Yine geldi 23 nisan... Çocukluğum, çocuk tarafım...
Bir zamanlar en temiz sevinçlerim, elimde tuttuğum küçük bir bayrak kadar hafifti... Rüzgar esse bile yeterdi mutlu olmaya. Ayakkabılarımın çamur olmasına üzülmezdim, oyunlarımız yarım kalınca üzülürdüm..
Ahh, dünya, bir okul bahçesi kadar küçüktü o zamanlar lakin içine sığdırdığım hayallerim kocamandı.
Sabahları erken uyanırdım 23 Nisan da. İçimde tarif edemediğim bir heyecan... Annem saçlarımı özenle tarardı o yumuşacık elleriyle, ve ben yüzüme yakıştığını düşündüğüm o masum gülüşü takardım.
Çünkü o gün, çocuk olmak yetiyordu.
Meğer en güzel günlerimmiş... Sonra büyüdüm...
Bayraklar hala dalgalanıyor, şarkılar hala söyleniyor ama içimdeki o çocuk biraz geride kaldı...
Koşarken düşmekten korkmayan, ağladığında hemen susan, kırıldığında çabuk unutan o çocuk... Hala içimde bir yerlerde ama şimdi daha temkinli, daha sessiz ve biraz daha yorgun.
Her 23 Nisan'da yine de içimde bir kapı aralanıyor.
O eski ben, dışarı çıkıyor...
Dizleri yara içinde, elleri boya lekeli, kalbi tertemiz hali ile...
Bana bakıyor...
Sormuyor ama hissettiriyor, "ben buradayım." diye..
Bence 23 Nisan sadece çocukların değil... İçindeki çocuğu kaybetmemeye çalışan herkesin bayramı... Zira insan büyür, ama bazı günler büyümek zorunda kalmıştır... lakin içindeki çocuk hep konuşur...
Vesselam