Şükrü Erbaş uzun zamandır okumak istediğim bir kalemdi. Yıllardır elimin altında kitapları mevcutt kendisinin. Bu yıl kitap okuma önceliğimi yıllardır raflarımda bekleyen kitaplara verdim. Raflarımda sırasını bekleyen 47 kitabı okumalıyım. Yenilerini almazsam okurum da muhtemelen. Umarım… :)
İnsanın Acısını İnsan Alır ‘ı okurken araya Bütün Şiirleri 2 kitabını da sığdırdım. Bu incelemeyi yazmadan önce de bu şiir kitabı için yapılan yorumlara da bi göz gerdirip buraya kendi düşüncelerimi de hemen eklemek istedim. İncelemesini okuduğum her okur Bütün Şiirleri 2 kitabını çok beğenmiş ve severek okumuş.
Her kitap her okura hitap etmiyor işte. Şiir olsun, deneme olsun yada roman, kişisel gelişim vs her okura hitap edemeyebiliyor. Ben bu şiir kitabını sevemedim ama araya bir parantez açarak kitabın içindeki ‘ÖMÜR HANIM’la GÜZ KONUŞMALARI’ bölümüne hayran kaldım ki bu kitabı almama sebepte o satırlardı. Zaten buraya da o satırların tümünü alıntıladım.
Bazı şairlerin kadınların memelerinden, bacaklarından, kasıklarından ne alıp veremediği var bilmiyorum. Şiir yazmak için illa bu alanlara defalarca kez değinmek mi gerekiyor. Bu alanlara değinilmezse şiir yazılamıyor mu?
Ben bu üslubü sevmiyorum. Tabi bu tamamen benim fikrim. Bence Şükrü Erbaş denemelerde daha başarılı zaten bunu Ömür Hanım’la güz konuşmaları bölümünden de fark edebilirsiniz.
Defalarca her alanda paylaştığım bu kitabın yıldızı olan o mühteşem satırları buraya da eklemeden olmaz ha ne dersiniz:)
“Kimseler görmedi Ömür Hanım, bu dünyadan ben geçtim. İçimde umudun kırk kilitli sandıkları, elimde bir avuç ölüsü yüreğim -içimde senin ve benim ağırlığım- benim olmayan bir garip gülümsemeyle yüzümde, incelik adına, ben geçtim… Yerini bulamamış bir içtenlik, yanılmış bir saygı ve bir hüzün eğrisi olarak ilişkilerin gergefinde, ördüm ömrümün dokusunu ilmek ilmek. Beni cam kırıklarıyla anımsasın insanlar, savrulan bir yaprak hüznü ve dağınıklığı ile… Yükümü yanlış bedestanlara çözdüm.
Ezilmiş bir gül hüznü var yüreğimde. Saatlerce dayak yemiş bir sanığın çözülmesi içindeyim. Ürperiyorum. Bir at kestanesi durmadan yaprak döküyor yalnızlığın sokaklarında, örtüyor ömrümün ilkyazını. İçimde bir çocuk, yalınayak koşuyor yaşlılığa doğru, binlerce kez yenilmiş umut ölülerini çiğneyerek. Sahi yaşlılık, bir derin iç çekiş, yanılmış bir çocukluk olmasın Ömür hanım?”
S-86
Ankara, Güz / 1983
Devama kitapta…
Bütün Şiirleri 2Şükrü Erbaş · Kırmızı Kedi Yayınevi · 20216,9bin okunma