Olga Tokarczuk ’ un kitapları benim için her zaman farklı bir okuma deneyimi oluyor. Yazarla ilk olarak Yakup’un Kitapları ile tanışmıştım. Sür Pulluğunu Ölülerin Kemikleri Üzerinde ise farklı bir yolculuk oldu. Aynı yazara ait olmalarına rağmen, iki kitap arasında anlatım ve atmosfer farkı olduğunu düşünüyorum. Hatta kitabı bitirdikten sonra, gerçekten aynı kalemden mi çıktılar diye bir an durup düşündüm.
Kitap, hayvanlar, doğa ve insanlar üzerinden ilerleyen bir olay örgüsüne sahip. Polisiye ile felsefenin iç içe geçtiği, ara ara astronomi ve doğaya dair bilgilerin de yer aldığı zengin bir anlatım sunuyor. Başlangıçta durağan ve zaman zaman karanlık bir atmosfer hakim olsa da, ilerledikçe hikâye derinleşiyor ve finalde “iyi ki okumuşum” hissini veriyor.
Tokarczuk’un anlatımının kolay ve bir solukta okunabilir bir tarzda olmadığını düşünüyorum. Sabır ve dikkat gerektiren bir yazar; ancak bunun karşılığında size alışılmışın dışında, düşündüren ve farklı bir bakış açısı kazandıran bir okuma deneyimi sunuyor. Bu yönüyle, farklı ve derinlikli metinler okumayı sevenler için oldukça etkileyici bir eser.
Tavsiye ederim. Keyifle okuyun.