osman Aysu kitapları askeriye içinde çok fazla okunur. Tam da buna göre yazılmış desem inkar edemeyiz, nasıl inkar edeceğiz 100 yıldan fazla zaman geçmiş. Ama gel gör ki yazıldığı dönem toplumu için oldukça farklı türde bir eser olduğundan basılması 1921 yılına denk geliyor ve bu da savaş sonrası toplumu için yine farklı türde bir eser olarak karşımıza çıkıyor. Nedir bu anlam?
Öncelikle yazarın vermeye çalıştığı mesajı anlamak gerekiyor. Yani burada bahsettiği cinselliğin bedensel hazlar veya cinsel organların kullanılarak yapıldığı eylemlerden soyutlanması gerekiyor. Hayatın anlamı, itici gücü, kısaca varlığı olarak düşünmek gerekiyor. Ve kadınların da yaratıcı ruh olduğunun kabullenilmesi. Böyle olduğunda eser daha anlaşılabilir hale geliyor. Cinsellik dendiğinde tek bir çağrışım akıllara gelmesi tamamen yanlıştır. Bizler Ursula ve Gudrun Brangwen (ne garip isim acaba kullanılıyor mu hâlâ) karakterinden ‘Arayan Kadın’ tanımını öğreniyoruz. Bağımsızlık ve Özgürlük ne olmalıdır bunu anlamaya çalışıyoruz.
Kitabın yazıldığı dönemin çok sonrasında (70lere ve film endüstrisinin patlamasından hemen önceye kadar) birazcık boyun kısmı açık kıyafetlere bile Avrupa kadınlarının ne tepkiler verdiklerine dair kısa kesit videoları seyretme imkanı bulduysanız bu kitabın ne kadar tepki çektiğini tahmin edebilirsiniz. 1916’da tamamlanan ve 1921’de basılan bu kitabın aldığı tepki tahmin edilebilir. Gudrun daha modern denilebilecek bir kadınken Ursula ise daha çekingen ve arayış içinde olan ancak öğrenmeye meraklı bir tiptir. Daha uzun vadede onun yaşadıkları ise günümüz kadın toplumundaki ikiye bölünmenin net bir özeti gibidir. Bir grup tamamen özgür olduğunu ve her istediğini her şartta yapabileceğini söyleyip tamamen ‘Kullanılma Adayı’ olarak görülürken diğeri ise daha sakin ve uysal aynı zamanda ‘Kendini Kullandırmayan’ tiplerden olduğu için her daim daha başarılıdır. Buna itiraz edebilirsiniz ancak bu duruma itiraz etmeniz hiçbir şeyi değiştirmeyecektir ne yazık ki. Zaman, doğruları uzun vadede hep ortaya çıkarır. Çünkü yapılan yanlışın veya doğrunun da temelinde bunu herkese duyurma ihtiyacı yatar. Eğer bir şey yapacaksanız bunu herkese duyurmanıza gerek yok. Ve bu tamamen saçma. Bir başkası içinse daha mantıklı bir şey olmayabilir. Yapacak bir şey yok. Biraz daha zaman geçince kimin daha doğru söylediği anlaşılacaktır.
Yine kitaba baktığımızda bizler diyalogların çok önemli olduğunu görüyoruz. Çünkü burada ne polisiyelerde alıştığımız aksiyona ne macera kitaplarındaki heyecana ne de bilim kurgu kitaplarındaki meraka sahibiz. Biz burada diyaloglar özelinde aslında hepimizin (neden inkar edelim ki) daha önce ve günümüzde konuştuğu ve yarınlarda da konuşacağı hemcinslerimizle ve karşı cinsle olan durumlarımızı, sevgimizi (aşk demiyorum), cinselliği okuyoruz. Aynı zamanda yazıldığı dönemin kadın hakları, kadın özgürlükleri ve kadınların eşitlik seviyeleri tartışılır. Yukarıda da belirttiğimiz kadının yaratıcı güç olarak kabul edilmesinin temelinde de bu vardır. Üstelik 50’li yıllarda kadınlar hala haklarını almak için isyanlar ederken mitingler düzenlerken bundan 30 yıl öncesinde böyle bir eser kaleme almak da cesaret ister. İstemez mi?
Bu arada, yalnızca kadınları eleştirdiğimiz, onları yerdiğimiz düşünülmesin. Erkekler ve onların davranışlarını da beğenmiyorum. Günümüzde böylelerinin çok fazla olması da benim sinirimi bozuyor. Hatta bir erkeğin yalnızca bir kadına ait olmak varken bahçedeki bütün çiçeklere ilgi duyması beni geriyor. Bu sebeple ilişkimi kestiğim insanlar da mevcut. Aynı zamanda yine yazıldığı dönem için var olan, oldukça popüler olan ve gizli yapılıp açığa çıkarılmayan erkekle erkek arasındaki eşcinsel eğilime vurgu yapılması ve iki erkeğin yakınlaşmasının anlatılması detayı da oldukça önemli benim gözümde.
Herkese, hepimize mutlu akşamlar dilerim..
İncelemeler:
#44393159#290427507#290939181#291133155
Okumalar:
Aaron’ın Asası
Adaları Seven Adam
Ak Tavus Kuşu
Anka Kuşu
Aşık Kadınlar (Brangwen Ailesi Serisi 2)
Hepimize iyi okumalar dilerim..
Aşık KadınlarD. H. Lawrence · Bilge · 1986303 okunma