[6.BÖLÜM]: İnsanlığın Tekrarlanan Yazgısı İbn-i Haldun: ‘’Uluslar da aynı insanlar gibidir; onlar da "çocukluk", "gençlik" ve "olgunluk" dönemlerinden geçerler.’’ der. Tıpkı romandaki bir ulus metaforunu sembolize eden Buendia Ailesi’nde olduğu gibi. İbn-i Haldun Mukaddime’sinde toplumların da insanlar gibi bir hayat döngüsü yaşadığını ve şayet benzer koşullar oluştuğunda yine benzer sonuçların ve döngülerin ortaya çıkacağını belirtip tarihte tekerrür esastır demektedir. Neden-sonuç ilişkisi, sadece pozitif bilimlere özgü değil, tarih bilimini de kapsamaktadır. Eğer toplumlar, aynı veya benzer hataları sürekli tekrar eder ve geçmişe saplanıp hep orada kalırlarsa bu toplumların doğal evrimsel ilerlemesi, sekteye uğrar, yine ve yeniden aynı şekilde o ulusun makûs talihi tekerrür eder ve bir süre sonra da makûs talih, artık hiç değiş(e)meyecek bir hal alır; en sonunda da bir daha defteri hiç açılmayacak olan bir makûs kadere dönüşür. Falih Rıfkı Atay'ın da benzer ifadesiyle, "geçmiş, geçmeyen olur"; dün, önceki günün sonucu olarak hep kalır. Ancak tarih biliminin de asli bir görevi vardır; insanları geçmişle anestezi yaparak uyutmak değil, onları dürterek uyandırmaktadır. Bugünü anlamak için dünün gözlerinin içine şaşmadan dikine dikine bakabilmektedir. Romandaki Buendia Ailesi ve Macondo Kasabası ahalisi tam olarak bunu beceremediği için tekerrürler içinde döngüsellik rüzgarında savrularak yok olmuşlardır. Makûs talihleri, artık hiç değiş(e)meyecek bir hal almış; bir daha defteri hiç açılmayacak bir makûs kadere dönüşmüştür. İçinden çıkılması imkânsız bir Fasit Daire içinde hapsolmuşlardır; artık orada her şey geçmişin tekrarı gibidir. Öyle ki aynı isimlere sahip olan bireyler, atalarının kaderlerini yaşarlar. Hatta nesiller geçse de aynı isimlerin sürekli tekrar edilmesi, roman okumasını zorlaştırsa da Gabriel Garcia Marquez bunu kasıtlı olarak yapmaktadır; Buendía soyadı taşıyan karakterlerin isimleri hep “José Arcadio” ya da “Aureliano” varyasyonlarıdır; bu isimler, karakter özelliklerini ve kaderlerini önceden belirler ve bunu da Marquez, kastiyen yapmıştır. Bu tekrar eden adlar, yalnızlık, kader ve döngüsellik temalarını yansıtır. Yalnızlık ve kader temaları, aynı isimlerde insanlığın kaderi olarak yankılanır. Kendi öz kaynaklarını, tertemiz doğasını, boylu boyunca uzayıp giden yemyeşil vadilerini, verimli topraklarını sömürgecilere peşkeş çeken herbiri birer kukla olan iktidar sahiplerinin, para makam ve itibar tahsis edilerek yıllarca kendi halkını, kendi öz insanlarını dış güçlere önce sömürtüp sonra katlettikleri gerçeği, yıllarca Latin Amerika kıtası milletlerinin makȗs talihi olmuştur. Elbette Marquez’in de bu romanı yazmasındaki en büyük motivasyonu, işte böylesi yaşanmış gerçek bir olaydan geçer: Bin Gün Savaşı (La Guerra de Los Mil Días) ve United Fruit Company Bu firmanın sadece Kolombiya veya diğer Latin Amerika ülkelerini ilgilendirdiğini düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Bu konu aslında muz yemeyi seven herkesi ilgilendiriyor. Muz yemeyi sevenler, buraya toplansın: Sonraki bölüm ▷ #300918805
Edebiyat
·
46 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.