"Anlatmak varlığımıza dair bir ihtiyaçtı." (s. 58) diyen Ceyran, Bekleyişin Şarkısı adlı romanında bu ihtiyacı yalnızca bireysel bir anlatma arzusu olarak değil, toplumsal hafızayı ayakta tutma çabası olarak ele alıyor. Eser, unutuşun karanlık sularında sürüklenen Alzheimer (Demans) hastası Rahşan Teyze'nin kayboluşuyla perdeyi açıyor . Onu arayan genç anlatıcı , aslında sadece kayıp bir bedeni değil; geçmişin tozlu raflarında unutulmaya terk edilmiş, dilsizleştirilmiş büyük bir acının izlerini de sürmektedir. Rahşan Teyze, oğlu Mahir'i gözaltındayken yitirmiş bir annedir. Onun oğlunun döneceği umuduyla kapılarını ve ışıklarını sonsuz bir sabırla açık bırakması, eserin "bekleyiş" temasını somutlaştıran en sarsıcı simgesi şeklindedir. Bu yönüyle Rahşan Teyze, kayıp oğlu Cemil Kırbayır'ı ömrü boyunca bekleyen Berfo Ana'nın edebi bir yansıması gibidir.
Anlatıcının da anne ve babasını şüpheli bir biçimde kaybetmiş olması, bu kederli mirasın kuşaklar boyunca nasıl devredildiğini gösteriyor . Ceyran'ın sade ama ruhun en ince tellerine dokunan dili, yazarın bir önceki romanı Mevsim Yas'taki duygusal yoğunluğu daha olgun bir seviyeye taşıyor. Romanda Yazarın sade fakat etkileyici dili, duygusal yoğunluğu abartıya kaçmadan hissettiriyor. Mekânların isimlendirilmemesi, romanda dile getirilen acının yalnızca tek bir şehre özgü olmadığını, tüm bölgeye yayılmış kolektif bir travmayı temsil ettiğini düşündürür,. Mehmed Uzun'un eserlerinde görülen, yer belirtmeden kurulan anlatım anlayışıyla bu tercih örtüşmektedir. Nitekim "Aşk Gibi Aydınlık, Ölüm Gibi Karanlık" adlı eserinde somut bir mekân adının özellikle verilmemesi gibi, burada da mekânsal belirsizlik bilinçli bir tercihtir. Bu tercih, yaşanan acıyı tek bir şehirle sınırlandırmaz; tam tersine, onu geniş bir coğrafyaya ve ortak bir toplumsal hafızaya yayar.Böylece her iki metinde de yerin suskunluğu, duygunun ve hafızanın ön plana çıkmasını sağlar
Son dönemde okuduğum Yavuz Ekinci'nin #k:127160/ Tene Yazılan Ayetler, Murathan Mungan ’ın 995 km , Kadîr Stêra 'nın Gava Stêrk Dikevin , Cezmi Ersöz'ün Bana Türkçe Bir Ekmek Ver ve Firat Cewerî'nin Ez E Yeki Bikujim adlı eserlerinde de benzer temalar işlenmiştir. Gerçek hayatta ise Cumartesi Anneleri'nin onurlu mücadelesi, bu edebi kurguların toplumsal karşılığını tüm çıplaklığıyla gözler önüne sermektedir.
Sonuç itibariyle Bekleyişin Şarkısı, bireysel bir kaybı merkeze alırken toplumsal hafızayı diri tutmayı amaçlayan bir eserdir. Işıkları açık bırakmak, burada yalnızca bir annenin umudu değil; unutmamaya ve hatırlatmaya dair güçlü bir imgedir.