Konusu: Cendrine, krematoryumun gölgesi ve külleri arasında yaşamını sürdüren zayıf bir kızdır. Babası, üvey annesinin pençesine düşüp onu tek başına bırakmışken, kahramanımız da yeni annesi ve üvey kız kardeşlerinin her türlü şiddeti, hakareti ve zulmü karşısında bir başına kalmıştır. Tüm ömrü, onların hizmetçisi olarak, onlarca ölünün, onların kalıntılarının ve yakma fırının olduğu bodrum katında acı içinde geçmektedir. Ta ki bir gün artık tüm bunlara daha fazla tahammül edemeyeceğini anlayana kadar...
O noktada Cendrine artık ayağa kalkmaya ve kendine yapılanların intikamını almaya karar verir. Fırsatını bulduğu o gecede de ellerini ilk kez kana bular; fakat bu, intikamı bitinceye dek sonsuz bir çileye dönüşecek olan uzun yolun yalnızca başıdır.
Yasaklanmış Masallar Serisi’nden beklentim, tanıdığım ve bildiğim o güzel, mutlu masalların karanlık bir uyarlamasını okumaktı. Çünkü retelling dediğimiz şey, oldukça sevdiğim bir olaydır. Bu seriden halihazırda iki kitap okudum ( Rapunzel ve Külkedisi ), ama ne yazık ki her ikisinde de büyük hayal kırıklığına uğradım. Öncelikle, aslı olan masallarla herhangi bir alakaları yoktu. Sadece bir iki ufak ayrıntı dışında konuları tamamen değişmişti; dolayısıyla ya ben onları apayrı hikayeler olarak değerlendireceğim ya da haklarında söyleyebileceğim tek şey sınıfta kaldıkları olur.
Aslında yazarın elinde Cendrine’in travmaları, gerçeklik algısının bozulması ve intikam arayışı gibi güzel malzemeler vardı; nitekim tüm bunlar işlediği cinayetler ve sonrasında girdiği hapishaneden kaçışı gibi arka planda kalan öğeler oldu. Ama ne ön plandaydı, biliyor musunuz? Gereksiz vahşet, şiddet ve cinsellik!
Hayır, bir amaca hizmet etse, karakter gelişimi sağlasa veya olaylara katkısı olsa neyse diyeceğim. Yazarın kitap boyunca tek uğraşı, okuyucuyu şok unsuruna boğmak ve gereksiz eylemler okutup bir masalı yeniden yazmak yerine sadece ve sadece tiksindirmek oldu.
Ayrıca kendisinin gözünde insanlar nasıl bir profile sahip, hiçbir fikrim yok; fakat yazdığı tüm karakterler ilkel, arzuları tarafından yönetilen ve her eylemi öyle ya da böyle sekse bağlayan kişilerdi. Aşırı cinsellik, taciz, tecavüz ve türevleri benim bu kitapta hem en çok yakındığım hem de eleştirdiğim şey oldu.
Bakın, bu kitabın yetişkinler için olduğunu biliyorum ve zaten beklentim de karanlık, vahşet ve kötülük açısından +18’lik bir performanstı. Ama her şeyin de bir kararı olur. Sen asıl olayı bırakıp orijinal masaldan bu kadar uzaklaşarak tüm mevzuyu tamamen kendi sapkın isteklerine göre şekillendirirsen, nasıl olacak?
Hatta bahsettiğim eylemlerin ne kadar gereksiz ve iğrenç olduğuna dair birkaç örnek vereyim isterseniz.
Mesela bir boğuşma sahnesi var ve iki taraf birbirini öldürmeye çalışıyor; sonra bir şey oluyor; yalnızca taraflardan birinin tek bir hamlesi ve bu, tüm olayı değiştirip işleri sonunu sevişmeye vardıran bir noktaya getiriyor. Hayır, erkekler bu kadar sığ mı da öyle bir ortamda, öyle bir vaziyette, üstelik tek bir hamlede beyniyle düşünmeyi bırakıp mesaiyi penisine veriyor?
Ya da iki kadının hapishane koğuşunda birbirlerine geçmişlerini anlatıp, arkadaş olmak adına adım attıkları bir an var. “Ah,” diyoruz, “şimdi kesin artık kahramanımızın bir müttefiki olacak,” sonra ne olduğunu anlamadığınız bir şekilde olay yine cinsel bir mevzuya dönüyor. Ya havle vela kuvvet.
