40. Odayı Açmaya Cesaretin Var mı?
Puan vermedi·162 syf.·
2026 25. kitabı
Kırk Oda çocukken anlamadan geçtiğimiz, yetişkin olunca içimizde saklanan masallara farklı bir pencereden bakıyor. Prensesler, prensler, saraylar, uçan halılar, hepsi çocukluğumuzda kalmış olamaz. Biz onları farkında olmadan taşıdık her yeni yaşımıza. Çocukken üzerinde durmadığımız, büyüdükçe anlamını çözdüğümüz 40. yasak oda miti var bir de... Peki masallarla 40. oda neden yasak? sorusu ise masalın kendisinden daha derin. Görmek istemediğin, toplumdan saklanan, kendinle yüzleşmekten kaçtığın şeylerin saklı olduğu oda, 40. oda. Açtığında artık eskisi gibi olmayacağın, hikâyelere inanmayacağin. Ve o odanın kapısını açıyor Mungan. Kadın figürler üzerinden yürüyor masallar. Öyle ya anlatılanlara göre ... Kurbağayı öpen ben,ayakkabı için kendini parçalayan, yedi cüceden medet uman, uyanmak için prensi bekleyen… yine ben. O saçı da boşuna uzatmadım zaten. Alt metindeki prensler tarafında da durum iç açıcı değil. Korkusuz, kurtarıcı, güçlü olma misyonu da masalların onlara yüklediği duygular. Ortak mesele herkesin bir role sıkışmış olması. Ama nereye kadar? Cinsiyet üzerinden polarize olmuş bir toplumda kendi düşüncem ile hareket etmeyi ne zaman öğreneceğim? Kadına kurtarılma acizliğini, erkeğe kurtarıcı sorumluluğunu zihnimize hangi hikâyeler ekledi. Bu anlatı, hangi toplumsal yapının işine yarıyor? Kimi merkeze koyuyor, kimi ötekileştiriyor? Hangi rolleri "normal" kabul ediyor? Masallar ve edebiyat bu alanda kendine yer bularak ilerliyor. Örnegin uygulama üzerinde de etkileşim alan birçok stereotip söylem var. "Bütün erkekler aynıdır" veya "Kadınlar hep böyle yapar" gibi cümleler, bireyleri karakterlerinden bağımsız olarak sadece cinsiyet kimliklerine hapsediliyor. Bu basit formüllerin altında toplum benim kişiliğim de bir günde eritmedi tabii ki... Murathan Mungan bu kitabında tam olarak bu yarayı kanatıyor. Postmodern hikâye kurgusuyla masalları yeniden yazıyor ve okuyucuya hermeneutik yorumlama deneyimi ile çürümenin bir unsuru masalları, masaya yatırıyor. Yani Mungan masalların iskeletini almış ve psikanalitik ve toplumsal cinsiyet eşitsizliği üzerinden oluşturduğu yapı ile yeniden şekillendirmiş. Birbirinden keskin ve derin dokuz ayrı öyküden oluşan kitapta; ben "Makas" ta takılı kaldım. Bir kadının hayat treninde yaptığı yolculuk deneyimi, o sıkışmışlık halinin rahatsız eden sesi gibiydi. Artık olmayan insanların zihninde kapladığı yer ve yankı vagonlarının içinde nefes almak için aranan her pencereyi ruhumda hissettim. Bulunan pencere ile biraz nefes aldım, kaybedince zihnimin karanlığında kaldım.Bir tren istasyonuna ulaşmak için harcadığım ömrümde, kaç istasyon kaç yolcu vardı? Temas ettiğim, sevdiğim, nefret ettiğim kaç insanla yolumu bir “makas” ayırdı? Toplumsal normlarla giydiğim matem kıyafetlerimi ben mi seçtim? kaç istasyonda, kaç yolcuyla vedalaşmak zorunda kaldım? Mungan'ın da dediği gibi; yaş aldıkça cevaplar değil, sorular artıyor sanırım. Zihnimizin vagonlarında kaç yolcu kaldı bilmiyorum ama bildiğim