Gönderi

Rapunzel Ama Travmalı (?) Olanından
2/10
·224 syf.··
2026 47. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 24 Mart 2026 16:12
Rapunzel bayağı merak ettiğim ve okumayı istediğim bir kitaptı. Adından da anlaşılacağı üzere bir masalın yeniden uyarlaması ya da retelling’i—siz hangisini kullanırsanız artık. Ama karanlık bir versiyonu elbette ki. Öncelikle umduğumu bulamadığımı bir belirteyim, ikinci olaraksa bu romanı okumuş olmaktan hiç de mutlu olmadığımı söylemek istiyorum. Neden mi? Orasına geleceğiz, merak etmeyin; hatta hemen başlıyorum. Hikâye üç perdeye ayrılmış durumda ama özet geçersem ilk ve en kısa olan kısım, bu hayatta gördüğüm en sapık ve berbat adamı içeriyor; sonraki kısımda asıl ana karakterimiz Jacinthe ve cadıyı görüyoruz; son kısım ise bu üç karakterin bir araya gelip nihai mücadeleye giriştiği bölüm oluyor. Böyle söyleyince anlamadınız tabii ama kitapta dikkat etmeniz gereken üç önemli karakter var; yani avcı, Jacinthe ve cadı. Tüm olay da bu karakterlerin etrafında dönüyor, hatta son kısma kadar hikâye büyük çoğunlukla cadı ve Jacinthe ile beraber onun kaçırdığı diğer kızlar arasında geçiyor diyebiliriz. Kitapta gizemli bir kundaklama sonucu yanan bir çocuk akıl hastanesi ve bir de oradan kaçtığı düşünülen bir deli var. Sonrasında kasabada bazı kızlar kaybolmaya başlıyor ve herkes doğal olarak bu deliden şüphe ediyor. Avcımız, yasak şekilde avlandığı ormanda duyduğu şarkı vasıtasıyla karşılaştığı kule(?) ile olaylara dâhil olurken, Jacinthe arkadaşlarıyla akıl hastanesini keşfederken bizzat cadı tarafından kaçırılıyor. Cadımız saç manyağı bir kadın; şekli şemali hastanedeki yangın yüzünden kaymış ve deli kişiliği iyice arşa çıkmış. Aklınca kız çocuklarını kaçırıp kendine taze taze kafa derilerini yüzdüğü saçlardan peruk koleksiyonu yapıyor. Yani neden yapmasın, değil mi? Hikâye boyunca mutlu bir tane bile an yaşanmıyor, zaten bekleyen de kabahat; varsa yoksa kan, vahşet, acı, çaresizlik, kovalamaca ve ölüm. Şimdi gerçekten gerici ve kurtuluşun mümkün olmadığını okuyucuya iliklerine kadar hissettiren bir kitap. Bu yönden Rapunzel ’i başarılı buldum; amma velakin, eğer fasulyenin faydalarına gelecek olursak gözüme çarpan bazı eksiklikler ve hoşuma gitmeyen şeyler de oldu elbette. Öncelikle yazar, neden yani neden?! Yani tamam, kimse sana avcıyı beyaz atlı prens yap demedi de bir insan, bir insanı—özellikle de hemcinsini—bu kadar mı iğrenç, şerefsiz, sapık, manyak ve merhametsiz yapar? Herif resmen hikâyede kendine ayrılan o kısacık kısımda sapıklığın edebiyatını yazdı, ölümle fantezi yaşadı. Ölür müsün, öldürür müsün?! Terbiyemi bozmama ramak kaldı; aslında bu satırları yazarken çoktan bozdum da o kısımları yazmadım tabii. Ama onun yüzünden durum Jacinthe için iki ucu boklu değnek vaziyetine döndü, o sebeple kendisine bir kez daha lanet ediyorum. Ayrıca avcının böylesine bir kişiliği olmasının hikâyeye de pek bir katkısı yoktu diye düşünüyorum. Yani kıza taciz edip onu öldürmeye çalışacak bir adamı neden iyice sayko bir manyağa çeviriyorsun ki, zaten hâlihazırda yeterince kötü biri. Romandaki olay örgüsü sürekli bir kovalamacadan ibaretti. Yani birileri sürekli cadıdan kaçıyor, o da kurulu robot gibi işi gücü bırakıp onları kovalıyordu. Şimdi tutsak kızların kaçmak istemesinden daha doğal bir şey yok fakat cadı nasıl sürekli olarak onları buluyor veyahut yakalamayı başarıyor? Güya bu kadının vücudu yangından hasar almış, ağzı gözü kayık. Buna rağmen kızlara çip takmış gibi anında yerlerini tespit edip flash hızıyla işlerini bitiriyor. Yazar ya bunu doğaüstü bir yetenekle açıklamalıydı ya da kovalamacaları daha gerçekçi kurmalıydı. Bu şekilde fazla yavan kalmış. Manyak cadı aynı zamanda aşırı derecede güçlüydü. Bakın, kadın olduğunu ve bedeninin hasarlı olduğunu zaten söyledim. Ne ayağında ayakkabısı ne de üstünde başında doğru dürüst bir kıyafet var; buna rağmen diğer herkesin donarak öldüğü o soğuk havada bana mısın