Cengiz Aytmatov’un Gün Olur Asra Bedel'i, bir cenaze yolculuğu etrafında şekillenen ama bunun çok ötesine geçerek hafıza, kimlik ve modernleşme üzerine derin bir anlatı kuran bir eser. Bozkırda geçen hikaye, bir yandan sade bir yolculuğu takip ederken diğer yandan geçmişle bugün arasında gidip gelen katmanlı bir yapı sunuyor.
Romanın en dikkat çekici yönlerinden biri, efsane ile gerçeği iç içe geçirmesi. “Mankurt” hikayesi gibi anlatılar, bireyin hafızasını kaybetmesi üzerinden kimliksizleşmeyi ve köklerinden kopmayı güçlü bir şekilde simgeliyor. Bu katmanlı yapı, metni yalnızca bir hikaye olmaktan çıkarıp daha düşünsel bir düzleme taşıyor.
Cengiz Aytmatov’un dili yine sade ama bu kez anlatı daha geniş ve zaman zaman ağır ilerleyen bir yapıya sahip. Farklı anlatı katmanlarının bir araya gelmesi, bazı bölümlerde tempoyu düşürebiliyor. Ancak bu yoğunluk, romanın kurduğu dünyayı daha derinlikli hale getiriyor.
Gün Olur Asra Bedel, hem bireysel hem toplumsal hafızayı sorgulayan, güçlü temalar barındıran bir roman. Yer yer ağır ilerlese de anlattığı hikayeler ve bıraktığı düşünsel etkiyle uzun süre akılda kalan bir okuma deneyimi sunuyor.