Macbeth , William Shakespeare ’in en çarpıcı trajedilerinden biridir. William Shakespeare okumak benim için her zaman ayrı bir keyif olmuştur. Onun eserleri çoğu zaman kısa ve öz görünür; fakat satır aralarında okuyucunun keşfetmesini bekleyen pek çok örtük anlam barındırır. Macbeth de bu yönüyle oldukça güçlü bir eser. Okuduğum dördüncü William Shakespeare tiyatrosu ve büyük ihtimalle son olmayacak. Çünkü William Shakespeare , geçmiş yüzyılların en büyük yazarlarından biri olma unvanını fazlasıyla hak ediyor.
Oktay Rifat’ın bir düşüncesi vardır: Aslında “iyi şair” ya da “iyi yazar” yoktur; biz sadece o büyük çerçevenin içinde dolaşır ve kendimizi geliştirmeye çalışırız. Ancak yine de geçmişe dönüp bakıldığında gerçekten büyük isimler sorulacak olursa, onun verdiği iki isim oldukça dikkat çekicidir: Homeros ve William Shakespeare . Bu düşüncenin oldukça haklı bir tarafı olduğunu düşünüyorum. William Shakespeare okumak hem bir ayrıcalık hem de edebiyatın derinliğini hissettiren özel bir deneyim.
Eserin merkezinde ise insanın içini kemiren hırs vardır. Macbeth, İskoçya’nın başarılı komutanlarından biridir. Bir savaştan dönerken üç cadıyla karşılaşır ve cadılar ona bir gün kral olacağını söyler. William Shakespeare’in eserlerinde sıkça karşımıza çıkan cadı, peri gibi doğaüstü unsurlar burada da önemli bir rol oynar. Bu kehanet Macbeth’in zihnine bir tohum gibi düşer ve zamanla büyüyerek onu geri dönülmez bir yola sürükler. Karısı Lady Macbeth’in de etkisiyle Kral Duncan’ı öldürür ve tahtı ele geçirir.
Fakat William Shakespeare burada çok önemli bir gerçeği gösterir: Asıl mesele kral olmak değildir; kral olarak kalabilmektir. Macbeth tahta çıktıktan sonra bile huzura kavuşamaz. Sürekli tahtını kaybetme korkusu yaşar, suçluluk duygusuyla boğuşur ve bu korku onu yeni entrikalara sürükler. William Shakespeare ’in eserlerinin yüzyıllardır okunmasının sebeplerinden biri de bu güçlü entrika yapısıdır. Çünkü insan hayatı da çoğu zaman benzer çatışmalar ve ikilemlerle doludur.
Eserde suçluluk duygusunun insan psikolojisini nasıl parçaladığı da açıkça görülür. Lady Macbeth’in zamanla vicdan azabına yenik düşmesi, uyurgezer hâle gelmesi ve aklını kaybetmeye başlaması bunun en çarpıcı örneklerinden biridir. Sonunda İskoç soyluları Macbeth ’e karşı ayaklanır ve onu öldürür. Böylece ülkede yeniden düzen sağlanır.
Macbeth ’i okurken en çok dikkatimi çeken şey, insanın hırsla nasıl savrulabildiğini görmek oldu. Hırs belirli bir noktaya kadar insanı ileriye taşıyabilir; fakat kontrolsüz hâle geldiğinde insanın içini kemiren ve onu felakete sürükleyen bir güç hâline dönüşür. William Shakespeare ’in bu trajedi aracılığıyla bize hatırlattığı şey tam da budur.
Sonuç olarak Macbeth , yalnızca bir iktidar hikâyesi değil; aynı zamanda insanın karanlık yönlerini, suçluluğunu ve hırsını anlatan derin bir psikolojik eserdir. William Shakespeare ’in ince zekâsı ve güçlü anlatımı sayesinde yüzyıllar geçse de okuru düşündürmeye devam eden bir klasik olmayı sürdürmektedir.
Keyifli okumalar dilerim..
Sürekli ertelediğim bir kitap daha. Kaç kez elim gitti, her seferinde başka kitap seçtim. İncelemeden sonra, araya alsam mı acaba, diye düşünmedim değil. Ayrıca William Shakespeare okumayı ben de çok seviyorum. Belki yakın zamanda okurum. İnceleme için teşekkür ederiz.
Bazen bazı kitapların zamanı gerçekten geç geliyor. Demek ki o kitap da sizi bekliyormuş. Ben de William Shakespeare okumayı her seferinde ayrı bir keşif gibi görüyorum; az sözle çok şey anlatabilmesi beni hep etkiliyor. Umarım siz de okuduğunuzda aynı tadı alırsınız. Güzel düşünceleriniz ve nazik yorumunuz için ben teşekkür ederim. 🥰