demiyor. Ne zaman yiyip içtiği belli değil ama her daim formda ve yeni bir kovalamacaya hazır. Bir de anlayamadığım şekilde her türlü bıçak, orak ve tuzak konusunda uzman. Yahu, sen akıl hastanesindeki bir kız çocuğu değil miydin? Bu alet edevat, silah yeteneği nereden geldi? Üstelik cadıyı sadece fiziksel güç olarak da yenebilen yok. Nasıl oluyor arkadaş, benim aklım bir türlü almıyor. Önüne kim çıksa onu alt etmeyi başardı, tabii malum yere kadar. Vee cadı ile ilgili her ayrıntı kitap boyunca muğlak kalmaya devam etti. Elimizdeki roman kısa, anlıyorum ama yine de insan bu kadar manyaklığı yapan şahsiyetin hiç değilse geçmişini, onu bu yola iten şeyi öğrenmek istiyor. Ya da ne bileyim, bu saç takıntısı nereden geliyor mesela ve o kadar kızdan tam olarak ne istiyordu? Keşke yazar, hikâye boyunca bu kadar talihsizlik ve kötü kader yazacağına hikâyeyle ilgili asıl ayrıntılara daha çok ağırlık verseydi. Son olarak finali… Size bir şey itiraf edeyim mi? O da belirsiz. Bildiğiniz, ana karaktere ne oluyor; kurtulabiliyor mu yoksa o da mı kafayı kırıyor, göremiyoruz. Sadece en sonunda tüm canavarlardan türlü çabalarla kurtulduğunu okuyoruz ama yaralı, aç, yorgun ve üşümüş vaziyette ormana çıkmayı başardığında kurtulup kurtulamadığını bilemiyoruz. Belki de bir yerde düşüp kaldı, kim bilir. Yazar da bilmiyor olabilir pek tabii. Fakat bana kalırsa belirsizlik hikayeye gizem katmıyor, eksiklik gibi hissettiriyor çünkü başından beri kitabın en büyük olayı kurtuluş ve tutsakların özgürlüğe ulaşma çabası üzerine kuruluydu. Yine de buna rağmen kahramanın başarılı olup olmadığı meçhul. Bu kitap aslında Yasaklanmış Masallar Serisi’nin bir kitabı ama diğer kitapların her biri farklı bir masalı konu aldığından devamı olmadığını söyleyebilirim. Seriden bir başka kitap olan Külkedisi ’ni çoktan satın almış olduğum için muhakkak onu okuyacağım ama diğer hikâyeleri okur muyum, hiç bilemiyorum. Rapunzel bana kalırsa o kadar da güzel bir kitap değildi. Dediğim gibi, aklımızda pek çok soru işareti bıraktı ve hiçbirini zahmet edip de açıklamadı yazar. Sonu da bir tık belirsizdi; zaten belirli olan kısmı da pek hoş değildi. Yalnızca korku, gerilim ve vahşet konusunda iyiydi diyebilirim ama bunun bir kitabın okunması için yeterli olup olmadığını garanti edemem. Yine de seçim sizin; şans verip vermemek size kalmış elbette. İncelemem bu kadardı, hepinize görüşmek üzere. (Bu arada eklemeyi unutmuşum ama kitabın orijinal masalla olan tek bağı cadının saç takıntısıydı; ki onun da Gothel’le hiçbir alakası yok elbette. Ayrıca kızları tuttuğu yerin akıl hastanesinin kalıntıları mı, ormandaki bir kule mi yoksa karmaşık bir maden ağı mı olduğu hiç belli değildi. Olayların geçtiği mekân da bu yüzden fazlasıyla belirsiz ve tutarsızdı.)
1000Kitap
RapunzelLouis-Pier Sicard · Dokuz Yayınları · 2025225 okunma
··
386 Gösterim
4 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
ben bu kitabı daha farklı hayal etmiştim ama senin inecelemenden sonra bekleyim baya düştü 🥲 inceleme için teşekkürler çok güzel olmuş sanırım okumayı düşünmüyorum artık 🫠🫶🏾
Firefly
Gönderi Sahibi
Benim de çok farklı düşüncelerim vardı 😔... Üstelik serinin bir diğer kitabını da almıştım, şuan onu okuyorum ve ondan de pek memnun değilim. Bu gidişle Yasaklanmış Masallar Serisi'ne devam etmeyi düşünmüyorum. Beni o derece hayal kırıklığına uğrattı çünkü.
Bu kitabı gerçekten merak ediyordum yıkıldım, okuma planı iptal😔 ve sey umarım sapık dediğin avcı karakterini yazar mmc olarak yazmamıştır 🙏
Firefly
Gönderi Sahibi
Yok yok merak etme içinde gram aşk yok.
Buradan okuduğum kadarıyla Rapunzel ile yeterince bağlantılı bile değil bence tamam retelling ama sadece saç takıntısı var benim anladığım ve o da tam bir parça bile sayılmaz
Firefly
Gönderi Sahibi
Kesinlikle öyle. Bir Rapunzel retellinginden çok korku ve gerilim kitabı, ha bir de manyaklık. 😔
Firefly
Gönderi Sahibi
⚰️ 💀 Yasaklanmış Masallar Serisi Külkedisi incelemesi → #300410743