Kitap Simyacıları Kulübü grubu aracılığıyla,uzun zaman önce okumayı düşündüğüm ama bir türlü faaliyete geçemediğim Fakir BAYKURT kitabını bitirmiş oldum.Daha uzun olmasını dilerdim.Anlatımı o kadar yalın ve güzel geldi ki bana, kendimi hikayenin içinde olanları izlerken ve olacakları merak ederken buldum...Gelelim kitaba her ne kadar roman olsa da bir biyografi tadında...Sevgili Mustafa GÜZELGÖZ'ün kitaplara olan sevgisi ve bu sevgisini bencillik yapmayıp,herkesle paylaşmak istemesinden,aşılamaya çalışmasından,yöre halkını esiri oldukları karanlık bağnazlık kurtarıp aydınlığa çıkarmaya çalışmasının hikayesi...Okurken Mustafa karakterine değiştiremediği ve çözemediği şeyler için oturup sürekli ağlamasına gıcık olduğumu gizlemiyorum...Şu gerçeğin farkında olmasını istiyor insan karşısındaki bir kitap karakteri olsa da; 'Ne kadar anlatırsan anlat,söylediklerin karşıdakinin anlayabileği kadardır' sözünü bilip idrak etmesini...Okurken bir taraftan da kitap ve yazar ile ilgili kısa araştırmalar yapmadan duramıyorsunuz(Fakir isminin aslında Tahir olduğu,zamanında aldığı bir postada yazan yanlış isim yüzünden bu ismi kullanmanın hoşuna gitiği)toplumcu gerçekçi bir yazar olması,aktif sendikal faafliyetler yüzünden bir dönem cezaevinde yattığı,toplumun bilinçlenmesine gerçekten önem verdiği gibi gerçeklerle karşılaşıyorsunuz.Ve evet Mustafa Güzelgöz'ün hıkayesi en az kendisi kadar gerçek...Ürgüp'e tekrar gidince bir zamanlar çalıştığı kütüphaneyi ve kütüphane önünde duran kendisi ve emektarının heykelini görmeden de dönmem artık...'Kaplumbağalar'kitabını da mutlaka okumalısın tavsiyelerini de dikkate alıp okuma listeme ekliyor ve iyi okumalar diyorum herkese...