Gönderi

'Kararlı olmak, sessiz olmak demektir. '
10/10
·240 syf.··
Beğendi
·
2026 30. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 04 Nisan 2026 11:45
Gerçek hayatta sık rastlayamadığımız, filmlerde geçen duygu dolu bir sahne vardır. Salon kalabalıktır, herkes kendi arasında sohbete dalmıştır, siz mikrofonu alır bir şeyler söylemeye başlarsınız, herkes susar. Bir an tereddüt edersiniz ve salonda bulunan, arkadaşlarınızı, ailenizi, sevdiğiniz ve hiç sevemediğiniz insanları şaşkına çevirecek o konuşmayı yapmaya başlarsınız. İlk dakikalarda içinizden bir ses bunun delilik olduğunu söyler ama son cümleye geldiğinizde, sizin bu cümleleri söylemeye, dinleyenlerin de bunları duymaya uzun zamandır ihtiyaç duyduğunu anlarsınız. Darian Leader size uzaktan göz kırpıp, onay veren ve bu çılgınlığı başlatmanız konusunda sizi yüreklendiren bir analist... O halde başlayalım :) Şakaydı elbette ama bu uzun ve yorucu :)) 9 yılda, bana en az kitaplar kadar yardımı olan kıymetli arkadaşlarıma teşekkür ederim. Darian Leader, Lacancı bir psikanalist. Lacan'ın teorilerini kendi eserlerinden kavramanın güçlüğünü gidermek için âdeta özel bir çaba sarfediyor. Zaman zaman Klein ve Lacan'ın düşüncelerinin bağlantılarını da bulmaya çalışıyor. Ama bunu psikiyatrinin tatsız atmosferinden çıkarıp ilgi çekici, entelektüel ve öğretici bir yolculuğa dönüştürüyor. Leader, 'Kesinlikle Bipolar' eserinde yaygın şekilde kullanılan psikiyatri ilaçlarının gerçek yüzünü ortaya çıkardığında kendisine çok saygı duymuştum. Hattâ ilaç pazarına müşteri kimliğiyle dahil edilen hastaya 'en çok işe yarayacak kokteylin' hazırlandığını ifşa eden cümlesi alkışlanasıdır. Bu eseri bitirip de, ben manik-depresyonu tanımlayan motifleri anlayamadım diyebilecek kişi çıkmaz sanıyorum. Bir analistin yazmaktan büyük keyif alan bir edebiyatçı gibi bir üslûp geliştirdiğini görmek okuru da motive eden ana etkenlerden biri. Bir bilgi yığını olmasından çok günlük hayatın içine sadeliğiyle ve gerçekliğiyle nüfus etmiş çok değerli eserler...Ve her birinin zemininde şu fikir yer alıyor; İnsan kendini ifade etmeye çalıştığında, kendi öyküsünün tutarsız yanlarıyla tanışır. Kendi tükettiği ve tüketmekte olduğu zamanın bütünüyle ona ait olmadığını ve bazı noktaların ondan bağımsız biçimde aktığını, müdahale edemeyeceği parçaları olduğunu acı bir şekilde öğrenir ve bununla başedebilmenin yollarını geliştirmeye başlar. Bu acıyı dönüştürür... Darian Leader hastalarını memnun etmek, egolarını tatmin etmek yerine onları kendileriyle gerçek bir diyaloğa ve etkileşime zorlayan, onlarla birlikte zor cevapları bulmaya çalışan bir savaşçı... Ona göre terapi odası oyun içinde oyun düsturuyla gerçekleştirilen bir tiyatrodur. Analist o tiyatroda senarist, yönetmen, yapımcı vs değil sadece bir oyuncudur, hattâ palyaçodur. Yapılmak istenen danışanı otorite olmanın verdiği tedirginlikten kurtarmaktır. Oyunun diğer sahnelerinde oyunu yöneten danışandır. Sizde bulduğu insani yönlere gerçek tepkiler verir. Leader çağrışım ağına ulaşmak için danışanını sürekli konuşur vaziyette tutmak için yanlış ve saçma olduğunu bildiği şeyler söylemeye başlar. Hastanın savunma mekanizmalarını devirip, içten gelen konuşmalara erişmenin tek yolu budur. Bence dahiyane bir yoldur ve her zaman doğru işler... Orijinal adı: "Promises Lovers Make When It Gets Late" olan bu eserde; Freud, Lacan ve Theodor Reik'ın aşk üzerine çalışmalarını kapsamlı biçimde analiz ediyor Leader. 'Aşk nedir?' sorusuna, daha çok 'aşk ne değildir?' le açıklık getirmeye çalışıyor. İlk görüşmeden, çocukluk yıllarına, boşanma nedenlerinden, erkek ve kadının romantizme bakışındaki farklılıklara kadar geniş bir yelpazeden bakıyor. Neden kadınlar bir aşk ilişkisinin başında nadiren sözler verir? Sevgililer Günü'nde alınan hediyelerin içerdiği bilinçdışı mesajlar nelerdir? Erkeklerin ve kadınların konuşması üzerine okuyabileceğiniz en unutulmaz ve ilgi çekici noktalar. 'Yalan' aslında kişinin ruhsal yaşamında ne demektir? Evlilik ve anne-baba olma 'aşk'ı nasıl etkiler? Erkekler anneleriyle olan ilişkilerini evliliklerine nasıl yansıtır? Başladığımız nokta, aslında bitirdiğimiz noktanın izlerini mi taşır? Aşık olmak için en önemli şart, hazır bulunuşluk mudur? Aşık bir insan yemeden içmeden kesilir mi? :) Sayısal, dilbilimsel faaliyetler erkeğin Aşk'a bakışını nasıl etkiler? Bazı vakalar, neden yedekte tutulan birine ihtiyaç duyar? İtaatkâr biri olmanın faturası nedir? Düşmanlık yas sürecini nasıl tetikler? Bütün bu konular üzerine 'söz' ün etkisi nedir? Kitabın merkezinde 'söz' var. Peki aşkın başka bir tanımı mümkünse, 'hiç ve­rilmeyen sözlerin tutulmasıyla ilgiliyse...' Keyifle okuyun... * Başlık Kierkegaard'a aittir.
