Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

8/10
·356 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 17 Ocak 2026 12:24
"İnsan ruhunun en az tahammül edebildiği şey saadettir. Istırabın içinden geçeriz. Tıpkı çalılık, taşlık bir yolda yürür, bir bataktan kurtulmağa çalısır gibi ondan sıyrılmağa çalışırız. Fakat saadeti bir yük gibi taşırız ve bir gün farkında olmadan yolun bir ucunda, bir köşeye bırakıveririz." Sayfa 189 Huzur, Ahmet Hamdi Tanpınar'ın (1901-1962) ilk romanı olup, ilk defa 1948 senesinde Cumhuriyet gazetesinde tefrika ediliyor. Kitap olarak ilk baskısı ise 1949 senesinde yapılıyor. Roman dört bölümden oluşuyor. Bölümlerin isimleri kahramanlarından geliyor. Sırasıyla; İhsan, Nuran, Suad ve Mümtaz. Eser, ağırlıklı olarak ikinci dünya savaşının hemen öncesinde 1930'ların ikinci yarısında ve İstanbul'da geçiyor. Hikâyeyi okurken ikinci dünya savaşının ayak sesleri de yer yer çınlıyor. Mümtaz, eserin ana kahramanı. Tanpınar, hikayesini anlatırken Mümtaz'ın omuzlarına bir nevi kamerasını koyuyor ve okuru İstanbul içinde tarihî bir geziye çıkarıyor. Ve bu gezi de mûsıkiyi de ihmal etmiyor Tanpınar, arka fonda sürekli bir mûsıki terennüm ediyor. Adalar, Boğaziçi, Üsküdar, Suadiye, Kandilli, Çengelköy, Kanlıca, Emirgan, Eminönü, Beyazıt, Şehzadebaşı, Şişhane, Beyoğlu, Taksim, Beşiktaş, Kocamustafapaşa.... gibi bir çok muhiti gezdiriyor bize. Tanpınar'ın hayat hikâyesine baktığımızda Mümtaz ile bağlantılar görüyoruz. Meselâ çocukluğunun geçtiği şehirler içerisinde Siirt ve Antalya'nın da olması ve genç yaşta tıpkı Mümtaz gibi İstanbul'a gelmesi gibi. Spoiler vermemek için burada daha fazla detaya girmiyorum. Hikayenin merkezinde aşk var; Mümtaz ve Nuran. Hikayenin derdinde ise insan var; insanın hayalleri, hayal kırıklıkları, saadeti, kavuşmaları, ayrılıkları, arzuları, hesapları ve de tabi ki ölüm. Kahramanların sohbetlerinde, gezilerinde geçen bir çok psikolojik tahliller
HuzurAhmet Hamdi Tanpınar · Tercüman Yayınları · 196421,3bin okunma
"Bir ben vardır bende, benden içeru"
Puan vermedi·356 syf.·
2021 16. kitabı
Bir Mümtaz vardır,Mümtaz'dan içeru "Peki şimdi benim benliğim yok mu? -Yok. O benim avucumda. İnanmıyor musun? Bak işte." Kitabı okurken arada inceleme için notlar alırım diyorum ama her seferinde akıp gidiyor yada başka okumalar vakit alınca yazamıyorum. Bitirdim.Bana hitap eden bir roman olduğunu söyleyebilirim .Derin kişisel tahliller ,savaş karşıtlığı,sosyolojik incelemeler güzeldi.Güçlü aşk cümleleri de zaman zaman güzel duygular oluşturdu.Ancak kitabın genel verdiği his huzur değildi.Yazarı henüz tanımaya başladım.Çesitli konuları kendine dert edenler yazma ihtiyacı hissediyor.Onun icin de aynı şeyi düşündüm.Derdi toplumsal değişim ve ilerleme olunca ,yazdıkları sorgulatıyor.Bunlardan hareketle ,ilgi duyanlar için okunacak bir eser diyebilirim.
Edebiyat
HuzurAhmet Hamdi Tanpınar · Tercüman Yayınları · 196421,3bin okunma
8/10
·356 syf.··
Beğendi
·
2021 2. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 19 Mart 2021 22:42
Huzuru okumadan önce onun ulaştığı noktalara yalnızca müzik ulaşmıştı sanırım. Yoğunluğunu tasvir etmek mümkün değil. Defalarca okunacak olduğunu anladığım bir de Ahmet Hamdi' nin ve Mümtaz' ın ne güzel insanlar olduklarını. Okumanızı şiddetle tavsiye ederim.
