Güzel bir limanı daha seyir eyledik. Okudukça bu güzel eseri lisede de okuduğumu anımsadım. Kutsallığı, özgürlüğü, sevgiyi, merhameti, acıyı kısaca iyisi ve kötüsü ile tüm duyguları aramaya koyulan bir gencin felsefik ve metafiziksel yolculuğuna tanıklık edeceksiniz. Shenandoah Ghori nin Tanrılaşan Prens Buda eseri de aynen buna benzer. Güneydoğu Asya ülkelerinde hep bir manevi arayış söz konusudur. Bundan dolayı da zengini de fakir de kendi öz benliğine ulaşmak için zaman zaman bu yolları izler. Maddenin özünün manevi bir tözde olduğu kanısı ile yola çıkarlar. Seyahat esnasında ibretlik hadiseler ile karşılaştıkları gibi kendilerine öğretmen olarak gördükleri bilge insanlara da rastgelirler. Aslında burada yaşam döngüsünü ele alıyor, sürekli akan bir yaşam söz konusu ve bu yaşam akıp giderken, çocukluğun, gençliğin, olgunluğun ve yaşlılığın farklı öğretiler ve yaşamlar sunduğunu gözler önüne seriyor. Saf iyiliği ve temizliği ararken, kendisine yasak kıldığı duygusal ve bedensel hazları bir zaman sonra tam tersine çeviriyor. Duygusal ve bedensel hazlar artık saflığa ulaşması için en önemli kutsallar oluyor. Tüm eylem ve söylemleri İyiliğin ve Saflığın arayışı üzerine olduğunu karşılaştığı her durumda dile getiriyor. Durağan olmayan devinimi süreklilik arz eden yaşam pınarı her insan için başlangıç ve bitiş noktasına kadar sürekli bir öğreti sunuyor. Özünde hepimiz aynı rotadayız fakat kimimiz için bu rota iyilik ve güzellikler sunarken, kimimize de kötülükler ve çirkinlikler sunduğu gibi bizzattihi bunları bizde yapıyoruz. Mistik bir yolculuğa çıkmaya hazır iseniz tavsiye ederim.