Gönderi

"İnce"leme değil "Kalın"lama
1/10
·565 syf.··
2026 15. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 02 Nisan 2026 12:17
Bu kez bir kitabı "ince"lemedim, "kalın"ladım. :) Böyle bir kitabı inceleyerek sahte bir tavır takınamazdım. *** Herhangi bir kitabı sırf popüler diye, birileri okuyor diye veya belirli bir kitleyi etkilemiş diye beğenmek sanatseverlik midir? Bir kitabı "rahatsız edici bir metin" kategorisinde değerlendirerek entelektüel bir dille övebiliyorsak rahatsız edici olan diğer kitapları da eleştirmeden kabullenmemiz gerekmez mi? Öyleyse bu minvalde yazılan her kitap, edebiyatın bir parçası sayılmalı ve hatta rahatsız edicilik seviyesi ne kadar yüksekse kendi kategorisinin en iyi edebiyat ürünlerinden mi sayılmalıdır? Bir kitap; bir Wattpad kitabı olunca "ergenlerin zırvalamaları" olarak görülürken, Körleşme olunca sırf yazarın üslubu daha oturaklı ve birikimi daha fazla diye öpüp başa koyulan "rahatsız edici nitelikli" düşündürücü bir romana mı dönüşüyor yani? Bir kitabı kendi içinde değerlendirmek yerine, "Bu yazar bunları anlatıyorsa bir bildiği vardır. Şurada şunları metafor olarak kullanmıştır." diyerek yalnızca sanatsever bir kimlik yaratmak mı hevesimiz? Ve edebiyata nesnel bir bilim insanı tavrıyla mı yaklaşmalıyız? Duygularımızı bir kenara bırakarak, bağ kurmadan? Öyleyse bir roman okuyor olamayız. Bununla, elbette edebiyatta rahatsız edici unsurların bulunmaması gerektiğini söylemiyorum. Bu bir yemeğin tuzunun, baharatının olmaması gerektiğini söylemek kadar saçma. Ama rahatsız edicilik, edebiyatta yemeğin acısı gibidir. Bir tutam kırmızı biber, yemeğin tadına yeni bir boyut katarken; yemeğe kırmızı biber boca edildiğinde yemek kötü olmakla kalmaz, ona yemek denip denmeyeceği tartışılır. Bu kitap benim için kırmızı biber boca edilmiş bir çiğ köfte âdeta. Ben kitabı değil, yazarın kadın düşmanlığını; karakterin değil, yazarın kadınlara karşı bitmek bilmeyen öfkesini ve saldırgan düşlemlerini duydum sadece. Yemeği değil, kırmızı biberin boca edilişini tattığım gibi. Bu "yemek"i beğenmek de bana göre en iyi ihtimalle mazoşizm. Ben bu konuda Sándor Márai'den yanayım: "Edebiyat sanattan fazlasıdır, bir cevap ve etik duruştur." (İşin Aslı, Judit ve Sonrası, s. 151) Sanat, güzelliği yansıtmalı değil mi? Alabildiğine çirkin bir sanata sanat denemez. Edebiyat ise sanattan fazlasıysa, hele de etik bir duruşsa edebiyat hiç denemez ("edebiyat" kelimesinin köküne de vurgu yaparım). Sınırlarımızın olmaması, –kimse kusura bakmasın ama– bizi açık görüşlü bir okur yapmıyor. Kör yapıyor sadece. Aynı şekilde, sınırlarımızın popüler kültürün dayattığı okumalardan ibaret olması da. Kitaba yapılan övgülerle dolu incelemeleri hayretle okuyarak ve bunların yanıltıcılığına kapılmamanızı temenni ederek kitabı hiçbirinize asla ve asla tavsiye etmiyorum. Son sözüm, bu kitabı okuyarak bence "körleşme"yin. :)
Edebiyat
KörleşmeElias Canetti · Sel Yayıncılık · 20214,492 okunma
·
389 Gösterim
2 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Ne kitabı okudum ne de yazar hakkında bilgim var. Akışıma inceleme düştüğünde hepsini okurum. Bunu da akışımda görünce okudum. Özellikle şu kısma vurgu yapmak için aldım: "Bir kitap; bir Wattpad kitabı olunca "ergenlerin zırvalamaları" olarak görülürken, Körleşme olunca sırf yazarın üslubu daha oturaklı ve birikimi daha fazla diye öpüp başa koyulan "rahatsız edici nitelikli" düşündürücü bir romana mı dönüşüyor yani? Bir kitabı kendi içinde değerlendirmek yerine, "Bu yazar bunları anlatıyorsa bir bildiği vardır. Şurada şunları metafor olarak kullanmıştır." diyerek yalnızca sanatsever bir kimlik yaratmak mı hevesimiz?" Benzer düşünceleri ben de başka kişi/kitaplar üzerine yaptığım için özellikle burayı aldım. Elinize sağlık, teşekkürler...Evet, birileri yapınca "kötü" ama başka birileri yapınca "bir bildiği var". İşte bir kesmin anladığı edebi-at ya da san-at maalesef böyle....iyi okumalar
Monsilya
Gönderi Sahibi
İlginiz ve yorumunuz için teşekkür ederim. Maalesef öyle. Ama bunun farkında olan okurların da olması çok kıymetli. Böylelerinin artması dileğiyle, diyelim. ✨️ Size de iyi okumalar. 📚
Fikir olması açısından ben birkaç alıntıyı eklemek istiyorum. "Kadın olsun da orospu olmasın, dünyada böyle bir şey görülmüş değildir!" Kız, daha birkaç yıl babasının hizmetçisi ve karısı olarak yaşadı. "Öyle sanıyorum ki, kadınların önemini abartıyorsun," dedi, "onları aşırı ciddiye alıyorsun ve insan yerine koyuyorsun. Ben ise kadınlara, kaçınılmaz ama geçici bir kötülük gözüyle bakıyorum. "Kadın değil mi, şaşmamak gerek," bütün kadınlar sakat aslında!" Bilgisiz, dayanılması olanaksız ve budala yaratıklardı kadınlar, sürekli tedirginlikten başka bir şey veremezlerdi. Onlarsız dünya, gerçekten çok zengin bir dünya olurdu; dev bir laboratuvar, tıka basa dolu bir kitaplık, gece gündüz yoğun çalışma atmosferiyle dolu bir cennet olurdu.
Monsilya
Gönderi Sahibi
Delillerimizi sunarız. Teşekkürler Sayın Savcım. :))