HuzurAhmet Hamdi Tanpınar · Tercüman Yayınları · 196421,3bin okunma
Puan vermedi·356 syf.··
2021 19. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 23 Mayıs 2021 13:54
Roman çiçeği burnunda bir Türkiye döneminde geçmektedir. Karakterler birbiriyle aile, arkadaşlık gibi bağları olan birer cumhuriyet aydınıdır. Her birinin hayatları ve fikirleri üzerinden savaş, inanç, var olma sancısı, medeniyet, aşk, gelecek ve ölüm gibi temalar sorgulanmıştır. Osmanlı kültürünün etkileri sürerken, Cumhuriyetin getirdiği yeniliklere adapte olma süreci de işlenmiştir. İkinci Dünya Savaşı kitabın psikolojisini ağırlaştıran bir mesele olarak yerini almıştır. Fakat kitapta huzuru tattıran tek şey; İstanbul oluyor. Boğaz, adalar, vapur, mehtap, musiki, beyitler, ismi zikredilen pek çok semt, tarihi yerler... ve tabi ki tüm bu güzelliklere eşlik eden "aşk"... Konular motif gibi öyle güzel işlenmiş ki dönüp dönüp okuduğum kısımlar bile oldu.. Bir alıntı yaparak sözlerimi noktalamak istiyorum. "İnsanoğlu tam sevinemez, bu onun için imkansızdır. Düşünce vardır, küçük hesaplar vardır ve korku vardır. Bilhassa korku vardır." Keyifli okumalar...
1000Kitap
HuzurAhmet Hamdi Tanpınar · Tercüman Yayınları · 196421,3bin okunma
Puan vermedi·356 syf.··
2021 3. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 07 Şubat 2021 21:11
Kitap için başta biraz zorlandım ama sonrasında bitmesin bile istedim anlatım lezzetini keşfetmeniz için bi 100 sayfa okunmalı mutlaka bana en keyif veren Sust ve mümtaz bölümüydü. Kitapta pek çok yerin altını çizdim yazmak mümkün değil ama en sevdiğim cümle ki; bunu daha önce de okumuş ve sevmiştim sizinle de paylaşayım: " Hoşça bak zâtına kim zübde-i âdemsin sen, Merdüm-i dîde-i ekvân olan âdemsin sen"
HuzurAhmet Hamdi Tanpınar · Tercüman Yayınları · 196421,3bin okunma
Puan vermedi·
Beğendi
Hangi sayfasından düştüysek hayatın orayı özlüyoruz galiba. Kederse keder mutluluksa mutluluk... Mümtaz hep bu yazgının peşinden sürüklenir. Bir yandan Suat olmamak için çırpınırken bir yandan da kendi kabuğundan çıkma arzusuyla yanıp tutuşur.
HuzurAhmet Hamdi Tanpınar · Tercüman Yayınları · 196421,3bin okunma
8/10
·356 syf.··
2021 8. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 13 Ocak 2021 21:08
Eski dönem insanlarının konu edildiği kitapları okurken bambaşka bir uygarlıktan bahsediliyor gibi hissediyorum. Yazarın da dediği gibi eskiyi eski olduğu için beğenmeyerek güzel olan şeyleri de arkamızda bırakmışız. Batıdan aldığımız lüzumsuz şeyler ve doğudan gelip doğuştan sahip olduğumuz ama beğenmeyerek eksilttiğimiz özümüzle kör topal ilerleyen, kendisini her zaman eksik hisseden bir millet olduk. Bunun böyle olduğunu Huzur'da, musikinin insanlar üzerindeki etkisini okuyunca daha iyi anladım. Mümtaz'ın kendini bildi bileli kırık olan kalbiyle yarım kalmış sevgilerini, insana ve topluma bakışını okuyoruz. Ve anlıyoruz ki hayat, sen bir şeyler için çabalarken yanından akıp giden nehirmiş, senden azade. =)
HuzurAhmet Hamdi Tanpınar · Tercüman Yayınları · 196421,3bin okunma
Pas Tuttum!
