Güzel sözlerin için çok teşekkür ederim😊🙏. Açıkçası editörlerin çoğunun metne bir okur gibi yaklaştığını pek düşünmüyorum. Daha çok okulda öğrendikleri teknik şeyler, bütünlük, üslup, anlatım gibi taraflara bakıyorlar. O taraf elbette önemli ama bir metnin okurun duygu dünyasına ne katacağını sezebilmek bambaşka bir şey. O biraz da sentez ve okurluk meselesi; herkeste olan bir şey değil.
Bir de işin içinde ciddi bir şans faktörü var. Bir kitap hangi editöre denk geliyor, o gün nasıl bir ruh haliyle okuyor… Bunlar bile etkileyebiliyor. Bu kitap da sanırım böyle bir şanssızlık yaşamış. Neyse ki bugün biz okuyabiliyoruz ve Joyce sonunda hak ettiği yere ulaşmış.
Ama yine de insan düşünmeden edemiyor: O reddedildiği zamanlarda yazarın yaşadığı o başarısızlık duygusu kim bilir nasıldı.
Bence kitabı okurken siz de şu düşünceyle okursanız daha da keyifli olabilir: Madem bu noktaya takıldınız, kendinize sorun; siz bir editör olsaydınız bu metne nasıl dokunurdunuz? Ne hisseder ve ne düşünürdünüz? O zaman metnin içine bambaşka bir yerden girebiliyorsunuz. Şimdiden keyifli okumalar dilerim.