"Oradaydık hepimiz, müheyya bekliyorduk
salaştı mukadderat, bozulmuş bir nişandı
gebe rüzgar, ihanete uğramış deniz, kerrat cetveli
dünyaya sokunmuştuk, dünya hamdı
külsüzdü ocak, tellal çarşısız
ağzımız noksandı.
Rimbaud'nun haberi yoktu Menelik'ten
Nijinski delirmemişti
Mahler'in beş yaşındaki kızı ölmemişti daha
nehre Haşim annesiyle karanlık geceler
bazı çıkardı
zonklardı öpülmek için kavlamış dudaklarımız
bekliyorduk; alnımızın çatında
hepimizin bir çarpı."
İsmet Özel
Vaslav F. Nijinsky 1890'da Kiev'de Polonyalı bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelir. Daha on yaşında, Saint-Petersburg İmparatorluk Tiyatrosu dans okuluna girer ve orada öyle başarı gösterir ki, iki yıl sonra İmparatorluk Tiyatrosu'nda dans etmeye başlar. Kendisini Don Juan'da izleyen Sergey Diaghilev'le tanışır, Diaghilev onu Rus Balelerinin Pa- ris'teki ilk turnesi için grubuna katar. Böylece, 18 Mayıs 1909'da, Le Pavillon d'Armide'de dans eder. O sıralar Marcel Proust'da salonda kendisini izlemektedir. Onun 39. defterinde, Guermantes Tarafı'ndakinden daha ayrıntılı bir Nijinsky “eskizi” bulunur: “Yabancı bir dans topluluğundaki ünlü ve dâhi bir dansçıydı (...), yüzü pastel renkte, bakışları esrik, genç bir deli (...), farklı bir yaşam biçimi ortaya koyan her şey adına ve sanki doğanın buyruğuyla, büyülenip olduğum yerde kaldım -bir kalabalığın içinde kaybolmuş bir kelebek görsem aynen böyle olurdu işte-, onun o doğal, kanatlı, şımarık ve rengârenk zarafetinin havada çizdiği kıvrımları seyre daldım.”
Döneminin en iyi dansçısı, aynı zamanda ömrünün yarısını akıl hastanesinde geçirmiş; delilikle dahilik arası sınırda sürekli cephe değiştirmiş bir adamın günlüğü. Öldükten sonra kız kardeşinin evrak dosyaları arasında bulunmuş günlükleri. Açıkçası gençliğinden itibaren psikolojik sorunlar yaşamış, bunu da sık sık dile getirmis bir insanın günlüğünde oldukça karamsar ve şizofrenik karalamalar okuyacağımı beklerken oldukça mutlu, neşeli ve dindar bir adamın kalemiyle tanıştım. Kitapta neden delirdiğine dair herhangi bir belirti yok, sürekli eşinin kendisine deli gözüyle baktığından bahsediyor ancak Nijinsky'i deliliğe iten psikolojik sebepleri es geçmiş ya da günlüğüne yazmak istememiş, bu yüzden neden delirdiğine dair sürekli farklı teoriler okudum biyografisini okurken. Kitapta şöyle bir diyalog geçiyor sadece:
"Herkesi kendime çekmek istiyorum; aklın ölümünden başka hiçbir şeyden korkmuyorum. Aklımı yitirmeyeceğim ama ağlamakta üstüme yok." Sayfa 106
Velhasıl kelam edebi dilden uzak, basit, sade yaşam tarzını anlatmış Nijinsky. Zaten günlüğünü kitaplaştırmak için yazmamış bu yüzden sade bir dil kullanmayı tercih etmiş. Açıkçası okunmasa da pek bir şey kaybedilmeyecek bir kitaptı benim için, sadece döneminin en iyi dansçısı olduğu ve Proust'un başyapıtında kendisinden bahsetmesi üzerine merak edip okumuştum, günlük tarzı kitap okumayı sevenler bir göz atabilir diyebilirim son olarak.
İncelemenin başında yer verdiğim şiiri dinlemek isteyenler için link bırakıyorum:
youtu.be/9yHGHEOg3JM?si=...