10/10
·413 syf.··
Beğendi
·
2018 56. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 09 Temmuz 2018 17:40
Evveliyetle söylenmelidir ki Huzur’u okumak iç nizamın düzenli işleyen çarklarına pas bulaştırmaya atılan ilk adımdır. Eğer öncesinden, benim gibi, iç nizamınız paslanmaya başlamışsa bu oluşumun daha hızlı gerçekleşeceğine inanılmalıdır. 1 günlük anlatı zamanının arasına sıkıştırılan 1 yıllık anlatılan zamanın; büyük bir aşkın gölgesinde koca bir kültürle yoğrulmuş bir milletin yenileşme ya da yenileşmeyi becerememe sancılarını, büyük bir harbi atlatıp arasından çok geçmeden ikinci büyük bir harbin başlayacağı haberlerinin sokaklarda yarattığı endişenin okura aktarılmasını, bireylerin huzur arayışlarındaki huzursuzluğunu içermesi behemehâl bunun tek sebebidir. Her ne kadar rahatsız olsam da derinlemesine yapılan karakter tahlilleri(ben edebiyatımızda böyle tahlil başka kimsede görmedim) o kadar başarılı, şiire yaklaşan cümlelerin ahengi o kadar güzel ki bana bu huzursuzluğu unutturdu. Ahmet Hamdi Tanpınar “Antalyalı Genç Kıza Mektup”unda ‘Ergani madeninde üç yaşımda iken kendime rastladım’ dediğinde yazarlığın kendisinde bir kültür oluşturacağını muhakkak anlamıştı. Muhayyilesi o kadar güçlüdür ki şiire yönelmesinden doğal bir şey olamaz. Beni şairliğimle hatırlayın diye de çok yerde bahsetmiştir. Sadece şiirle kalmamış denemeler, makaleler, romanlar da yazmıştır. Bu yüzden Tanpınar kendi başına bir kültürdür. Ele aldığı konuları hep kendine has bir teknik ve üslupla dile getirmiştir. Çağının sorunlarına sessiz kalmamış, bu sorunlara çözüm yolları aramıştır. Bunları yaparken elbette başka kişilerden de etkilenmiştir. Nurdan Gürbilek bir yazısında kişilerin sevdiği yazarları edebi ebeveyn olarak görme meselesinden bahsediyordu. Ahmet Hamdi’nin kendine seçtiği edebi ebeveynleri şiirde Yahya Kemal ve Paul Valery, romanda ise Marcel Proust’tur. Şiirde Yahya Kemal ve
Edebiyat
HuzurAhmet Hamdi Tanpınar · Dergah Yayınları · 201921,3bin okunma
Akşamın bahçesinden sarkmış gibisin Tanpınar..Var ol..
10/10
·415 syf.··
Beğendi
·
2022 18. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 09 Şubat 2022 01:58
Adı Huzur, tüm karakterleri huzursuz bir roman. Dört ana karakter vardır kitapta. Onların üzerinden de dört bölümle aktarılır olaylar. İhsan doğuyla batı arasındaki sıkışmışlığın huzursuzluğunda. Mümtaz yaşamın ve aşkın..Suad Friedrich Nietzsche ’nin temsilcisidir, iyinin ve kötünün ötesindeki insanı arar. O yeni insanın huzursuzluğunda..Nuran 1930’lu yıllarda kadın olmanın...Bir yandan geleneksel seslere kulak kesilip, bir yandan kadının sahip olduğu yeni çehreye şevkle bakan biri. Karakterlerin gerçekçiliği, derinliği ve kalitesi konusunda en iyi değerlendirmeyi Fethi Naci yapar. Der ki ; "Tanpınar'ın romanlarına sıradan insanlar ancak kayık kürekçisi gibi görevlerle girer". Herbiri tarihin, müziğin, estetiğin, felsefenin, tabiatın ekmeğini yemiş, yalnız bıraksanız tek başına roman olacak karakterlerdir. Oyuncu kadrosunda yardımcı oyuncu yer almayan Oscar’lık, yavaş akan bir zamanın filmi Huzur. Öyle yavaş akar ki, okurken ayaklarınız karıncalanır. Belki tam bundan sebep, vakti zamanında Deniz Baykal bu kitabı Obama’ya hediye etmiştir :)). Ama tahminimce Baykal bu kitabın sonunu okumamıştır. İşbu Tanpınar akıcı anlatım yeteneğini nefesini tutar gibi tutar, tutar, kitabın sonunda salıverir. O ne mükemmel sondur öyle. —— Huzur romanından bahsedip de müzikten bahsetmemek mümkün değil. İçinde İstanbul’un seslerinin olduğu bir şarkı çalar fonda. Ki zaten romanın akışı da, bir müziğin akışı gibidir. Cümleler nasıl böyle ahenkle ve zerafetle ardarda gelebilir dedirtir insana. Kelimeler ‘akşamın bahçesinden sarkmış’ gibidir. Elinizi uzatıp tutmak istersiniz, Tanpınar araya girer, düşsün varsın, “hepimizi birden gece toplayacak.” Huzur romanının yapısıyla bir senfoninin yapısı arasında paralellik olduğunu savunanlar da vardır. Berna Moran , kitaptaki dört bölümün bir senfonideki
Edebiyat
HuzurAhmet Hamdi Tanpınar · Dergah Yayınları · 201921,3bin okunma
Huzur Kısa Bir Mola mıydı?
