·392 syf.····Okunma: 24 Ocak 2026 19:49 Cengiz Aytmatov beni ne kadar şaşırtabilirsin derken, Allah gani gani rahmet eylesin, Cengiz baba her seferinde yapıyor yapacağını. Türk Dünyası, böylesine bir yazara sahip olduğu için şükretmeli. Aytmatov'u her okuduktan sonra Orta Asya'nın her karışını gezmek istiyorum.
Gelgelelim romanımıza. Dişi Kurdun Rüyaları, bence üç temel çekirdekten oluşuyor. Evvela dişi kurdumuz Akbar (yani Ekber, Arapça en ulu manasında) ve kocası Taşçaynar (Taşçiğner) ile başlıyor roman. Bu kurtların hayatlarını bize sunuyor Aytmatov.
Burada, Mujunkum bozkırındaki kurtlar sayga denen antilopları avlıyorlar. Sovyet Hükümeti, et planını yetiştiremediği için saygaları avlamak için helikopterler ve silahlı jiplerle bu hayvanları alt ediyor. Ölen saygaları kamyona yükleyen ekibin biri mensubu Abdias.
Abdias, hikayenin ikinci çekirdeğini oluşturuyor. Babası bir diyakoz (papaz yardımcısı). O ise Hristiyanlık'ın bir reforma ihtiyacı olduğunu düşünüyor ve papaz okulundan kovuluyor. Bir gazeteye giriyor. Burada haşhaş bağımlılığı ile ilgili bir yazı yazmak için uyuşturucu kaçakçılarının arasına giriyor. Mujunkum bozkırında haşhaş topluyorlar. Burada dişi kurt Akbar'ın saldırısından kurtuluyor Abdias.
Yolda bir yük trenini durdurup kaçak yollarla biniyorlar haşhaşla birlikte. Abdias ise kimisi daha çocuk yaşta olan bu esrarkeşkeri kurtarmak için çalışıyor, onları Tanrı yoluna davet ediyor. Uyuşturucuları trenden atıyor. Müptelalar ise bunu tekme tokat dövüp trenden atıyorlar. Şans eseri hayata tutunuyor. Parasızlıktan geziyor, gazete yazısını kabul etmiyor. Abdias da Boss denilen adamın ekibine dahil oluyor. Yukarıda bahsettiğim sayga avlayan ekip bu. Abdias hayvanları öldüren bu acımasızları gene Tanrı yoluna davet ediyor. Bu ayyaş ekip onu ağaca asıp bırakıyorlar.
Romanının diğer katmanı ise Abdias'tan bağımsız. Boston ve Bazarbay isimli birbirine düşman iki çoban üzerinden ilerliyor. Bazarbay şans eseri Akbar ile Taşçaynar'ın yavrularını yalnız bulup satmak üzere yuvalarından alıyor. Akbar ve Taşçaynar bunu görünce peşine koşuyorlar. Bazarbay canını kurtarmak için düşmanı Boston'un evine gidiyor. Oradan bir süre sonra kendi evine geçiyor. Kurtlar ise yavruları Boston'un evinde zannediyorlar. Sürekli gece vakti uluyup Boston'u rahatsız ediyor. Boston tuzak kurarak Taşçaynar'ı vuruyor. Akbar ise Boston'un oğlu Kence'yi avluda yakalayıp kaçırıyor. Boston kurdun peşinden koşuyor ve tüfekle ateş ediyor. Mermi Kence'yi vuruyor. Evladı ölen Boston, kurtları başına musallat eden Bazarbay'ı vurup teslim oluyor.
Aytmatov'un bu eseri bahsettiğimden çok daha detaylı. Karakterin yerine kendinizi koyuyorsunuz. Aytmatov o denli usta bir kaleme sahip ki sizi asla sıkmadan o edebiyat zevkini veriyor. Romanın bir çok bölümü duygu yüklüydü. Dini duygu, aşk, evlat sevgisi, karı-koca ilişkisi, iş ahlakı, uyuşturucu bağımlılığı, müzik gibi o kadar geniş konulara değiniyor ki her tarafı fikir dolu.
Kurtlar adeta insan gibi sunuluyor; her düşüncesi, her acısını çok iyi hissediyoruz. Akbar'ın yavruları kaybetmesi sonrası acıyla uluması yüreğinize işliyor. Evlatları için her şeye göze alan, yavrularını kaybedip Börü-Ana'ya yalvaran bu kurt ile empati kurabiliyorsunuz.
Aytmatov'un kaleminin ne kadar kuvveti olduğunu bir kez daha görüyorsunuz. Gün Olur Asra Bedel'i de çok beğenmiştim. Bu eser de o kadar iyiydi. Doğa tahribatı, kuşak çatışması gibi konular oldukça iyi işlenmiş. Muhakkak okuyun.