“Sizi çılgınca seviyorum,” diyor. “Beni sevmeseniz bile razıyım, yeter ki kocam olmayı kabul edin. Korkmayın, sizi sıkmam, ev eşyanızdan biri, üzerine bastığınız halı olurum… Sizi hep sevmek, sizi kendinizden kurtarmak istiyorum…”
Bu satırlar öyle bir yere dokunuyor ki insanın içi hem titriyor hem utanıyor, çünkü sevgi diye sunulan şey aslında kendini silmek… Halı olurum demek romantizm değil, bir insanın kendi kıymetini yere sermesi, üzerine basılmayı kader sanması. Çılgınca sevmek bazen yücelik gibi anlatılıyor ama burada gördüğümüz, sevginin değil açlığın dili, kabul edilmek uğruna kendinden vazgeçmenin yalvarışı. Kimse kimseyi kendinden kurtaramaz, sevgi kurtarmak değil eşlik etmektir, yan yana durmaktır, eğilmek değil dikleşmeyi öğretmektir. Ve evet, kimseyi böyle şımartmamak lazım, ama en çok da kendi kalbimizi… çünkü insan, sevdi diye küçülmemeli, sevdi diye büyümeli.
@seher_kose bu tür kelimelerden beriyiz Seher hanım. Bırakın söylemeyi aklımızdan geçirmez ve içinde geçen şarkı ve sözleri de duymamak için çabalarız. Kur'an'ı Kerim'de de kölelik kelimesi ve ilah kelimesi geçmiştir fakat ikisi çok farklı anlamlarda kullanılmıştır. Bizde şu anda çalışanlar olarak zamanın modern köleleri değil miyiz? Amirimiz, müdürümüz, komutanımız veya yasa neyi emrederse onu yapıyoruz. İş yerinin kuralları neyse ona uyuyoruz.