Puan vermedi·415 syf.·
2026 4. kitabı
Huzur Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Huzur romanı, huzuru ciddiyetle arayan ama onu bulsa bile mutlaka üzerine düşünen insanların romanı. Mümtaz, geçmişin acılarını sırtlanmış, duygusal olarak derin ama zihinsel olarak asla tatilde olmayan bir karakter.Öyle ki huzur kapıyı çalsa, Mümtaz muhtemelen “Acaba gerçekten huzur mu?” diye soracaktır. Mümtaz ile Nuran arasındaki aşk, romanda mutluluğun mümkün olabileceğini düşündürür; fakat bu ihtimal uzun süre rahat bırakılmaz. Çünkü Mümtaz için sevmek, biraz da endişelenmektir. Aşk güzeldir ama ya kaybolursa? Tanpınar, bu ilişkiyle bana şunu hissettirdi: İnsan bazen mutluluğu yaşamaktan çok, onun ihtimallerini düşünmeyi tercih eder. İstanbul ise romanda yalnızca bir şehir değil, duygusal bir yoldaş.Boğaz manzaraları, musiki ve eski zamanlar, karakterlerin ruh hâline eşlik eder; ancak şehir ne kadar güzel olursa olsun, huzur hep bir adım ötede durur. Huzur, insanın iç dünyasında fazla düşünmekten huzursuz olup yine de düşünmekten vazgeçememesini, hüzünle karışık bir mizahla anlatan unutulmaz bir roman. Okumayan tüm okur arkadaşlarıma tavsiye ediyorum… Daima sevgiyle kalın :)
HuzurAhmet Hamdi Tanpınar · Dergah Yayınları · 201921,3bin okunma

Yazar Hakkında

Ahmet Hamdi TanpınarYazar · 30 kitap
Ahmet Hamdi Tanpınar, Türk romancı, öykücü , şair, öğretmen, çevirmen, edebiyat tarihçisi, siyasetçiydi. Cumhuriyet neslinin ilk öğretmenlerinden olan Ahmet Hamdi Tanpınar; "Bursa'da Zaman" şiiri ile geniş bir okuyucu kitlesi tarafından tanınmış bir şairdir. Şiir, hikâye, roman, deneme, makale, edebiyat tarihi gibi birçok alanda eser veren sanatçının başlıca eserleri Huzur ve Saatleri Ayarlama Enstitüsü adlı romanları, Beş Şehir adlı şehir monogrofisidir. Bir bilim adamı olarak “XIX. Asır Türk Edebiyatı Tarihi” adlı eseriyle edebiyat tarihçiliğine yeni bir görüş ve bakış açısı getirmiştir. TBMM VII. dönem Maraş milletvekilidir. Yaşamı 23 Haziran 1901'de İstanbul'da Şehzadebaşı’nda doğdu. Babası Gürcü asıllı Hüseyin Fikri Efendi, annesi Nesime Bahriye Hanım’dır. Tanpınar, ailenin üç çocuğundan en küçüğüdür. Çocukluğu, kadı olan babasının görev yaptığı Ergani, Sinop, Siirt, Kerkük ve Antalya’da geçti. Annesini Kerkük’ten yaptıkları bir yolculuk sırasında 1915’te tifüsten kaybetti. Lise öğrenimini Antalya’da tamamladıktan sonra yükseköğrenim için İstanbul’a gitti. Halkalı Ziraat Mektebi'nde bir yıl yatılı olarak okuduktan sonra 1919 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'ne girdi. Yahya Kemal’in öğrencisi oldu. Yahya Kemal onun şiir zevkinin, millet ve tarih hakkında görüşlerinin oluşmasında önemli rol oynadı. Celâl Sahir Erozan’ın bir şiir ve hikâye toplamı şeklinde yayımladığı seriden “Altıncı Kitap”’daki “Musul Akşamları”, yayımladığı ilk şiir oldu (Temmuz 1920)[6] Yahya Kemal’in çıkardığı Dergâh’ta 1921-1923 arasında 11 şiiri yayımlandı. 