Eserin dili anlaşılır, sade ve halka indirgenmiş. Ben ara vererek okumama rağmen kaldığım yerden rahatlıkla geriye dönmeden devam edebildim. Karakter incelemesi yaptığımda ise eserde genel olarak kadın figürünün sürekli aşağılanma halinde olması beni çok üzdü. Bu da olmaz diye düşünerek okudum, olmaz dediklerimin olacağını önceden tahmin ederek. Eserin gidişatını tahmin etmek zor olmuyor biraz okuduktan sonra. Nazan karakterinin saflığı, temizliği ve güzelliğinin karşılığında yaşadıklarına bakıyorum bir de Neriman karakterinin şanslılığına bakıyorum. Bana pek adil gibi gelmiyor. Üstelik evlat hasretiyle yanıp tutuşan bir anne var neden bir kez olsun sarılamadı yavrusuna? Eserdeki yüzük objesinin hiçbir kötü ele geçmemesi de çok şaşırtıcı çünkü çok tuhaf kötü ortamlarda bulundu. Hapiste dahi kimsenin eline geçmemiş bu kadar kıymetli bir yüzük. Hayatı pahasına yüzüğü koruyor ve karşılığında yaşamadığı şey kalmıyor. Üstelik hala eşinin onu çağıracağına inanıp duruyor.
Eseri okurken takıldığım noktalardan biri ise Avukat Hikmet’ in yenidoğan kız bebeği için ilerde bir erkeğin hizmetçisi olacağı, sonraki zamanlarda ise dokuz on yaşlarındayken kızlarını nişanlamayı arzulamaları, sık sık Haldun ile baş başa bırakmaları toplumun o dönemde kız figürüne bakışını mı yoksa yazarın kendi zihniyeti mi olduğunu düşünmeme neden oluyor.
Eserde benim için en geçmeyen kısım Nazan’ ın hapis sahneleri. Lezbiyen bir kadınla ilişki yaşamak zorunda kalması eserde neden işlenmiş mesela ne gerek vardı? Zaten yeteri kadar çekmiş bir kadından bahsediyoruz. Hem daha sonra Naciye figürü, burda kastedilen kötü hep kötüdür demek galiba.
Sonuca gelecek olursak eserin sonunda kafamda “ Ben bu kitabı neden okudum?” sorusu geçti. Evet okuyun ama sinirlerinize hakim olabilecekseniz ve bi beklenti içinde olmayacaksanız.
El KızıOrhan Kemal