Psikoloji
İş İşten Geçtikten Sonra Verilen SözlerDarian Leader · Ayrıntı Yayınları · 200011 okunma
··
1.317 Gösterim
2 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Başlığınızı (en azından) bir müddet, düstur edinmek niyetim 😏
Eylül Türk
Gönderi Sahibi
Güzel bir yol, hepimiz için🌿 Siz yine de bizi anlık iletilerinizden mahrum etmeyin Esra Hanım. 🎗😍
Eylül Hanım, incelemeniz çok güzel olmuş. Özellikle insanın kendini ifade ettikçe kendi içindeki çelişkilerle karşılaşması fikrini çok güçlü bir şekilde yansıtmışsınız. İnsan konuştukça kendi karanlığına yaklaşır, sustukça o karanlık büyür. İçte birikenin dışarıya akması, ruhun en eski tedavi biçimi. Suskunluk ise çoğu zaman insanın kendi içine kapanarak kendine yabancılaşması. Bu yüzden söz, sadece anlatmak değil, aynı zamanda iyileşmektir. Kaleminize sağlık ve bence elinizden o mikrofonu hiç bırakmayın.😊
Eylül Türk
Gönderi Sahibi
Tam da burada Zeigarnik Etkisi'nden söz etmek gerekiyor hocam. Genel olarak şu; 'Yarıda kesilen faaliyetler hafızada ke­silmemiş olanlardan daha güçlü bir iz bırakır ve daha fazla çağ­rışım doğurur.' Bu inanılmaz önemli, çünkü etkileri sizin ilginizi çeken dile getirilememiş hikayenin kökenini açıklıyor. Neden yarım kalan bir an ve gerçekleştiremediğimiz şey bu kadar hayati önem taşır? Şimdi annelerimiz bize müdehale edemediği yerde söylediğimiz ya da yaptığımız şeyi kesintiye uğratarak şöyle der; 'Hayır'. Bu hayır, o anı tamamlayamamış olduğumuzdan dolayı bizim için unutulmaz bir an olur. Oraya takılır kalırız. Unutamayız, sürekli o yasak bizi ansızın çağırır ve yersiz bir değer atfetmeye başlarız. Eylemi ve anıyı unuturuz ama o kesintiye uğramış olmaktan doğan yetersizlik duygusunu unutamayız. Bu da bize verilen sözlerden tutulmamış olanları, tutulmuş olanlardan daha çok hatırlamamız demektir. Eserde geçen bir vakada uçak korkusunu Leader böyle bir anıya bağlıyor. Küçük bir kızken annesine 'yarın görüşürüz' dediğinde, annesi ona şöyle yanıt veriyormuş; 'belki'. Bu çocukta yarın görüşemeyebiliriz kaygısı doğurmuş ve bunu analiste şöyle dile getirmiş; 'havada asılı kalmak' hissi hep benimleydi. Bütün bunların aşk ile ilgili yanıysa şu; geçmişte kesintiye uğrayan bir eylemin, başarısız bir anın, çağrışım yoluyla bir başka nesnede bulunan özelliğe aktarılması, o nesnenin bir yönünün bizi büyülemesi, ses, gülüş, ima, bakış vs. sadece, onu duymamız, ona yönelmemiz bu yüzden. Bu gizemi de çözdüğümüze göre artık dağılabiliriz 😅 Sağolun hocam, ayırdığınız vakit ve katkınız için.