Gönderi

Karakteristik bir diksiyon sahibiyim. Sıradanlaşmış toplumda sıradan olan her şeyi mide bulandırıcı bulan biriyim. Marjinal olmayı hayatının tam merkezine koymuş ve bu marjinal karakterin getirdiği
Alıntı
·
2 +1'leme
·
6,4bin Gösterim
11 Yorum
Selda cnyk
Selda cnyk
Hanım, paylaşımımı alıntılayıp profilinizde paylaşmanız ne hoş. ☺️ Benim gibi düşünen ve zincirlerini kırmış orijinal insanlara rastlayabilmek, gittiğim yolun ne kadar doğru olduğunu gösteriyor ve bu da beni daha çok motive ediyor. Gönülden ve kalbi teşekkürlerimi sunuyorum. ☺️👋
:))kısa olan yorumu baya zekaladırdınız.iki mağdur olmayacağına göre biri haklı dışardan bakan biri hangisinin haklı olduğuna ahlaki ve adil bakmak lazım… neyse
Önceki 8 yanıtı göster
Sillage
Sillage
Yazdığınız yazıyı ve dilinizi anlamıyorum. ben sadece kelime haznenizi ve entellektüel derinliğizi takdir ettim. dalga geçilecek bir şey olarak görüyorsanız, kendi kelime haznenizi düşük görüyor ve entelektüel derinliğinizden şikâyetçisiniz. Bu benim problemim değil, bu sizin içsel probleminiz. Bunun muhatabı ben değilim. Size içsel savaşınızla başarılar dilerim😊👋
Saygılar hocam :) #269875392
Çünkü özgür iradeye inandığını sanan yığınlar, aslında 'seçim' adı altında kendi yarattıkları ahlaki yargıların, pişmanlıkların ve toplumsal dogmaların gönüllü köleleridir. Onların özgürlüğü, sırtlarında taşıdıkları sorumluluk ve suçluluk çuvalının ağırlığı kadardır. İradenin bir illüzyon, kararların ise evrensel bir nedensellik zincirinin kaçınılmaz matematiği olduğunu kavrayan rasyonel zihin ise; egonun o sahte 'kontrol' sanrısını terk etmiş demektir. Spinoza'nın da fısıldadığı gibi; zorunluluğu ve nedenselliği idrak etmek, zihni tüm 'keşke'lerin prangasından azat eder. Rüzgara karşı kendi uydurduğu ahlak kurallarıyla direnmeye çalışan bir ahmak değil; rüzgarın formülünü çözüp onunla aynı frekansta süzülen mutlak bir gözlemci olursun. Gerçek özgürlük, kontrol illüzyonundan vazgeçebilme cüretidir.
“İtici olarak görenlerin bana göz devirip sinirle bakması, bana ne derece inanılmaz keyif, haz ve mutluluk verdiğini tahmin edemezsiniz” demişsiniz ya… kesinlikle kendimi buldum orda🙈 tarzından dolayı yadırgananlar arasında ben de varım😄 Çok güzel ifade etmişsiniz, yüreğinize sağlık.
Sayın Okuyan Muallime, ☺️ Nazik ve içten yorumunuz için çok teşekkür ederim. Yazıda kendinizden bir şey bulduğunuzu söylemeniz benim için gerçekten çok kıymetli. Bazen insanın düşüncelerinin bir başkasının içinde de yankı bulduğunu görmek, yazma amacının en güzel karşılığı oluyor. Sizin gibi düşünen ve bunu bu kadar samimi bir şekilde dile getiren insanların varlığını bilmek ayrıca sevindirici. Güzel sözleriniz ve iyi dilekleriniz için gönülden teşekkür ederim. Yüreğinizdeki o zarif orjinalliğin ve inceliğin hep sizinle olması dileğiyle. Kendiniz olmaktan vazgeçmeyin. Toplum çöplükten ibaret. Herkes birbirinin aynısı, herkes sahte nezaket rollerine bürünmüş. Herkes yapay olan ne varsa kişilik olarak benimsemeyi alışkanlık hâline getirmiş. Bu yüzden kopya olanın da sıradan olanın da benim için robottan farkı yoktur ve robotların ne düşündüğü kimsenin umurunda olmaz. Kendini daima gururla taşı ve o göz devirmeli bakışlar önünde gururla dans etmekten , kendini sergilelemekten, kendini gerçekleştirmekten ve tüm bunlardan keyif ve haz almaktan asla vazgeçme. Size çok güzel ve keyifli bir gün diliyorum ☺️👋
Merhabalar; Buraya, bu metnin teması İle ilgili diyebileceğim bir alıntı/mı bırakmak isterim: “(….) Birçoğunuz kendini yalnız kendi gözleriyle değil —esasen, öncelikli olarak kendi gözleriyle bile değil— fakat aynı zamanda diğerlerinin gözüyle de görüyor. Bu nedenle de, pek çoğunuz şu anda olmak istediğiniz yerde değilsiniz.” ( #220600531 ) İyi günler. 💫 Kopya kişiliğe karşı koymaya, özgünlüğü yaşatmaya devam.