bir şey varsa, herkes kendi istasyonununda iner ve masal bir yerden devam eder. Yapısal olarak metin, yoğun parantez kullanımıyla dikkat çekiyor. İlk bakışta bu fazlalık hissi yaratıyor gibi; ancak ilerledikçe bunun bilinçli bir tercih olduğu anlaşılıyor.Dilinin rengi şiirsel ve ritmi cümlelerin yükünü hafiflettiyor. Bazı cümlelerin tekrara düşmesiyle hedef alınan duygusal yoğunluk yükseliyor. Büyüklerimiz bize masalları muhtemelen uslu durmamız, iyi kötü ayrımı yapmamız, ormanda yolumuzu bulmamız için anlattı... Oysa biz inkar etsek de; verilen rollere sadık kaldık, kahraman bekledik, birini kurtarmayı diledik, taht hayalleri kurduk, aşağı inmeye cesaretimiz bile yokken uzattık saçlarımızı. Sonuç; kendi masallarımızın mutsuz kahramanları olarak uyandık çoğu zaman o yeni güne. Mungan ise diyor ki; Kendine dürüst olup, kim olduğuna karar vererek yürürsen kendi masalının sonunu daha bilinçli olanla değiştirebilirsin. Kitaptan bana kalanlar ise; Başkasının krallığı sadece bir krallıktır, önce kendi krallığını kur. Aynaya sadece güzel olduğunu duymak için değil, kim olduğunu görmek için soru sor. Herkesin verdiği elmayı yemek yerine, kendi bilgi ağacının gölgesine dinlen. Bir kurbağayı değiştirmeye çalışmak yerine, değişimin ve gelişmenin bir ömür boyu olduğunun farkına var. Saçlarını kendin için uzat, çünkü başlayacak olan, sen hazır olduğunda başlar. Ve her masal bir prens ve prensese ihtiyaç duymaz. Bazen iki eşit insanın, birbirini kurtarmaya çalışmadan kurduğu bağ, en gerçek masalı yazar. Bu incelemeyi kadını eksik, erkeği ölçü yapan tüm çarpık zihniyetlere armağan ediyorum. Ve asıl masal, kimsenin kimseye rol biçmediği yerde başlar. Keyifli okumalar...
Alıntı
Kırk OdaMurathan Mungan · Metis Yayınları · 20071,717 okunma
··
1.658 Gösterim
8 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
40. Oda neden yasak bilmem ama 40 sayısının önemli olduğunu söyleyebilirim. 40 gün 40 gece düğün yaparlar, Eee 40 haramiler de vardır mesela 😅 Neyse fazla uzatmayayım sonunda D. Bahçeli’ye bağlayacağım diye ödüm kopuyor. 🤭 Emeğine sağlık Aşk İçin Ne Yazdıysam bunu da ben önereyim. 💖
H.A
Gönderi Sahibi
Tᴜ̈ʟᴀʏ✵ 40'lı yıllarımızaaa sevgilerimle 🤭🤍
Ben bu kitabı okumuşum, alıntılar tanıdık geliyordu incelemeyi okuyunca net hatırladım. Çok şükür ki okuduğumu hatırladım da senin incelemelerinden kaynaklı listeme bir kitap daha eklemedim 🙏🏻 Yeter bu kadar güzel inceleme yazmaz mısın lütfen 🥺 💚 🍯
H.A
Gönderi Sahibi
Cok güzel bir kitaptı bayıldım ben :) ardından Üç Aynalı Kırk Oda Yedi Kapılı Kırk Oda Dokuz Anahtarlı Kırk Oda şeklinde gidiyor sanırım. Doğru yerden yazmışım çok mutlu oldum 🤗 ikimiz de yazmaya devam edelim 😍 senin incelemelerini okurken ben de aynını hissediyorum. Teşekkür ederim canım 🩷🌸
H.A yazalım güzelleşelim o zaman be yeşil balım 🥂💚🥳
H.A
Gönderi Sahibi
Mnemosyne ancak toplarız kafayi 🤭🥂💚🍯
H.A kalemine sağlık süper olmuş:)
H.A
Gönderi Sahibi
Teşekkür ederim 😇 beğenmene sevindim 🪷
Yine her zamanki gibi kitabı santim santim incelemiş, harika çıkarımlar yapmışsın yüreğine sağlık güzellik.
