Kıtlık - Açlıkla Sınanmak
Puan vermedi·415 syf.··
2026 6. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 20 Şubat 2026 22:35
1845, İrlanda. İngiltere’nin hakimiyetinde olan İrlanda’da dünya tarihinin en büyük kıtlıklarından biri baş göstermiştir. Great Famine yani Büyük Kıtlık olarak adlandırılan bu facia İrlandalıların geleceğini tamamen değiştirmiştir. Yedi sene süren bu kıtlık sonucunda İrlanda nüfusunun yaklaşık %25’i ya ölmüş ya da başta Amerika olmak üzere başka ülkelere göç etmişti. Kıtlığın sebebi İrlandalı’ların temel besin kaynağı olan patatese bir mantar türünün bulaşmış olmasıdır. Bu mantar türü sadece tarladaki patatesleri değil, depolardaki toplanmış patateslere bile bulaşmıştır. Halkın elinde bir tek hayvanları kalmıştır. O hayvanlarda toprak kirası olarak mülk sahiplerince ellerinden alınınca açlıkla karşı karşıya kalmışlardır. Bundan sonrası ise tam bir insanlık draması. Bu dramı anlatan bir çok cümle var kitap içinde ama beni en çok etkileyen aşağıdaki cümle oldu. Zira bir anne çocuklarının ölümünü bile bir kurtuluş olarak görmeye başlamıştır. “Artık benim ve çocuklarımın sonu geldiği için seviniyorum. Umutluyken yalnızca yoksulluk vardı, hiç gelmeyecek olan kurtuluşun habercisini bekliyor, gözlerimiz ıssız yollarda geceleri rüzgârın yalanlarını dinliyorduk. Şimdiyse, rahat bir tabut ve toprağın karnında soğuk, sessiz bir çukur var sadece.” S.143 Bu kıtlık herkesi aynı şekilde etkilemiştir diye düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Zira bu kıtlık sayesinde servetine servet katan bir burjuva sınıfı da mevcuttur. Yaşanan kıtlığı “Yaşasın Kıtlık!” diye sevinerek karşılayan Hynes başı çekmektedir. Yaşanan zorlukları fırsata çevirmeye uğraşanlardan biridir bu şahsiyet. Amerika’dan ithal ettiği mısırı açlıktan beli bükülmüş halka fahiş fiyattan satma hesaplarındadır. Bir de Chadwick vardır…kira toplama memurudur. Halkın düştüğü durum umurunda değildir. Sanki kişisel bir hesabı vardır İrlandalı’larla… “Ölürlerse ölsünler açlıktan, ne yapalım yani. Uğurlar olsun. Sen de biliyorsun bizden nefret ettiklerini. Ellerinde olsa bizi vururlar be! Onlara niçin yardım edecekmişiz? Geberirse gebersinler.” S.77 Halk ise bu felaketin nereden kaynaklandığını, nasıl bu hale düştüklerini anlayacak durumda değildir. Aslında yazar Liam O'Flaherty , Chadwick karakteri üzerinden İngiltere Kraliçesinin İrlanda nefretini aktarmak istemiştir. Zira yukarıda belirtilen sözler Kraliçe’nin yaptıkları ile birebir örtüşmektedir. En ufak yardım eli uzatmamıştır. Dahası yardım etmek isteyen diğer ülkelere de engel olmuştur. Kaderlerine terk etmiştir İrlandalıları. Bunun sebebi ise İrlanda’nın O’Connell liderliğinde ayrılıkçı teşebbüslerde bulunmasıdır. Görünen odur ki Kraliçe İrlandalıları cezalandırmaktadır. Ancak bu ters tepmiştir, İrlanda’da milliyetçilik kıtlık sonrası daha da yükselmiştir. İrlanda’nın sıkıntıları sadece kıtlık ve İngiltere kaynaklı değildir. Protestan – Katolik mücadelesi de vardır. Halkın büyük kısmı Katoliktir. Ancak Protestan kısım İngiltere’nin desteği ile ekonomik olarak daha güçlüdürler. Bunun doğal sonucu olarak da yönetimde daha çok söz sahibidirler. Kıtlık bir anlamda Katolik İrlandalıları vurmuştur dersek, yalan olmaz. Kitap bütün bu gelişmeleri bir aile üzerinden anlatmaktadır: Kilmartin ailesi…ancak kitabın asıl kahramanı ise bu ailenin gelini Mary Gleeson’dır. Ailenin tek sıkıntısı kıtlık değildir. Her İrlandalı’nın olduğu gibi arsası kiralıktır ve eğer kirayı ödeyemezlerse tüm topraklarının ellerinden alınma tehlikesi vardır. Kıtlık sonucu tüm mahsülleri zehirlenince geriye bir tek hayvanları kalmıştır. Ancak toprak sahibinin adamı olan Chadwick gözlerinin yaşına bakmadan bu hayvanları borçlarına karşılık olarak el koymuştur… Kitapta sadece kötüler yok tabi… Özellikle Peder Coburn ve Doktor halk için ellerinden geleni yapmaktadırlar. Ancak ne yaparlarsa yapsınlar bu mücadelede hem yalnız hem de güçsüzdürler. Bir de Peder Thomas vardır ki o daha çok mücadele yanlısıdır. Sorunun kaynağını görmüştür ve bu sorunu gidermenin savaşmaktan geçtiğini anlamıştır. “Zorba bütün gücümüzü elimizden çekip aldı, özümüzden kopardı bizi. Birbirimize düşürdü, çaresiz bıraktı. Bu yüzen içimizdeki zayıflar, zorbanın kanadına sığınarak, onun giysilerine bürünerek ve onun konuştuğu gibi konuşarak kurtulmaya çalışıyorlar. Ama mümkünü yok damarlarındaki kanı değiştiremezler.” S.156 “Egemen sınıfın çıkarları tehlikeye düşmedikçe, görevliler kayıtsız kalır. Toprak sahiplerinin çıkarları söz konusu olduğunda, feodal hükümetin nasıl vahşice zorbalığa kalkıştığını, hatta işi feodal hükümetin nasıl vahşice zorbalığa kalkıştığını, hatta işi yoksulların mallarını yağmalamaya kadar vardırdığını gördük” s.301 Bir yandan acı çekmelerine, ölmelerine rağmen halka da yapılmış eleştiriler mevcut: “Halk açlıkla yüz yüze gelinceye kadar, kıtlığa ramak kalıncaya kadar kılını bile kıpırdatmayacaktır.” S.75 Tarihsel gerçekler üzerine kurgulanmış romanlar her daim ilgimi çekmiştir. Kıtlık bu akımın çok başarılı bir örneği…Hem tarihe hem de edebiyata merakı olanlar için çok uygun bir eser.
Edebiyat
KıtlıkLiam O'Flaherty · Yordam Kitap · 2022184 okunma
·
47 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.