Merhabalar; Öncelikle yorumunuz için çok teşekkür ederim. ☺️🙏 Bilmeye ve görmeye cesaret edenlerin, bu cesaretin bedelini çoktan göze almış olmaları takdire şayan. Bıraktığınız paylaşım, o mide bulandırıcı toplumsal körlüğün kusursuz bir özeti olmuş. İnsanlar, başkalarının bakışlarından örülmüş parmaklıklar ardında yaşadıkları sürece hiçbir zaman “olmaları gereken yerde” olamayacaklar; çünkü yerlerini hep başkaları belirliyor. Ben o aynayı çoktan kırdım; parçaları ise sadece benim ayaklarımın altında. Kendi gözlerimizin netliğini başkalarının bulanık algılarına kurban etmediğimiz sürece, o sıradanlığın dışındayız demektir. Bu yolda kalabalıklara değil, sizler gibi aynı frekansta yankı bulan “orijinal” zihinlere ihtiyacım var. Bu farkındalığınız ve duruşunuz gerçekten takdire şayan. Kemik kadronun içinden gelen bu sesinizi duymak, inşa ettiğim bu müzede anlamlı bir yankı bıraktı. Sağlıcakla kalın. İyi günler dilerim. ☺️🙏👋
Reklam
Mağdur luk bir psikoloji, iyi kötü göreceli de olur mağdur tarafın kendini haklı çıkarma çabasıdır. Kötü de hayatta kalmak istiyor diye yapacağı işleri belirlemiştir. Önemli olan ahlaki mi ona bakılır suç için. Egoizm insanın bir şey bulmadıyla yani kendinde bir mucizeymiş gibi bir kelime bir duruş bir tarz birikim bunu hissettiği an ben oldum der. İnanın herkes bir oda da bir toprakta yer alacak kadar sade ve yalnız:)saygılar
Mehtap Hanım, öncelikle yorum için teşekkür ederim☺️ fakat analizinizdeki en büyük yanılgı, kavramları birbirine çarptırarak yarattığınız o "ortalama" mantık seviyesinin çelişkisinden söz etmeden geçemeyeceğim. 💁 Dikkatle bakıldığında, argümanlarınız kendi içinde çok bariz çelişkiler ve mantık hataları barındırıyor. "İyi ve kötü görecelidir" dedikten hemen sonra "Ahlaka bakılır" diyerek kendi mantığınızı bir cümle sonra intihar ettiriyorsunuz. Göreceli bir dünyada ahlak, toplumun kendi korkaklıklarını normalleştirmek için uydurduğu, hiçbir evrenselliği olmayan bir illüzyondur. Benim reddettiğim şey tam olarak bu; çoğunluğun sığ ahlak bekçiliği. "Kötü de hayatta kalmak istiyor" diyerek, benim savunduğum varoluşsal estetiği ve entelektüel egoyu basit bir hayatta kalma içgüdüsüne indirgemeniz ise trajikomik bir anlama eksikliğidir. Hayatta kalmak, doğadaki en temel ve en ilkel dürtüdür; karıncalar da hayatta kalır. Benim bahsettiğim ise hayatı bir sanat eseri gibi inşa etmek, sıradanlığın çukurundan çıkıp kendi zirvesini yaratmaktır. Ben "hayatta kalmıyorum", ben "yaşıyorum". Aradaki uçurumu fark edememeniz şaşırtıcı değil. Ve o en klasik sığınak: "Sonunda hepimiz toprak olacağız." Bu, tarihin en büyük "vasatlık tesellisi"dir. Toprak, biyolojik bir kalıntıyı eşitler yani yalnızca bedenin çürüme sürecini eşitler; zihni, duruşu ve yaşarken yaratılan o görkemli farkı asla eşitleyemez. Hepimiz aynı toprağa gireceğiz diye, yaşarken o toprağın üzerindeki o sıradan ahmaklaşmış kalabalığa karışmak zorunda değiliz. Toprak bedenleri eşitler fakat yaşamdaki alt-üst ilişkisi gerçektir. Siz sonuca yani ölüme bakarak süreci hiçleştiriyorsunuz; ben ise o sona gidene kadar sahnede nasıl bir devleşme sergilediğimle ilgileniyorum. Sizin "sade ve yalnız" dediğiniz o son, benim için sadece bir durak; ancak o durağa kadar olan yolculuğumda sizinle aynı hizada olmadığım bir gerçek. İyi günler dilerim☺️👋
Bir ömür var o da bu andır yasamayı bilene derim hep ama görüş olarak uzak oldugum insanların bakışlarından mutluluk duymam zira onları görmem çünkü.. 😊
Önceki 10 yanıtı göster
@qirin İşte şu an anladım. “ii” deyince Türkçe sözlükte bir karşılığını bulamadım, mazur görün. Meğer “iyi” demek istemişsiniz; şu an anladım. Ben de size iyi geceler dilerim.😊👋
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.