1923 yılında Şeyhî’nin Hüsrev ü Şirin adlı mesnevisi üzerine yazdığı lisans teziyle Edebiyat Fakültesi’nden mezun oldu. 1923’te Erzurum Lisesi’nde edebiyat öğretmenliğine başlayan Ahmet Hamdi 1925’te Konya Lisesi’ne, 1927’de Ankara Erkek Lisesi’ne tayin oldu. Konya’da iken bir Mevlevi ayininde Itrî’nin bir eserini dinleyerek Klasik Türk Müziği ile tanıştı. 1930-1932 arasında Gazi Terbiye Enstitüsü’nde edebiyat öğretmenliği yaptı; bir yandan da Ankara Kız ve Erkek Liselerinde ders vermeye devam etti. Gazi Terbiye Enstitüsü’nün bünyesindeki Musiki Mualli Mektebi, onun klasik batı müziği ile tanışmasını sağladı. Bu dönemde yeniden şiir yayımlamaya başladı. 1926’da Millî Mecmua’da yayımlanan “Ölü” şiirinden sonra 1927 ve 1928 yıllarında (“Leylâ” şiiri hariç) hepsi Hayat dergisinde olmak üzere toplam yedi şiir yayımladı. İlk yazısı ise 20 Aralık 1928’de yine Hayat dergisinde çıktı. Şiir dışında ikinci bir çalışma alanı olarak çeviriye başlayan Ahmet Hamdi’nin 1929 yılında biri E.T.A. Hoffmann’dan (“Kremon Kemanı”), diğeri iseAnatole France’tan (“Kaz Ayaklı Kraliçe Kebapçısı”) olmak üzere iki çevirisi yine aynı dergide yayımlandı. 1930 yılında Ankara’da toplanan Türkçe ve Edebiyat Muallimleri Kongresi’nde, Osmanlı edebiyatının tedrisattan kaldırılması ve okullarda edebiyat tarihinin, Tanzimat’ı başlangıç kabul ederek okutulması gerektiğini söyleyen Tanpınar, kongrede önemli tartışmaların doğmasına sebep oldu. Aynı yıl Ahmet Kutsi Tecer ile beraber Ankara’da Görüş dergisini çıkarmaya başladı. 1932 yılında Kadıköy Lisesi’ne atanması üzerine İstanbul’a döndü. Ahmet Haşim’in ölümü üzerine 1933’te Sanayi-i Nefise’de sanat tarihi öğretmeni olarak görevlendirildi. 1934’te Akademi’nin Estetik ve Mitoloji derslerine de girmeye başladı. Yahya Kemal’in İspanya’daki büyükelçilik görevinden döndüğü 1934 yılında Yahya Kemal üzerine iki yazı yayımladı. Artık dikkatini Türk edebiyatı üzerine yoğunlaştıran Ahmet Hamdi, 1936 yılında Tangazetesinde “Son Yirmi Beş Senenin Mısraları” adı altında beş yazılık bir deneme serisi yayımlamıştır. Aynı yıl ilk hikâyesi “Geçmiş Zaman Elbiseleri”ni tefrika etmeye başladı; ancak bu tefrika 1939 yılında Oluş dergisinde tamamlanabilecektir. 1937 yılında Tevfik Fikret hakkındaki antolojisi Tanpınar’ın yayımlanan ilk kitabıdır. Aynı yıl Abdülhak Hamit Tarhan üzerine de bir yazısı yayımlanmıştır. Tanzimat’ın 100. yıldönümü dolayısıyla 1939’da eğitim bakanı Hasan Âli Yücel’in emriyle Edebiyat Fakültesi bünyesinde kurulan 19. Asır Türk Edebiyatı kürsüsüne, doktorası olmadığı hâlde, Yeni Türk Edebiyatı profesörü olarak atandı ve Tazimat’tan sonraki Türk edebiyatının tarihini yazmakla görevlendirildi. Hazırladığı edebiyat tarihinin de etkisiyle 1940’lı yıllarda yazı faaliyetleri yeni Türk edebiyatı etrafında şekillendirdi. Kitap tanıtım yazıları ve İslam Ansiklopedisi’ne maddeler yazdı. 