Abdülhamid: Aranan Casuslar, Yanındaki Adam
10/10
·344 syf.··
Beğendi
·
2025 90. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 31 Aralık 2025 14:43
Arminius Vambery ; filolog, coğrafyacı, etnograf, tarihçi, etnolog, politikacı, sahte imam, dilenci, yalancı bir derviş… İşte karşınızda Abdülhamid’in en çok güvendiği adamlardan biri olan Reşit Efendi. Yahudi kökenli bir anne babanın çocuğu olarak dünyaya gelişi, küçük yaşta babasını kaybetmesi ve daha çocukken büyük zorluklarla mücadele etmek zorunda kalması, anlatının temel eksenini oluşturuyor. Bu noktada Mücadelelerimin Hikâyesi ifadesi kitabın ruhunu doğru yakalıyor. Daha ilk bölümden itibaren gerçekten yoğun bir mücadele anlatısıyla karşılaşıyoruz. Ancak bu bölüm yalnızca bir yaşam öyküsü ya da seyahat öncesi hazırlık anlatısı gibi ilerlemiyor. Anlatı, sanki bir romanda bir karakteri takip ediyormuş hissi uyandırıyor. Vambéry, daha kitabın başında kendini yalnızca anlatan biri olarak değil, izlenen bir karakter olarak kuruyor ve ilk bölüm bu karakter anlatısıyla güçlü biçimde devam ediyor. Bunun en büyük sebebi, edebiyata duyduğu büyük tutkunun kalemine açıkça yansıması. Kitap onun için —ve aslında çoğumuz için— gerçekliğe katlanmanın bir aracı. Okuduklarıyla yaşadığı hayat arasındaki sert karşıtlık Vambéry’yi ikiye bölüyor: okuma onu yukarı taşıyor, yüceltiyor; hayat ise sürekli aşağı çekiyor. İnsanlara, romanlardaki karakterlere bazen acıyarak bazen alay ederek bakmasının kaynağını da burası veriyor. Vambéry, aynı zamanda belki de farkında olmadan iyi okur tanımını yapıyor. Okumak onun için yalnızca anlamak değil, metinle duygusal bir rezonans kurmak. Burada “çok kitap okudum” gösterisi yok; anlatılan şey kitapların onu nasıl dönüştürdüğü. Bu okuma deneyimi bir tür katarsise dönüşüyor. Okuma, yalnızca zihni değil benliği de dönüştüren bir süreç olarak karşımıza çıkıyor. Ortaya çıkan metin, güçlü bir roman tadı taşıyor; otobiyografik ama aynı zamanda seyahatname, felsefe, kişisel gelişim, din, politika ve tarih ile iç içe ilerliyor. Metni okurken zaman zaman tutarsızlıklar gözüme çarptı. Anlatı, farklı olayları ve deneyimleri doğal akışıyla ilerletmekten ziyade sürekli belli bir noktaya çekilmeye çalışıyordu. Satır aralarında çok önemli bilgiler yer alsa da bunlar çoğunlukla üstü kapalı biçimde verilmişti. Burada bilinçli bir yönlendirme hissi aldım ve kitabın sonuna doğru geldiğimde bu hissin ne kadar doğru olduğunu gördüm. Bazı şeyleri söyleyemediğini, çok farklı biçimlerde aslında itiraf ediyordu. Bu açıdan metnin dikkatli bir okuma talep ettiğini düşünüyorum. Kitabın sonunda yer alan Ek II – Bilimsel ve Edebi Etkinlikleri başlığı altında, kaleme aldığı on altı kitabı tek tek değerlendirdiği bölümde yalnızca kazandığı başarıları değil; başarısızlıklarını, sınırlı kalan katkılarını ve hatta yanılgılarını da açıkça dile getiriyor. Kendini aklama ya da parlatma çabası yok. Aksine, belirgin bir içtenlik ve mütevazılık var. Bu bölüm, bir insanın kendine dışarıdan bakabilmesi ve hatalarını dürüstçe ortaya koyabilmesi açısından özellikle dikkatimi çekti. Vambéry’nin bu öz eleştirel tavrı, kitabın geneline zaman zaman sinen kurgu ve yönlendirme hissine rağmen metni benim için daha insani ve daha saf bir noktaya taşıdı. Sekizinci bölümde Vambéry, din, uyruk ve toplum üzerinden hayata bakışını ve geçirdiği dönüşümü açıkça ortaya koyarken anlatı, yaşanmışlığın ötesine geçerek düşünsel bir hesaplaşmaya dönüşüyor. Bu kısımları okurken metin bana Lev Tolstoy ’un İtiraflarım ’ını hatırlattı. Aynı içe dönük sorgulama, aynı anlam arayışı ve aynı dürüstlük hissi vardı. Okur, karakteri tanıyarak onun zihinsel ve ahlaki dönüşümüne tanıklık ediyor. Burada en önemli mesele, bu metne önyargısız bakabilmek. Okuduktan sonra herkesin ne düşündüğü ayrı bir tartışma konusu. Ama bu kitabın bizim ülkemizde çok daha fazla okura ulaşması gerekiyor. Sahte imamlar ve şeyhlerle hâlâ sarılı olan bu ülkede, Vambéry gibi daha niceleri var.
Osmanlı'da Yahudi Bir Casusun AnılarıArminius Vambery · Dorlion Yayınevi · 202215 okunma
·
9 +1'leme
·
2.613 Gösterim
3 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Vambery…Sözlük Bilimi dersi almıştım oradan biliyorum hayatını. Asıl adı Armin Herman Wamberger..Kendisi 12 dil diliyor ve Türk- Tatar lehçesine ait bir sözlüğü tek başına yazmış. Abdülhamid zamanında ona “ sende onlardansın ( casussun) “ diyin aaaa olur mu bana en çok Türklerin borcu var ben sizdenim demiş birisidir 🤓Kaleminize sağlık güzel bilgiler ve yorumlar var…bu eseri bilmiyordum almak istediklerime ekledim…
Alper Turgay
Gönderi Sahibi
@nrmn97 bunu bir motivasyon olarak görürsen kitaplardan ayrı bir zamanın olmaz😉
Böyle güzel incelemeler okumak çok güzel. Osmanlı'nın en üzücü dönemleri bunu okumayı yüreğim kaldırmaz. Kitaptaki derin mesajı aldım. Ellerinize sağlık.
Alper Turgay
Gönderi Sahibi
Çok teşekkür ederim 🙏.
Abi bu kitabın yazarı da mı casus yani
Alper Turgay
Gönderi Sahibi
Selin anlamamış olabilirsin, ben karmaşık yazmış olabilirim. Rezil olacak bir durum yok😊.