Gönderi

Puan vermedi·272 syf.··
2018 29. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 02 Mayıs 2018 20:33
Bu kitap hakkında ne söyleyeceğimi kaç gündür düşünüyorum. Çok değişik bir kitaptı. Okuduğum en ilginç kitaplardan biriydi hatta. Bitirdiğimde bu kitabı anlatmayı çok istedim. Ama nasıl anlatacağımı bilemedim. Artık bir şekilde ortasını bulmaya çalışacağım :) Öncelikle kapaktan bahsetmek istiyorum. Kapaktaki görsel Picasso’nun Minotorların Kralı adlı eseri. Bu önemli zira Minotor bu kitapta önemli bir temsil. Bilmeyenler için kısaca bahsedeyim- kitapta da bahsediyor zaten. Minotor, Yunan Mitolojisinde, Kraliçe Pesiphae’nin bir boğayla ilişkisinden doğan bir çocuğudur. Bir ihanetin temsilidir. Yarı insan yarı boğa şeklindedir, karanlık bir labirente hapsedilmiş ölümü beklemektedir. Minotor, birçok edebi eserde saf kötü olarak yerini bulur: Dante, Cehennemi’nde onu yedinci katın girişine yerleştirmiştir mesela. Vergilius ise onun için ‘korkunç birleşmenin çifte suretli meyvesi / doğa dışı şehvetin daimi hatırası’ demiştir. Bunun gibi örnekler kitapta bolca var. Yani Minotor saf bir kötü; bir yanlışlığın, bozukluğun hikayeleştirilmiş hali… Peki ya öyle değilse? Ya herkes Minotor’u yanlış anladıysa, ya Minotor masumsa? Aslında hepimizin içinde küçük bir Minotor parçası varsa? Olabilir mi böyle bir şey? Belki… 'Hikayeyi yazana, anlatana ve yaşayana bağlı bu'… Evet. Minotor kitap için önemli ama kitap bundan ibaret değil. Bu kitap bir labirent zamanın ve mekanın birbirine karıştığı, neyin ne olduğunu şaştığı karanlık bir yer. Ama bize sandığımız kadar yabancı da değil. Aslında çoğu zaman yollarımız Minotor’un hapsolduğu o labirentle çakışıyor. Aynı karanlıkta biz de kalıyoruz. Bu arada bu labirent yolculuğunda bize yazarın kendi adını verdiği Georgi eşlik ediyor. Georgi, insanların anılarını ziyaret ediyor. O anıları, onlarla birlikte tekrar yaşıyor. Anılarda yolculuk yapamadığında, anıları topluyor. Hikayesi olanlardan hikayeler satın alıyor. Burada bir an düşünmüştüm, ‘benim bir hikayem var mı’ diye. Bu adam benim karşıma çıksa ve hayatımın içinden bir hikaye istese ona ne anlatabilirim diye… Hayatının bir hikayesi olması insanın kendisi adına bir zenginlik sanırım… Ama her hikayenin mutlu olmadığı da bir gerçek. Zaten zenginlik ve mutluluğun aynı şey olduğunu kim söyleyebilir ki? Dediğim gibi bu kitaba sadece bir roman olarak bakmamak gerek. Çünkü kendinizi süren bir olay akışının peşinde sürükleyemiyorsunuz. Yön değiştiriyor sürekli. Farklı bakış açılarından bakmaya zorluyor sizi. Empati bu kitaptaki ana unsurlardan biri. Keyif alıyorsunuz bundan ama aynı zamanda yoruluyorsunuz. İnat ettiğiniz zaman ise bir şeyler kaçırıyorsunuz. Dedim ya bu kitap bir labirent. İçinden çıkmak için, labirenti çözmek için dikkatli olmak gerekiyor. Labirente savaş açmak yerine ona uyum sağlamak gerekiyor. Belki de bütünleşmek gerekiyor… Bir çırpıda çıkamıyorsunuz o karanlık yerden. Boğuluyorsunuz sanki...Ben okuma sürecimin bu yüzden uzun sürdüğünü düşünüyorum. Odağımı kaybettiğimi anladığım anlarda bu nedenle kenara koydum kitabı, sonra tekrar açtım; önceden beni boğan yerden bu defa keyif aldım. Aslında benim için uygun zaman olmadığını ve sonra okumam gerektiğini düşündüğüm anlar olsa da, bu şekilde okuduğum için mutluyum. Koşmak gibiydi bu kitap benim için. Depar atınca nefes nefese kalırsınız ve birden kesilir nefesiniz, bırakıverirsiniz ya. O yüzden ritmik adımlar, düzenli nefes ve kondisyona ihtiyacınız vardır… Öyle bir şeyler…
Hüznün FiziğiGeorgi Gospodinov · Metis Yayınları · 20171,472 okunma
··
4.171 Gösterim
5 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Düşüncelerime tercüme olmuş çok güzel anlatım
Bu kitap listemde yer alıyordu. Artık okuma zamanım gelmiş. Teşekkür ediyorum:))
İclâl
Gönderi Sahibi
Ben teşekkür ederim :))
Ne kadarda güzel anlatmışsınız,teşekkürler 🌸
İclâl
Gönderi Sahibi
Ben teşekkür ederim :)
İzmir grubunun Ağustos buluşması için seçtiği kitap :)
İclâl
Gönderi Sahibi
Çok güzel seçim olmuş :)) Minotor'un labirentini sevmeniz dileğiyle :)
Benim de merak ettiğim bir kitap daha önce Esengül Hanım okumuştu da aklımda ne zamandır, siz de çok da ilgi uyandırıcı şekilde yazmışsınız. Elinize sağlık. Ayrıca gittim kendime A'dan Z'ye Dünya Mitolojisi ni aldım, okumaya başladım bir güzel öğrenmek için. Bir müzeye gidiyorsun, eski bir çağ hakkında bir şeyler öğrenmek istiyorsun, klasik şiirlere bakıyorsun, psikolojik yazılara göz atıyorsun her yerde mitler :)
İclâl
Gönderi Sahibi
Çok iyi yapmışsınız valla. Ben de düşünüyorum öyle bir şey almayı. Dediğiniz gibi her yerde mitler: Yunan mitolojisi, mısır mitolojisi, kelt mitolojisi.... İmgeler, allegoriler, göndermeler olarak çıkıveriyor birden ve baya da ilgi çekiciler. Hatta ben de bir ara baya sarmıştım mısır mitolojisine :)) Çok teşekkür ederim yorumunuz için :)