Geçmiş.
Hani bazen gece durup dururken içini sıkan şey var ya, işte o.
Geri gelmeyeceğini bile bile dönüp baktığın yer.
Geçmiş, yarım kalan cümlelerdir.
Söylenememiş “keşke”ler, boğazda kalan laflar.
Bir daha çalmayacak kapıların sesi,
Bir daha sarılamayacağın insanların kokusu.
Geçmiş öyle bir şey ki,
Unuttum sanırsın ama bir şarkıda, bir sokakta, bir sigara dumanında çıkagelir.
Kalbin “bitti” der, ruhun inanmaz.
Bazen yük olur, bazen öğretmen.
Canını yakar ama seni sen yapar.
Dövmeye benzer, silinmez ama alışılır.
En acısı da şu,
Geçmişe kızamazsın.
Çünkü o zamanlar elinden gelen buydu.
Geçmiş unutmamız gereken bir şey. Geçmişte kalmak insanı her zaman aşağı çekmiştir. Geçmişiyle yaşayan önünü göremez. Ergenlerin tabiriyle ; geçmişi ‘salmak’ lazım 😂😂
Geçmiş tam anlamıyla geçmiyor. Yara kabuk bağlıyor hiç anlamadan kaşınmaya başlıyor ve kaşırken kabuk kalkıyor tekrar acıyor. Uzun zaman sonra da izi kalıyor. İze bakınca o ana dönüyorsun.