Kur'an, ilk muhataplara hitap etmektedir. Kendileri nazarında hayret verici, şaşırtıcı olan şeylere onların bakışlarını çekmektedir. Şüphesiz onların nesneler ve zihin dünyalarında olan şeylerle Allah onlara hitap etmektedir.
Hocam, bu yazardan yaptığınız alıntıları belirli bir zamandan beri takip ediyorum. Bir şey dikkatimi çekti, yazarın yazıları fazlaca tarihselci bir imaj veriyor sanki. Evet, alıntıda bahsedilen konu doğru fakat -sadece bu alıntıyı baz aldığımda- sanki Kur'an-ı Kerim sadece o anki muhataplarına hitap ediyormuş gibi bir anlatımı var. Belki yazar, sayfaların diğer yerlerinde Kur'an'ın evrenselliğinden bahsediyordur fakat dediğim gibi bu alıntı evrenselliğin anlatıldığı bir alıntı değil gibi. Bu konularda sizin düşünceniz nedir?
Yazarın 3. Kitabını okuyorum şöyleki; yazar Kuran'daki hükümlerin cahiliye araplarında ve Ehl-i Kitap'ta bulunan örneklerini gösterme gayesi güdüyor. Kuran'ın önceki kitapları tasdik edici bir metin olduğunu anlatıyor. Kuran'ın hüküm olarak değil gaye olarak evrensel olduğunu söylüyor. Yani verilen hırsızlık hükmünün cezası yerel(tarihsel) ama hırsızlığın kötü bir şey olması ve cezasının olması evrensel demek istiyor. Allah Kuran'da konuşurken ilk muhatap kitlenin inançlarını, kültürünü, zevklerini esas alıyor diyor. Haksız da değil. Deve ile ilgili ayetlere ve cennet ayetlerine baktığımızda çok açık bir şekilde bunu görebiliyoruz.