Alıntı yazamadığım bir kitaptı. Her ne kadar 1 haftada okumuş gibi görünse de aslında 2 oturuşta bitirdiğim bir kitap oldu.
Kitap, Çin’de köy köy gezerek insanlardan hikayeler dinleyen bir gezginle başlıyor. Aralarda Fugui’nin hikayesi ortaya çıkıyor ama tabii ki asıl anlatı Fugui’nin kendi anlattıkları üzerinden ilerliyor.
Fugui karakteri ise kitabın başında oldukça sorumsuz, hayatın ciddiyetini kavrayamamış ve yaptığı hataların sonuçlarını pek düşünmeyen biri olarak başlıyor. Ancak yaşadığı kayıplar ve zorluklar arttıkça yavaş yavaş değişen, daha sessiz, daha kabullenici ve sorumluluk sahibi birine dönüşüyor. Bazen yaptığı hatalara kızdım, bazen de başına gelenler karşısında sadece sabrına ve sesini çıkarmamasına oldukça şaşırdım. Kitap boyunca Fugui’nin dönüşümünü izlemek, aslında insanın yaşadıklarıyla nasıl yoğurulduğunu görmek gibiydi.
Kapak tasarımı kitabı ilk gördüğümde dikkatimi çekmiş ve ilgimi uyandırmıştı. Ancak kitabı bitirdikten sonra kapaktaki çizgilerin, benim yorumuma göre Fugui’nin gömdüğü aile fertlerinin mezarlarını temsil ettiğini düşündüm. (Farklı bir gerçek varsa bilmiyorum, bu şimdilik benim yorumum.) Kitabın ismi ise ilk başta içeriğe biraz tezat gibi hissettirse de artık bana göre yaşamak tam olarak böyle bir şey. İnişler, çıkışlar, doğrular, yanlışlar ve kayıplar her zaman var. İnsan da tüm bunlara rağmen bir şekilde yaşamaya devam ediyor.
Kitap, Çin’in geniş tarihi hakkında da oldukça merak uyandırıcıydı. Okurken bolca araştırma yaptım. Araştırmaya başlayana kadar Çin hakkında hiçbir şey bilmediğimi sandım ama aslında bazı şeylere aşina olduğumu fark ettim. Özellikle Türkiye geçmişindeki ağalık dönemlerini hatırlatan kısımlar bana tanıdık geldi. .(Şener Şen filmlerinden biliyorum aslında bunları da biraz)
Kitabın savaş kısmı ise tahminime göre Çin’in iç savaş dönemlerinde, yani 1940’ların sonlarında geçiyor. Japonya’nın Çin’e saldırısı sırasında komünistler ve milliyetçiler birlikte hareket ediyor ve bu süreçten sonra milliyetçiler zayıflarken komünistler güç kazanıyor. Ardından iç savaş yeniden devam ediyor. Bu süreçte milliyetçiler kaybettikleri gücü geri kazanmak için köy köy dolaşıp orduya asker topluyorlar. Fugui’nin hikayesi de tam olarak Çin tarihinin bu döneminde kesişiyor.
Fugui’nin dram dolu hayatının arka planında Çin tarihi oldukça açıklayıcı bir şekilde işleniyor. Halkın hem milliyetçilerin yönetimde olduğu dönemde hem de komünizme geçiş sürecinde yaşadığı fakirlikler ve bu fakirliğin doğurduğu olaylar etkileyici bir şekilde anlatılıyor.
Yu HuaYaşamak