Gülnaz Eliaçık Yıldız

Gülnaz Eliaçık Yıldız
@gulnazeliacik
Bir Talanın SevinciBir Talanın Sevinci Bozok Üniversitesi/ Yeni Türk Edebiyatı/YL Türkoloji
Türkolog
Yüksek Lisans
Yozgat
294 okur puanı
Haziran 2017 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
İkinci kitabım Baykuş Avazı çıktı. Duam odur ki ilk kitabim Bir Talanın Sevinci kadar çok sevilir. Baykuş benden uçtu okurunun dallarına konacak artık.
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Kalanoz.. ki hep gülüyordu kötü kötü.. üzerine yıldırım gibi ve tedbirsiz ve gerekeni yapamayacak kadar hızlı gelen, on dördüncü baharının eşiğindeki Bay Koca’yı.. hep kötü kötü gülerek.. çevik bir manevra ile boşa düşürdükten sonra.. hep gülerek.. yanından geçerken kılıçladı. Bay Koca artık yoktu. Ertuğrul beğ gazinin torunu Bay Koca artık yoktu. Savcı beğ ile Ayna Melek hatunun oğlu artık yoktu. Bânu Çiçek artık ağasızdı. Emine’nin adaklısı artık yoktu. Bay Koca gazi değil, şehitti; ana, ata duası böyle tutmuştu.
Sevgili Seher Kurkut Ekici'ye kitabım hakkındaki bu özenli inceleme için teşekkürler.

Seher Kurkut Ekici

@Raaayiha
·
Baykuş Avazı Hk.
Yazarımızın ilk kitabını da (sondan birkaç öykü hariç) okumuştum. Baykuş Avazı ile birlikte rahatlıkla söyleyebilirim ki; tekinsiz, karanlık, katmanlı ve derin imgesel evren, artık Gülnaz hocanın kendi üslubu ve kimliği haline gelmiş. Vermek istediği mesajı doğrudan anlatmayıp öylesine zarif bir şekilde "gösteriyor" ki; bunu yaparken duyulardan, eşyalardan, hayvanlardan ve büyülü gerçekçilikten ustalıkla yararlanıyor. Kitabın son bölümünde azalan imgelerle nefes alıyorsunuz. Bu kitapla birlikte, grotesk kavramını her yönüyle ve tam manasıyla öğrenmiş oldum. Metinlerin derin karanlığından bahsederken şunu da eklemeliyim: Yazar, anlatıyı beslemek için yer yer yerel ögeleri, geleneksel ritüelleri, yemekleri ve hatta mizahı kasıtlı bir şekilde kullanıyor. Karakterlerin travmaları üzerinden kurulan bu derinlik, onları okuyucunun zihninde ölümsüz kılıyor. Bazı öyküler insanın en yaralı, en zayıf ve en gizli yönlerine dokunuyor. Etrafımızda olup biten sarsıcı olayların imgesel olarak nasıl kaleme alınabileceğine dair aradığım tüm cevapları bu kitapta buldum. Özellikle hayvan imgeleri üzerinden karakter inşası, benim için yazarlık anlamında tam bir ders niteliğindeydi. Duygular o kadar gerçekçiydi ki; kendini yiyip bitiren karaktere üzülürken, ilk öyküdeki Süleyman’ın gözlerini sahiden oymak istedim. Gazze’ye ithaf edilen "İhbarname" öyküsü; maskeler, karpuz dilimleri, zeytin, incir ve tüm çaresizliğe rağmen kaybedilmeyen umutla hafızamda sarsıcı izler bıraktı. Kitaba adını veren baykuşun yer aldığı "Damların Efendisi" öyküsündeki ayna metaforu ve karakterin kimlik arayışı, ardından sonuna hüzünlendiğim "Horoz Bünyamin"... "Tuz Süt Yumurta" öyküsündeki Meryem ve anlatıcının ona tuz vermeyerek aslında kendi sonunu hazırlaması... Ve son öyküdeki kardeşin ölümsüzlüğü... Tüm
Entelektüel çalışma, en az yemek pişirmek, temizlik yapmak ya da çocuk yetiştirmek kadar önemli; barınak, güvenlik ya da sağlık hizmeti sağlamak kadar elzem; gerekli mal ve hizmetlerin sunulması kadar değerli; adaletin sağlanması kadar hayati bir sevgi dolu hizmet biçimidir."
Sayfa 31·Kitabı okudu
Puan vermedi·231 syf.·
2026 8. kitabı
Zena Hitz
6/10 · 43 okunma