Gönderi

8/10
·116 syf.··
2018 47. kitabı
·
17 saatte okudu
·
Okunma: 24 Mayıs 2018 16:10
En son ne zaman bu tür kitap okudum , daha doğrusu okudum mu ? Hatırlamıyorum. Ama tek kelimeyle mükemmeldi. Belki başka bir kitapta tiyatro türü okusaymışım ön yargım oluşabilirdi. Pişman olmadığım bir eser daha.. Biraz düşündürücü , sorgulatıcı , biraz da emek istiyor. Her cümleyi açıklamış. Ben içerigi direk Nuri Pakdil'den vereceğim.   “Tiyatro, edebiyatın, başka bir anlatımla sözün eyleme dönüşmesidir. Ne şiirde, ne öyküde, ne romanda bulunmayan bir işlev yüklenmiştir oyuna. Bu da, oyunda anlatımın ancak eylemle olabileceği gerçeğine götürüyor bizi. Söz''ün de gide gide azaldığı bir döneme gelip durduk. İnsanların, çok konuşmaktan bıktıklarını görüyorum. Dinlemekten de. Ne yapmalıyız bu durumda? Umut’u yazmadan önce çok düşündüm bunun üzerinde. Öyle bir teknik uygulamak gerekiyordu ki, söz’le arası açılmış insanı, yeniden onunla barıştırabilelim. Bunun için sık sık duraklama var oyunda. Yalnız iki ya da artık kişinin konuşmalarında değil, bir kişinin konuşmasında da vardır bu uyarlama. İçerik yönünden, Umut’u şöyle belirleyebiliriz: Bir ‘soruşturma’ yaklaşımıyla çağın algılanmasıdır. Bir konudan çok, insanın ‘konumu’ vardır Umut’ta. Böylece evrensel bir anlatıma varmak istedim. Konu, yöresel olabilir, bir ülkeye ait olabilir, ama insanın konumu evrenseldir. Bu nedenle kişilere ad vermemeyi yeğledim. Kuşkusuz Umut’ta, kuşağımın verdiği kültür savaşımının, yabancılaşmaya karşı koyuşun izleri de vardır. ” Nuri Pakdil”
Kültür-Sanat
UmutNuri Pakdil · Edebiyat Dergisi Yayınları · 2014437 okunma
·
275 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Pakdil'in oyunları, gizli hazinelermiş gibi geliyor bana... Sürekli doğrulan, yükselen, genişleyen bir duygu dalgası, hep en uçlarda gezinen korku ve ümit... Şu cümleler, O'nun insan doğasına duyduğu hassasiyeti şiddetle duyurmuyor mu? “İnsan... Hangi ülkeyi alırsanız alın ele, konumunu bilmiyor bugün. Bilse, doğrulabilir, elini kalbine götürebilir, kalbini dinleyebilir, ölümsüz bir ruhu olduğuna inanabilir.” (Biat II, s.221)