Bir de yazarın lezbiyen fantezisi var sanırsam. Tamam, hapishane ortamında her türlü pislik ve aşağılık insan olabilir, anlıyorum; da bu kadar abartmaya da gerek yoktu. Herkes nedense sürekli birilerine tecavüz etmeye, şiddet ve ırzına geçme eylemiyle başkalarının üzerinde hakimiyet kurmaya çalışıyor. Üstelik gardiyanlar bile işin içinde, resmen canlı porno izlemek için mahkumlara her türlü desteği veriyorlad.
Bir ara dedim, gerçek hayatta da acaba herkes bu kadar uçkuruna düşkün de benim mi haberim yok diye. Yoksa olay coğrafyada mı, anlayamıyorum ki arkadaş.
Bunun dışında Cendrine haricindeki karakterlerin çok sığ ve yüzeysel olduğunu düşünüyorum. Yukarıda da belirttiğim gibi, nedense herkes sürekli bir cinsel ilişki derdindeydi; buna kahramanın kendisi de dahil, kötülerin neden kötü olduğu anlatılmamış, kimseyi tanımamız için gerekli ortam sağlanmamıştı.
Cendrine’in yaşadığı insanlık dışı koşullar, çektiği acılar, psikolojik çöküşü ve travmaları yeterince üzerinde durulmadan geçiştirilmişti. Hep başka şeyler, gereksiz şeyler ön plandaydı. Aynı olaylar, şiddet ve cinsel suçlar o kadar çok tekrar ediliyordu ki, artık okuyucuyu duyarsızlaştırmıştı. Tiksinmenin de bir sınırı var, sonuçta.
Krematoryum gibi bir işin tek bir aile tarafından, üstelik kendi evlerinde yürütülmesi bana kalırsa saçmaydı. Çünkü ne krematoryumdaki yakma eylemi öylesine küçük bir alanda icra edilebilir ne de orada kullanılan fırınlar satın alınıp eve konulabilecek şeylerdir. Belki ki yazar karanlık bir atmosfer yaratmaya çalışırken ya gerekli araştırmayı yapmamış ya da gerçekliği bilerek görmezden gelmiş.
Aynı şekilde bir insanın, yakma fırını, cesetler ve onların kalıntılarıyla senelerce aynı odada yaşayabilmesi de inanılmayacak bir olaydı. Bir mumyanın sadece mezarını açmak bile ciddi sağlık sorunları doğurabilir çünkü kapalı ve havasız ortam, zararlı partiküller ve zehirli gazlar zamanla büyük tehdit oluşturur. Cendrine’in yaşadığı koşullar ise verdiğim örnekten bile daha riskliydi; buna rağmen neredeyse sıfır fiziksel hasarla kurtulmuş ve gerçek hayatta mümkün olmayan cıva zehirlenmesine karşı bağışıklık geliştirmek gibi saçma bir bahaneyle durumu kurtarılmaya çalışılmıştı.
Ama tüm bunlar yalnızca gerçekliğin kaybına ve inandırıcılığın azalmasına yol açıyor, o kadar.
Kısacası yazar, amacından çok saparak bize bir masal uyarlaması yerine gerçeklikten uzak, üstelik seçtiği unsurlarla da çok iğrenç içerikli bir kitap okutuyor; sadece keşke paramı böylesi bir kitap için harcamasaydım diyorum.
Külkedisi ’nin kendimce artıları ve eksileri bu şekildeydi. İncelememi okuduğunuz için teşekkür ediyor ve sonraki yazılarımda buluşmayı diliyorum. Hoşça kalın.
İki kitabın da incelemesinden sonra değiştirilmiş masallar serisini önermeye karar verdim belki karanlık açılardan değil ama yine farklı şekilde Disney hikayelerini ele alıyor. Baya uzun bir seri ama 5 kitabı çevrildi benim favlarım da İşte Bu Aşk ve Yansıma
Kesinlikle. Hem Marissa Meyer hem de onun retellingleri açık ara okuduklarım arasında en iyileridir. Gerçekten de kadının masal uyarlamaları çok güzel ve aslıyla benzeşen eserler. Devam ✌🏼