·404 syf.··Beğendi
···Okunma: 02 Şubat 2026 22:59 Sessiz Kahramanların Hikâyesi: Patroklos ve Kirke
Madeline Miller’ın Akhilleus’un Şarkısı (2011) ve Kirke (2018) romanlarını art arda okumak, iki ayrı hikâyenin aynı ruh ikliminde buluştuğunu hissettiriyor. Zaman zaman Kirke’yi okurken, sanki Akhilleus’un Şarkısı devam ediyormuş hissinden kurtulamadım.
Patroklos ve Kirke,
İki sessiz kahraman. Mitlerin kıyısında kalmış, görünmeyen, ama anlatının asıl yükünü taşıyan ve görülmesi gereken karakterler. Varlıklarını bağırarak değil, sakin, kimi zaman silik, kimi zaman sessiz ama son derece cesur bir duruşla duyurmasınıda biliyorlar. Biz vardık. Hep vardık.
İkisi de sürgün.
Ve sürgünde öğreniyorlar nefes almayı, sevmeyi, direnç göstermeyi, boyun eğmemeyi, en önemlisi de kendilerini tanımayı.
Kirke’nin babası Güneş Tanrısı Helios’tur: gücün ve ihtişamın simgesi. Annesi Perses ise soğuk, mesafeli ve çocuklarından çok kendi konumuyla ilgilenen biri. Kirke ne annesinden ne de babasından gerçek bir sevgi göremiyor. Ailesi içinde en zayıf, en işe yaramaz çocuk olarak görülüyor.
Kirke’nin kişiliğini şekillendiren en önemli karakterlerden biri Prometheus’tur. İnsanlara ateşi verdiği için cezalandırılan bu amca, Kirke’ye itaatsizliğin ve bedel ödemeyi göze almanın ne demek olduğunun örneğidir.
Glaukos’a duyduğu aşk ise ,
Kirke’nin ilk büyük kırılmasıdır. Onu tanrı yapar, ama Glaukos güç kazandığında Kirke’yi terk eder ve Skylla’ya evlenme teklifi eder. Kirke öfkeyle Skylla’yı canavara dönüştürür. Aslında cezalandırılması gereken erkekken, bedeli yine bir kadın öder. Bu romanın en acı gerçeklerinden biridir.
Zeus tarafından sürgün edildiği ada, Kirke’nin gerçek dönüşüm mekânı olur. Doğayla bağ kurar, büyülerini geliştirir, kendini korumayı öğrenir. Adaya gelen erkeklerin şiddeti karşısında onları domuza çevirmesi sadece büyü değildir, hayatta kalmasının bir gereğidir. Keşke tüm kadınların zor durumlarında yapabileceği böyle büyüleri olsaydı! Sanırım dünya daha adil ve yaşanır olurdu.
Odysseus’la yaşadığı ilişki ise Kirke’ye sevgiyi öğretir. Ama onu zincirlemez. Kal demek yerine özgür bırakır. Çünkü Kirke’ye göre sevgi sahiplenmek değil, serbest bırakmaktır. Kirke kendinde ki en büyük değişikliği anne olduğunda yaşar.
Telegonos’un doğumuyla Kirke artık sadece bir tanrıça değil, aynı zamanda son derece gelişmiş duygularıyla güzel bir annedir.
Annelik hiç te kolay değildir, çocuk hırçın, Kirke yorgun ve çaresizdir. Ama vazgeçmez. Şu cümle bu yükü çok iyi özetler:
“Belki de hiçbir anne baba evladını gerçekten göremez. Baktığımızda yalnızca kendi hatalarımızın yansımasını görürüz.”
Kirke oğlunu büyütürken de, onu yolcu ederken de sever, ama asla bağlamaz.
Telegonos babasını aramaya çıktığında, Kirke onu korumak için deniz yaratığının zehirli kuyruğunu alır. Bedeli sonsuz acıdır. Bu fedakârlığı oğluna tabiiki söylemez. Çünkü gerçek anne sevgisi, hesabı tutulmayan bir vermeden başka nedir ki?
Kötü kehanet gerçekleşmekte geç kalmaz
Telegonos istemeden Odysseus’un yani babasının ölümüne sebep olur. Kehanet tamamlanır.
Kirke artık tanrılara boyun eğmez. Athena’ya, Helios’a karşı durur. Kendi sesini bulmuştur.
Ve büyük farkındalık gelir,
Tanrılar ölümsüzdür ama değişmezler.
İnsanlar ölümlüdür ama dönüşürler.
“Bir zamanlar tanrıların ölümün zıttı olduğunu düşünmüştüm. Şimdi ise her şeyden daha ölü olduklarını görüyorum.”
Kirke tanrı olmaktan vazgeçemez, ama insan olmanın sıcaklığını hissettiğinde onun hayalini kurar. Kısa ama anlamlı bir yaşam, sonsuz ama donuk bir varoluştan daha değerlidir.
Roman şu sözlerle kapanır:
“Gelgitte yüzmek. Yeryüzünde yürümek ve ayaklarına toprağın değdiğini hissetmek… Yaşamak böyle bir şey.”
Kirke, bir tanrıçanın insan oluşu değil, bir bilincin uyanışıdır.
Kadın olmanın, yalnız kalmanın, anne olmanın, sevmeyi öğrenmenin ve bırakabilmenin romanıdır.
Ve en sonunda şunu söyler bize:
En doğru sevgi, sahiplenmeden sevmektir.
Yaşamak, kısa da olsa hissetmektir. Hissederek sevmek ve var olmak anlamlıdır.
Böyle sürükleyici ve akıcı bir dille anlatılan bu mitolojik dünyada, sesi kısılmış Kirke’nin sesine kulak vermekten kendinizi mahrum bırakmayın. Keyifli okumalar.