Seçkinin Yalnızlığı, Sıradanlığın Kalabalığı..
7/10
·104 syf.··
2026 4. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 12 Ocak 2026 19:30
Seçkinlik ve Sıradanlık Üzerine, seçkin bireyin yalnızlık ve anlaşılmamakla iç içe bir yaşam sürmesinin kaçınılmaz olduğunu, sıradanlığın ise toplumun normlarını belirlediğini anlatan bir eserdir. Yazarın okurla nazikçe değil, doğrudan konuştuğu üslubuysa okuru teselli etmiyor, yumuşatmıyor, aksine yer yer insanın canını acıtan yerlerine dokunuyor. Fakat belki de bu yüzden bu kadar etkileyici ve doğru tespitler içeriyor. Sayfalar ilerledikçe, yazarın düşüncelerini değil, sanki uzun zamandır içimde dolaşan ama adını koyamadığım duyguları okuduğumu hissettim. Kitapta beni en çok etkileyen şey, yalnızlığın bir kusur olarak değil, bir tür içsel zenginlik olarak ele alınmasıydı. Schopenhauer yalnızlığı romantikleştirmiyor; onu kaçınılmaz, hatta gerekli bir durum olarak sunuyordu. İnsan ne kadar çok şeyse, o kadar yalnızdır gibi bir çıkarım ile, yalnızlığı seçkin bireyin yazgısı hâline getiriyordu ve burada anlatılan yalnızlık, dışlanmışlıktan çok, dünyayla aynı frekansta olmamanın sonucuydu sanki.. Öte yandan "anlaşılmamak" ise kitabın belki de en sessiz ama en güçlü teması idi. Schopenhauer, seçkin insanın anlaşılmamasını bir talihsizlik değil, neredeyse doğal bir durum olarak görüyor ve üstün olan, çoğu zaman sevilmez fikri, kitap boyunca farklı biçimlerde karşımıza çıkıyor. Bu satırları okurken ise; anlaşılmamanın insanı inciten değil, bazen onu koruyan bir mesafe olduğunu düşündürüyordu. Kitabın dili sert, hatta zaman zaman kibirli; ama bu sertlik bence yapay değil. Schopenhauer dünyayı olduğu gibi görüyor ve okurdan yani bizlerden de dünyayı aynı cesaretle görmeyi ve bu minvalde yaşamımıza yön vermemizi bekliyor. Mutluluk, toplum, başarı gibi kavramların içini boşaltırken, geriye yalnız ama düşünen bir insan bırakıyor. “Zekâ arttıkça acı da artar” düşüncesi, karamsar olduğu kadar ikna ediciydi mesela. Çünkü burada anlatılan acı, boş bir ıstırap değil; farkında olmanın keskin bir bedeli olarak hissediliyordu. Hülasa Seçkinlik ve Sıradanlık Üzerine’yi sevmemin nedeni, bana kendimi iyi hissettirmesi değil; beni anladığını hissettirmesi idi. Bu yüzden, kalabalıklar içinde yabancılaşan, düşüncelerini sadeleştirmek zorunda kalan ya da yalnızlığı bir eksiklik gibi yaşamaktan yorulan herkes için bu kitap, sessiz ama derin bir eşlikçi benim nazarımda. Schopenhauer, yalnızlığı güzelleştirmiyor; onun, doğru insan için anlamlı olabileceğini cesurca söylüyor. İşte bu dürüstlük ve beraberinde getirdiği düşünceler kitabı benim için değerli ve okunası kıldı. O sebeple yolunuz düşerse okumanızı tavsiye ederim, naçizane.. Meraklısına birkaç alıntı ekleyerek son veriyorum incelememe, sevgiler; Elmasların değeri nasılsa insanlarınki de öyledir: Nasıl ki elmasların belli bir büyüklük, saflık ve kusursuzluk derecesine kadar belli ve sabit bir fiyatı vardır, ama bu derecenin ötesine geçildiğinde paha biçilmez ve alıcısı bulunmaz ise... #293711400 ..deha bir kimsenin bu dünyadaki mutlu talihi için her zaman elverişsiz bir unsurdur; bundan dolayıdır ki Goethe, Tasso'ya şunları söyletir: "Her nerede bir defne tacı görseniz bilin ki Bahtiyarlıktan çok kederin bir işaretidir bu." #293712705 Lal taşı kıymetli taşlar arasında ne ise deha da diğer insanlar arasında odur: Lal taşı kendi ışığını yayar, halbuki diğer taşlar ancak aldıkları ışığı yansıtırlar.. #293717231 Bütün kavramlar, düşünülen her şey aslında soyutlamalardan, dolayısıyla sezgiden kısmi tasarımlardan ibarettir ve sadece düşünmemizin bir şeyi ayıklamasıyla oluşmuşlardır. Her derin bilginin, hatta gerçek bilgeliğin bile kökü eşyanın sezgiyle kavranışına dayanır. #293748403 Akıl ile irade arasındaki bağın gevşediği durumda akıl kendi doğal kaderinden yüz çevirecek, iradenin hizmetini savsaklayıp ihmal edecektir #293791850 bir kere dünyanın safi tefekkürüne kendisini veren her ruhta, her ne kadar gizli ve bilinçsiz de olsa, eşyanın, hayatın ve varoluşun hakiki doğasını anlama arzusu uyanmıştır.. #293794316 ..çoğu insan bir yanlış fikirler yumağını-kuruntuları, hevesleri, önyargıları, garip merakları, tuhaf tutkuları bütün hayatı boyunca bir yük olarak omuzlarında taşıyıp durur.. #293812784 Önce kavramları-fikirleri sonra sezgisel kavrayışları elde ederek zihnimizin tabii gelişimine tamamen aykırı hareket ediyoruz; çünkü çocuğun kendi ayırt etme melekelerini geliştirmek ve ona kendi kendisine düşünmeyi ve değerlendirmeyi öğretmek yerine öğretmen, onun bütün enerjisini, zihnini başka insanların hazır düşünceleriyle tıka basa doldurmak için kullanmaktadır. #293811710 Bir dilin sesi ancak onu anlayan kimse tarafından işitilir.. #293814987 Bir insanın çehresi onun ne olduğunu tam olarak dışa vurur ve bu eğer bizi yanıltırsa hatayı başka bir şeyde değil kendimizde aramalıyız.. #293816205 Günümüzde her yerde insan hayal edilemeyecek kadar büyük bir özenle bedeni ve bedeninin ihtiyaçları peşinde koşmaktadır; saygı şöyle dursun hiçbir şekilde en küçük bir nezaket ya da himaye görmeyecek tek şey düşünen kafa mıdır? #293826393
Edebiyat
Seçkinlik ve Sıradanlık ÜzerineArthur Schopenhauer · Say Yayınları · 20161,208 okunma
··
216 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Dehayı lâl taşına benzetmesiyle ilgili Bkz: #211091859 ☺ Sanskritçe 'muni', sessiz kişi manâsındadır. Derin sessizliği arzulayan bilgeler için kullanılan bir sıfattır. Seçkinler şunu anlamıştır; anlam sunulmuştur, kazanılmamıştır. Düşünceden kurtulmadan, asıl sessizliğe varmanın bir yolu yoktur. İncelemenizi keyifle okudum, özellikle 'Deha'nın yalnızlığı ve çileleri üzerine çıkarımlarınız güzeldi. Vaktinize bereket :)
Naifî ⸙
Gönderi Sahibi
Teşekkür ederim, bilmukabele efenimm, sevgiler :)