Faust, bilginin sınırlarını zorlayan bir metin olmaktan çok, bilginin yetersiz kaldığı yeri gösteren bir eserdir. Goethe, insanın maddeye ve akla hükmettikçe kendini tamamladığını sanma yanılgısını Faust karakteri üzerinden görünür kılar. Faust’un trajedisi, cehaletten değil; aksine, her şeyi bildiğine inanmasından doğar. Bu inanç, onu insanın iç dünyasına kulak vermekten uzaklaştırır.
Eserde bilgi, ilerleme ve güç sürekli hareket hâlindedir; buna karşın insanın içi durağandır, hatta dirençlidir. Goethe burada klasik bir düşünceyi yeniden kurar: İnsanı anlamak, evreni anlamaktan daha karmaşıktır. Çünkü iç dünya ölçülemez, deneyle doğrulanamaz ve kesin sonuçlar vermez. Faust’un Mephisto ile yaptığı anlaşma, bu sabırsızlığın sembolüdür; insanı anlamadan insanın ötesine geçme arzusunun bedelidir.
Goethe’nin asıl eleştirisi bilime ya da bilgiye değil, merhametten ve içsel farkındalıktan kopmuş bilgiye yöneliktir. Faust’un duramaması, düşünememesi değil; hissetmeye zaman ayırmamasıdır. Bu nedenle eser, ilerlemenin ahlaki bir zeminle birlikte yürütülmediğinde insanı yüceltemeyeceğini ima eder.
Sonuçta Faust, “Her şeyi bilen insan mutlu olur mu?” sorusundan çok,
“İnsanı bilmeden her şeyi bilmek mümkün müdür?”
sorusunu bırakır önümüze..
Johann Wolfgang Von GoetheHatice EminFikir Evreni