Gönderi

10/10
·536 syf.··
2026 9. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 03 Nisan 2026 16:55
289 karakter barındıran, asıl olayın tek bir günde geçmesine rağmen yüz yıllık Türkiye panoraması sunabilen karnavalesk roman. Okurken yazarın zekasına hayranlık duymamak elde değil. Kişileri, mekanları, ufacık nesneleri o kadar güzel birbirine bağlıyor ki ayakta alkışlanası. İçindeki karakterlerden en az on tanesinin ayrı kitabı olsa okurdum. Kitabın tek olayı elbette karakterler değildi. Yaşanan veya yaşanamayan tesadüflerin yaşanan hayata etkisi, bir insanın farkında olmadan yanından geçip gittiği şeylerin tüm kişisel tarihine etkisi gibi felsefik açıdan düşünülecek ögeler bolca vardı. Yazar romanı için, "bir sesi olsaydı 'gürültü ve kakafoni' olurdu" demiş. Bence romanın bir sesi olsaydı, Ceza'nın Holacaust'u olurdu. O denli akıcıydı. İlk sayfadan başlayan hız hiç kesilmedi. Okurken sık sık İvo Andriç'in Drina Köprüsü kitabındaki tadı aldım. Orada bir köprünün etrafında şehrin tarihi anlatılıyordu. Elbette bununla birlikte insanların ve kültürlerinin değişimine tanık oluyorduk. Köprü yerinde duruyordu ama her şey değişiyordu. Burada ise ne hastane yerinde duruyor ne insanlar. Ama bir çok şehri, bir çok olayı geze geze yine de hastanenin tarihi merkezinde değişen insanları ve kültürlerini okudum. Kitabı bitirince eleştirel olarak diyebileceğim tek şey mutsuz sonların yoğunluğuydu fakat üstüne düşündükçe, "hangi çevrede mutsuz sonlar yoğunlukta değil ki" diyerek bunu da geri aldım.
Bir Deliler Evinin Yalan Yanlış Anlatılan Kısa TarihiAyfer Tunç · Can Yayınları · 20195,5bin okunma
·
44 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Muthiş bir analiz. Kitaptaki ölümlerin ve trajik sonların yoğunluğu benim de dikkatimi çekmişti. Yazar bu konuyla ilgili sorulan sorulara "ben kitabımı gencligimde yazdım gençken ölüm çok uzak bir ülkedir" diyor ve şuan için bunu bu kadar kolay yapamayacagini ekliyor. Her yönüyle çok zekice bir roman👏🏻
Furkan Camcı
Gönderi Sahibi
Anlamlı bir ekleme oldu. Teşekkürler 🤗