Çok değil, bir an önce değil; sağlam ve gelecek zamanlar için!
Yaşayanlar değil, Osman Beğ -kendisi- hiç değil; Orhan için bile değil..
doğacak öteki çocukları ve Kayı’da ve öteki kardeş boylarda doğacak ve doğmuş çocuklar için bile değil; çok, çok ötelerdeki doğumlar ve zamanlar için!
Osman Beğ, artık, bunu kavramıştır. Osman Beğ, artık, haberlere ve haberlerin belirttiği yöreye ve yöre ötelerine ve çok, çok, çok büyük gördüğü dünyaya sadece, bu açıdan bakmaktadır; artık Osman Beğ yoktur; telâş yoktur, sabırsızlık yoktur, hırs yoktur, öfke yoktur: Artık daha çoğu değil; zaferin, kazancın daha çoğu değil, sağlamı.. çok, çok ötelerdeki zamanlar için.. ve, Ede Balı’nın deyişi ile, soy için, inanç için, amaç için!
Kalanoz.. ki hep gülüyordu kötü kötü.. üzerine yıldırım gibi ve tedbirsiz ve gerekeni yapamayacak kadar hızlı gelen, on dördüncü baharının eşiğindeki Bay Koca’yı.. hep kötü kötü gülerek.. çevik bir manevra ile boşa düşürdükten sonra.. hep gülerek.. yanından geçerken kılıçladı. Bay Koca artık yoktu.
Ertuğrul beğ gazinin torunu Bay Koca artık yoktu.
Savcı beğ ile Ayna Melek hatunun oğlu artık yoktu.
Bânu Çiçek artık ağasızdı.
Emine’nin adaklısı artık yoktu.
Bay Koca gazi değil, şehitti; ana, ata duası böyle tutmuştu.
Entelektüel çalışma, en az yemek pişirmek, temizlik yapmak ya da çocuk yetiştirmek kadar önemli; barınak, güvenlik ya da sağlık hizmeti sağlamak kadar elzem; gerekli mal ve hizmetlerin sunulması kadar değerli; adaletin sağlanması kadar hayati bir sevgi dolu hizmet biçimidir."
Osman Beğ, günde, en azından beş vakit, beşiğin yanında diz çöküyordu. Orhan uyuyorsa, kendi yaptığı beşiği okşuyordu. Ve Osman Beğ, beşiği, yapmak istediklerini okşar gibi okşuyordu. Ve, Osman Beğ, beşikte, sanki Orhan’ı değil de, Orhan’ın göndereceği müjdeleri görüyordu.
Osman Beğ suskundu.
Osman Beğ içine kapalıydı.
Osman Beğ yalnızlıklara kayardı.
Ve, Osman Beğ mutluydu: Orhan’ın beşiği başında oturduğu uzun dakikalarda Osman Beğ mutluluğun ta kendisiydi.