8/10
·667 syf.··
2026 9. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 28 Şubat 2026 07:16
Sonunda seride beni tatmin eden bir kitap oldu. Hem hikayesiyle hem derin anlatımıyla oldukça başarılı bir kitap olmuş benim gözümde. Bu kitaba gelene kadar seriye olan ümidimi yitirmemek de benim için ayrı bir başarıydı açıkçası. Serinin beşinci kitabı olduğunu da belirtmek isterim bu arada :) İlk olarak anlatımın ilk dört kitaba göre çığır açtığını söylemem gerek. Oldukça yavaş ilerleyen bir kitap lakin yazarın kaleminin ne kadar akıcı olduğu gözle görülür şekilde farkediliyordu. Tam sıkıldım diyeceğiniz yerde bir olay patlak veriyor ya da yazar o momentumu geri yakalıyor ve sizi bir sonraki bölümü okumaya ikna ediyordu. Aşırı uzun bölümler yerine kısa kısa olmaları da bu serinin başka bir artısı. En azından bir epik fantastiğe göre. Daha çok vaktim olsaydı daha kısa sürede bitirebileceğime eminim. Beni bu kitaba bağlayan şey yazarın yine ilk dört kitaptaki gibi masalsı ya da her tavrı ve hareketi yanlış karakterler yazmak yerine insanın temel doğasını olabildiğince saydam yansıtmasıydı. Bana yanlış gelen şeyleri okurken daha sonra farkettim ki kriz anlarında bizlerin de aslında pek bir farkı yok. Epik fantastik seven biri olarak hikayedeki en önemli unsurlardan birinin de bu olduğunu düşünüyorum çünkü romantik fantastiğe kıyasla gerçeğe daha yakın bir hikaye inşası olmak zorunda ki o hikayeyi bitirdiğinizde sizi uzun uzun düşündürebilmesine ve kendinizi sorgulatmasına hatta o hikayeden kendinize bir ders çıkarabilmenize imkan versin. Yazar bu kitapta tam da bunu hedeflemiş gibiydi bana kalırsa. Herkesin kendine göre bir doğrusu vardı ve bu doğrular bir yerde çatışıyordu. Sonuç olarak hangisi doğru, kime göre doğru olduğunu okura bırakmıştı kendi içinde çözümlemesi için. Betimlemeler, duygu ve düşünceler, karakterlerin iç dünyaları, evren inşası ve mekan betimlemeleri çok daha ayrıntılı ve etkili bir biçimde aktarılmış. Öyle ki dört kitaptan sonra ilk defa karakterlerle adamakıllı empati kurabildim. Karakterlerin espri anlayışları olsun, tavırlarındaki insanilik ve kendilerine has kusurları olsun, cinsel dürtüleri ya da romantizm anlayışları olsun bana göre hepsi olması gerektiği gibiydi ve kitabın akışını bozacak sıklıkta değildi. Yazarın bu konudaki dengesine her serisinde hayran kalıyorum zaten. Yine ilk defa seriye yakışır savaş sahneleri okuyabildim. En çok merak ettiğim şey ise haritanın farklı noktalarındaki karakterlerin nasıl bir araya geleceğiydi ve bunu da bu kitapta gördüm sonunda. Bu seride bu kitaba gelene kadar kendime nasıl eziyet ettiğimi yorumlarımda da incelemelerimde de görebilirsiniz. Lakin seriyi hiç okumamış olup bu kitabın bana seriyi sevdireceğini bilsem baştan sona yine okurdum. Bu kitabın aşırı derecede güzel olduğunu elbette düşünmüyorum fakat yazarın sürekli gelişen bir anlatım şekli var ve Dikenler ve Güller Sarayı serisinden de yola çıkarak bu gelişiminin diğer kitaplarına yansıyacağına eminim. Tavsiye ettiğim için bana kızabilirsiniz ama ben yine de bu seriye bir şans vermenizi kesinlikle öneririm. Cam Şato Karanlık Taç Ateşin Varisi Suikastçının Hançeri Epey uzun oldu biliyorum o yüzden buradan sonrası bu kitabı okuyacakları daha çok ilgilendiren kısım olacak. Karakterlerden uzun uzun bahsetmeyeceğim çünkü çok kalabalıklar... Unuttuğum biri varsa sebebi beni aklımda yer edinecek kadar etkilememiş olmasıdır. Ana karakterimiz Aelin'in dört kitap sonra ani bir kraliçe moduna girdiği için başta biraz garip geldi çünkü birden fazla olgunlaştı ve bu da bende bir tık yabancıymış hissi yarattı. Yine de bu halinin ona yakıştığını ve karakter gelişiminin oldukça başarılı olduğunu söylemeden geçemem. Bu seride Aelin hakkında farkettiğim en önemli şey yazarın diğer serilerinde hep bir erkek karakteri daha baskın kılarken bu seride Aelin'in tek başına yeterince güçlü ve sağlam bir karakter oluşuydu. Bu durum haliyle Rowan'a biraz eksi yazıyor tabii. Rowan serinin başından beri kadim ve yenilmez bir karakter olarak tanıtıldı fakat hikayede hep bir yaralanışını ve Aelin'in yanında süs heykeli gibi duruşunu görüyoruz. Hikayenin tek sevmediğim yanı bu olabilir. Aelin'e gölge düşürmeyecek şekilde daha işlevsel ve başarılı bir Rowan okumak isterdim şahsen. Aelin ile olan ilişkisine ve ona olan saygısına ise hayran kaldım. Manon'ın yapacaklarını dört gözle bekliyorum çünkü hikayedeki oyun değiştirici denilebilecek önemli bir karakter. Elide birden ortaya çıkıp ortalığı karıştıran bir kız oldu fakat hikayedeki kritik karakterlerden biri olacak gibi görünüyor. Dorian'ın hala öğrenecek çok şeyi var gibi ama bu kitap için güzel bir geri dönüş sağladı. İlerleyen kitaplarda daha çok göreceğimiz biri olduğu kesin. Chaol'un seride olmasının lüzumsuzluğu yüzünden bir puan kırdım zaten başlı başına gereksiz bir karakter diye düşünüyorum, her ne kadar akıllansa da. Aedion ve Lysandra ise daha çok yardımcı karakterler gibiler, hikayeye renk katıyorlar ve bu bir bakıma güzel de. Sonraki iki kitap için çapraz okuma yapmam gerektiğini öğrendim çünkü ikisi de aynı zaman diliminde geçiyormuş. Bunun için de Tandem diye bir liste hazırlamışlar, Pinterest'ten kaptım hemen. Hız kesmeden devam edeceğim.
1000Kitap
Gölgeler KraliçesiSarah J. Maas · Dex Yayınları · 20182,304 okunma
·
305 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Rowan'ı bu kitapta sevemedim gitti... önceki kitapta bile daha sempatikti gözümde🥲 Bazı ufak şeyler o yüzden çok fazla gözüme batıyor sanırım ama diğerlerine çokça katılıyorum ben incelememde içimi dökmüştüm seninki çok güzel olmuşş🫶🏻🌸
Şevval Kavanagh
Gönderi Sahibi
Gökçe⋆˚꩜。 Off evet bir de o var ama yapcak bişi yok belki yazar düzeltir onu da 🥹 tekrardan çok teşekkür ederimm 🫶🏻✨