Gönderi

8/10
·356 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 17 Ocak 2026 12:24
"İnsan ruhunun en az tahammül edebildiği şey saadettir. Istırabın içinden geçeriz. Tıpkı çalılık, taşlık bir yolda yürür, bir bataktan kurtulmağa çalısır gibi ondan sıyrılmağa çalışırız. Fakat saadeti bir yük gibi taşırız ve bir gün farkında olmadan yolun bir ucunda, bir köşeye bırakıveririz." Sayfa 189 Huzur, Ahmet Hamdi Tanpınar'ın (1901-1962) ilk romanı olup, ilk defa 1948 senesinde Cumhuriyet gazetesinde tefrika ediliyor. Kitap olarak ilk baskısı ise 1949 senesinde yapılıyor. Roman dört bölümden oluşuyor. Bölümlerin isimleri kahramanlarından geliyor. Sırasıyla; İhsan, Nuran, Suad ve Mümtaz. Eser, ağırlıklı olarak ikinci dünya savaşının hemen öncesinde 1930'ların ikinci yarısında ve İstanbul'da geçiyor. Hikâyeyi okurken ikinci dünya savaşının ayak sesleri de yer yer çınlıyor. Mümtaz, eserin ana kahramanı. Tanpınar, hikayesini anlatırken Mümtaz'ın omuzlarına bir nevi kamerasını koyuyor ve okuru İstanbul içinde tarihî bir geziye çıkarıyor. Ve bu gezi de mûsıkiyi de ihmal etmiyor Tanpınar, arka fonda sürekli bir mûsıki terennüm ediyor. Adalar, Boğaziçi, Üsküdar, Suadiye, Kandilli, Çengelköy, Kanlıca, Emirgan, Eminönü, Beyazıt, Şehzadebaşı, Şişhane, Beyoğlu, Taksim, Beşiktaş, Kocamustafapaşa.... gibi bir çok muhiti gezdiriyor bize. Tanpınar'ın hayat hikâyesine baktığımızda Mümtaz ile bağlantılar görüyoruz. Meselâ çocukluğunun geçtiği şehirler içerisinde Siirt ve Antalya'nın da olması ve genç yaşta tıpkı Mümtaz gibi İstanbul'a gelmesi gibi. Spoiler vermemek için burada daha fazla detaya girmiyorum. Hikayenin merkezinde aşk var; Mümtaz ve Nuran. Hikayenin derdinde ise insan var; insanın hayalleri, hayal kırıklıkları, saadeti, kavuşmaları, ayrılıkları, arzuları, hesapları ve de tabi ki ölüm. Kahramanların sohbetlerinde, gezilerinde geçen bir çok psikolojik tahliller de var. Eserde hoşuma gitmeyen bir kaç husus da oldu. Bunlardan ilki bir kaç yerde geçen "tanrılar" ifadesiydi ve bir yerde de "deniz tanrısı" geçiyordu. İkincisi ise yer yer kurulan "rakı sofraları", bu da böyle bir metin de yer almasaydı eser benim için daha bizden olurdu. Bu tenkidimi de yapmak istedim. Eserin dili gerçekten muazzam. Edebi seviyesi çok yüksek. Bir tane bile uydurma kelime kullanılmamış. Hatta, yerine göre husus, bahis, mevzu diyerek kullandığımız bu güzel kelimeler yerine sonradan uydurulan "konu" kelimesini de yazar olması gerektiği şekilde kullanmış ve bir cümlesinde konu komşu demiş. Yazarın hikayeyi anlatışında şu da dikkatimi çekti: Mutluluk ve kavuşmalar yaz mevsiminde; hüzün ve ayrılık güz mevsiminde; ve ölüm kış mevsiminde geçiyor. Son olarak şuna da değinmeli: Romanın ismi neden Huzur? Çünkü insan evladı en çok da sahip olmadığı şeyi arzular... Herkese faydalı okumalar dilerim.
HuzurAhmet Hamdi Tanpınar · Tercüman Yayınları · 196421,3bin okunma
··
285 Gösterim
2 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Çok güzel bir inceleme, eleştiriler de tam yerinde... Okuyacaklarımın listesine ekledim.
Serdar
Gönderi Sahibi
Çok teşekkür ederim. Şimdiden iyi okumalar diliyorum.
Roman ne çok konuya değinmiş. Mevsimlerle duyguların değişiminin vurgulanması hoşuma gitti. Listeme aldım. Teşekkür ederim 🌟📚
Serdar
Gönderi Sahibi
Yorumunuz için ben teşekkür ederim. İyi okumalar dilerim :)