H.A
Gönderi Sahibi
Öyle bitanem :) neşteri bir kitaba bir kendime batırarak 😄 teşekkür ederim güzel bakışın için. Hepimizin yüreği sağ olsun Gülüm 😍🥰🌹
'Başkasının krallığı sadece bir krallıktır, önce kendi krallığını kur...' Kimsenin kimseye rol biçmediği, iki eşit insanın kurduğu o gerçek masallara inanarak... Emeğinize sağlık, harika bir inceleme 😊
H.A
Gönderi Sahibi
Bir hayat misyonu olarak, ben de çok inanırım bu söze. Gerçek masallara diyelim 😊 teşekkür ederim güzel yorumunuz için. 🙏
Reklam
Çarpık zihniyetlere armağan değil kafalarına attığın bir taş gibi olmuş inceleme ...🙃 Kendi masalımızı kurmaya devam...kalemine düşüncelerine sağlık..
H.A
Gönderi Sahibi
Gökten bir gök taşı düşmüş 😄 masallara inanmanın yaşı, kendi yazdığın masala inanmanın bir mahsuru yok bence de... teşekkür ederim çiçek yorumun için 🫠🤍
Masallar üzerinden insanı ve yaşamı sorgulamış Mungan, masallarla nasılda şekilleniyor duygular, düşünceler, kişilikler. Toplum masallarla ta çoçukluğumuz dan şekillenmeye, oluşturulmaya başlanıyor. Kadın yine ezgin, yine zayıf yine kurtarılmayı bekliyor. Kim kurtaracak bekleyen bu kadını kişilikli, düzgün, saygın bir erkek karekter olması beklenmiyor, nedense hep bir atlı prens oluyor beklenen. Hoş zaten kadına kim olursa olsun illaki bir kurtarıcı bekletme mantığı zaten kadını yok sayan bir zihniyeti temsil ediyor. Mungan bu kitabıyla toplumun, sistemin anlayışını sermiş gözler önüne. Şiir gibi anlatım tarzıyla Mungan'ın olağanüstü bir kitabı olduğunu düşünüyorum. Öyle derin ve güzel bir inceleme olmuş ki, bayıldım doğrusu. Munganın dilini hiç aratmamışsınız, çok başarılı. Emeğinize yüreğinize sağlık 🙏💕olsun. "Bu incelemeyi kadını eksik erkeği ölçü yapan tüm çarpık zihniyetlere armağan ediyorum ve asıl masal kimsenin kimseye rol biçmediği yerde başlar. " Umalım tüm çarpık zihniyetler bu değerli armağana gereken değeri verir.
H.A
Gönderi Sahibi
Mungan'ın dili rahatsız edici olduğu kadar gerçek, inandığımız masalların sevimli yüzünü eritecek kadar güçlü gerçekten. :) bilinçdışı bilgilerimiz ile yaşıyoruz hayatlarimizi. "Verilen rollerin kaçı bize ait, kaçını toplumdan aldık" sorusunu acı bir dille sorgulatiyor bu kitap. Kadın ve erkek yaradılış itibariyle asla tam bir eşitlik kumesinde bulusamayacak buna inanıyorum, en azından sistemin içindeki değerler bütününün bütün insanlara eşit muamele etmesini gönülden diliyorum. Daha duyarlı ve kendi masalının peşinden koşan nesiller yetiştirmek hala bizim elimizde. Bunun bilinciyle insan olduğumuz günlere diyelim. Çok teşekkür ederim güzel yorumunuz için 😇🙏