1940 yılında 39 yaşındayken Kırklareli'nde topçu teğmeni olarak askerliğini yaptı. En tanınmış şiiri olan “Bursa’da Zaman”ın ilk hâli “Bursa’da Hülya Saatleri” adıyla 1941’deÜlkü mecmuasında yayımlandı. İkinci kitabı olan “Namık Kemal Antolojisi”ni 1942 yılında yayımladı. 1942’deki ara seçimlerde Maraş milletvekili seçilen Tanpınar, 1946 seçimlerine kadar milletvekilliği yaptı. 1943’te öykülerini içeren “Abdullah Efendinin Rüyaları”’nı yayımladı. Bu, onun basılı ilk edebiyat yapıtıdır. Aynı yıl “Yağmur”, “Güller ve Kadehler” ve “Raks” gibi ünlü şiirleri yayımlandı; “Bursa’da Hülya Saatleri” şiiri, “Bursa’da Zaman” adıyla tekrar basıldı. İlk romanı Mahur Beste 1944’te Ülkü dergisinde tefrika edildi. Tanpınar’ın önemli çalışması Beş Şehir, 1946’da kitaplaştı. 1946 seçimlerinde parti tarafından tekrar milletvekilliğine aday gösterilmeyince bir süre Millî Eğitim Bakanlığı’nda orta öğretim müfettişliği yapan Tanpınar, iki yıl sonra Güzel Sanatlar Akademisi Estetik hocalığına, ardından Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü'ndeki görevine döndü. Huzur romanı 1948’de Cumhuriyet'te tefrika edildikten sonra büyük değişikliklerle kitap haline getirilip 1949’da yayımlandı. Aynı yıl Milli Eğitim BakanıHasan Ali Yücel’in ısmarladığı XIX. Asır Türk Edebiyatı Tarihi adlı eserinin 600 sayfalık ilk cildini yayımladı. İki cilt olarak tasarladığı bu eserin ikinci cildi yarım kalmıştır. Sahnenin Dışındakiler adlı romanı 1950’de Yeni İstanbul gazetesinde tefrika edildi. 1953’te Edebiyat Fakültesi, Tanpınar’ı altı aylığına Avrupa’ya gönderdi. 1954 yılında Saatleri Ayarlama Enstitüsü romanının Yeni İstanbul gazetesinde tefrikası yapıldı; 1955 yılında ise ikinci hikâye kitabı olan Yaz Yağmuru yayımlandı. 1957 ve 1958 yıllarında Cumhuriyet gazetesinde yayımlanan yazılarına ağırlık verdi. 1959’da edebiyat tarihinin ikinci cildi için kaynak toplamak üzere Rockefeller bursuyla bir yıllığına yeniden Avrupa’ya gitti. Sağlığında yayımladığı 74 şiirinden ancak otuz yedisi ile, tek şiir kitabını çıkardı: Şiirler (1961; Bütün Şiirleri adıyla genişletilmiş olarak 1976). Aynı Yıl Saatleri Ayarlama Enstitüsü kitaplaştı. 24 Ocak 1962 günü geçirdiği kalp spazmı sonucu hayatını kaybetti. Cenazesi Aşiyan Mezarlığında Yahya Kemal'e yakın bir yere defnedilmiştir. Mezartaşı üzerinde çok bilinen "Ne İçindeyim Zamanın" şiirinin ilk iki mısrası yazılmıştır: "Ne içindeyim zamanın / Ne de büsbütün dışında". Ölümünden sonra Ahmet Hamdi Tanpınar’ın sağlığında yayımlatamadığı birçok çalışması ölümünü takip eden yıllarda teker teker yayımlanmıştır.[6] Enis Batur 1992 yılında "Ahmet Hamdi Tanpınar'dan Seçmeler" adlı bir kitap hazırladı. 1998 yılında da Canan Yücel Eronat tarafından hazırlanan “Tanpınar’dan Hasan Âli Yücel’e Mektuplar” kitaplaştı. Tanpınar’ın önceki kitaplara girmemiş yazıları ve söyleşileri ise "Mücevherlerin Sırrı" adlı altında toplanarak yayımlandı. Tanpınar'ın 1953 yılında yazmaya başladığı ve 1962 yılında vefatına kadar tuttuğu notlar 2007 yılının sonunda "Günlüklerin Işığında Tanpınar'la Başbaşa" adıyla kitaplaştı.