"Kesilir nefesimiz ama kalbimiz atar."
10/10
·135 syf.··
Beğendi
·
2025 143. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 29 Aralık 2025 01:12
"Hangi çiçek düştü cennetten, Ve hangi alev yükseldi ki cehennemden, Kalbin sessizliği bozuldu Bu nefes kesen sevinç ve korku yüzünden." Halil Cibran Kalbin sessizliğini bozan sevinç ve korku... Eserin bir şiirle anlatımı mümkün olsaydı, bu dizeler yardım edebilirdi bize... Hayatınızı özetleyen öyküler vardır; hiç tanımadığınız yerlerden hiç görüşmediğiniz insanlardan ve hiç konuşmadığınız cümlelerden ibarettir ama aslında baştan sona sizi anlatır... Bulduğunuz, farkında olmadığınız, sizi varlığıyla şaşırtan şeylerdir. Bu öykülerde asıl ilginizi çekeceğini düşündüğüm şey doğal olanın içerisindeki olağanüstülüğü size gösterme çabasıdır. Hepimizin içinde doğaüstü birtakım gerçekler var ve bunlar aslında gündelik hayatın bir yerinde gizlice varlığını sürdürüyor... Anaokuluna giden oğlumun bugünkü çalışması kağıttan bir fener yapmaktı fener şeklinde kesilmiş bir kağıt iki farklı karakterde kağıdın arasına konulduğunda birdenbire ortaya şekiller ve görüntüler belirmeye başlıyor bunu soranlara çok da telaffuz edemese de renkli asetat kağıdına resimler çizildiğini ve altına da siyah fon konulduğunda, beyaz bir kağıt fenerle, böyle sürpriz görüntüler ortaya çıktığını anlatıyor :) Asetat kağıdının altına konulan siyah zemin aslında hayatın ta kendisidir. Çünkü akıp gitmektedir ve hepimiz bunu böyle görmek isteriz ama günün birinde birisi kağıt fenerini alır ve dalar aramıza ve görürüz ki aslında hayatın içerisinde çok farklı sahneler boy göstermektedir. Yazınsal serüvenin mihenk taşı, belki de okurun 'kendini kabül etme' sine verdiği destektir. Bir anlamda Michelangelo Fenomeni'ni görünür kılar... Belkide en güçlü yönelimlerimizden birisi; ideal benliğe ulaşma ve kendimizi gerçekleştirme arzusu... Bunun farkına varabilen insanlar, yani aslında neleri önemsediğimizi, hangi konularda yetenekli olduğumuzu ve neyin bize gerçekten iyi gelebileceğini görebilen insanlar bize gizlice destek olabilir, bize uygun alanlar açıp, önümüzdeki engelleri omuzlayıp, ellerinden geldiğince imkânlarımızı genişletebilirler... Michelangelo bir heykeltraş ve eserlerinde taşların ve mermer blokların içinde uyuyan, gizlenen ideal şekilleri ortaya çıkarmak için taşın fazla kısımlarını oyarak çıkardığına inanmaktadır... Bu noktada yazarın tutumu, okurun benliğinin şekil almasına ciddi katkılarda bulunur, ya da geri dönüşü olmayan izler bırakır... Baykuş Avazı, güçlü etkiler bırakabilecek bir eser; İlk öykü kitabını okumuş arkadaşlar, bu eserde Gülnaz Eliaçık Yıldız'ın daha çok gerçeküstü öyküler çalıştığının farkına varacaklardır. Size izlediğiniz filmlerden en çok hangilerini anımsıyorsunuz diye bir soru sorsam bana sizi altüst eden filmlerden söz edeceksiniz. Çünkü ne kadar derinlere yürürsek yürüyelim, ne kadar olağanüstü keşiflerde bulunursak bulunalım bilinç; yetersiz, yüzeysel, toy ve cüretkârdır... Saplantılara gömülmenin en kestirme yolu en olmayacak düşüncenin kesinliğine inanma konusundaki yersiz ısrarımızdır. Düşüncelerin her idrak seviyesinde ayrı birer düşünceye dönüştüğü gerçeği de oldukça düşündürücüdür :) Bu öyküler bir rüzgârın ıslığıyla selamlıyor sizi, yüzyıllık hikâyelerin uğuldadığı, kâh incelmiş bir yer altı suyu gibi ağır aksak, kâh coşkun bir şelale gibi ürkünç adımlarıyla insanı tasvir eden mağaralardan içinize yankılar isabet ediyor. Yine o eğlenceli ve akıcı ûslubun, bize gösterdiği hâkikât, hergün daha gözünü açmadan şuurunu gündeme açan yığınların, trajik, trajik ve yine trajik cinneti üzerine... Yalanın kasırgasına uğrayan harabelere ve varlığın yokluğuna değinirken yara açıyor belleğinizde... 'Aşırı verici olma' 'Yerini asla bulmayacak bir incelikte diretme.' 'Başkalarını kendinizden çok sevdiğiniz fikrinde avuntu bulma.' 'Kendinize, sevgi dolu, iyiliksever, kusursuz anne... gibi roller verme.' Bütün bunlar yüzleşmeniz gereken durumlardır... Baykuş Avazı; nasıl güneş, yerçekimine rağmen, bitkilerin ve ağaçların olgunlaşıp yeryüzüne yükselmesini, ve canlı kalmasını sağlıyorsa, ruhumuzdaki karanlıklara karşı, -yerçekimi gibi bizi dibe çeken, derinlerimizdeki kötülüğe rağmen- içimizdeki bilge ışığın yükselişini resmediyor... Hölderlin, şiirin Mutlak tinin kendisini, deha aracılığıyla tekil ve biricik olanda gösterme etkinliği olduğunu söyler. Şiir, bir öykünün içinde akan iç denizdir bana kalırsa... Öykünün sustuğudur şiir... Keyifle okuyun... Başlık için bkz: #292095535
Öykü
Baykuş AvazıGülnaz Eliaçık Yıldız · Şule Yayınları · 202520 okunma
··1 alıntı·
4 +1'leme
·
2.139 Gösterim
3 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Gülnaz Hanım'ın öyküleri suya bırakılan bir taş gibi Eylül Hocam. Gerçeğin içinden de gelse üstünden de gelse, ortak bir yönü var. Sessizce derine iniyor. Gülnaz Eliaçık Yıldız öyküleri diye bir kavram gelişiyor adım adım. Ben şimdiden üçüncü kitapta neler yazılacağını merak ediyorum.
Eylül Türk
Gönderi Sahibi
Öyküler hakkında sizin okumalarınız çok daha kapsamlı olduğundan, bu farkı daha net görebilirsiniz Resul Hocam. Hakikaten kendi öykü dilini oluşturdu, muazzam bir potansiyeli var👍 Sizin de katkılarınız ve ayırdığınız zaman çok kıymetli, emeğiniz vefa bulsun.
"El kuşu elden ele, gül kuşu gülden güle Baykuş virane sever, şahinler pervaz ile" Eserin ismi Yunus'un virane seven baykuşunu hatırlattı. Ama esas belirteci baykuşun avazından dinlemek gerekir sanıyorum. İyi bir öykü için her türlü avaz dinlemeye değerdir. :) Merak uyandırıcı bir eser ve muazzam bir inceleme ile teşrifiniz... Hoş geldiniz. Safâlarla. :)
Eylül Türk
Gönderi Sahibi
Yine size has inceliğinizle karşılamışsınız Rabia Hanım, çok teşekkür ederim :) Gülnaz'ın kalemini tanımanızı çok isterim.🌿 Hoşbuldum☺🌹
Her kelimem evvel yüz görümlüğünü senden alır. Bunun kitaplarım için büyük bir şans olduğunu bilirim ve hep şükrederim. İyi ki varsın avazımın şen sesi😊
Eylül Türk
Gönderi Sahibi
Sen de iyi ki varsın Kalemzenim, dilerim en kıymetli okurlara ulaşsın, daha nice eserlerini okumak ümidiyle... 🎗☺