Aslında ölüleri sever babam. Ölü babasını, ölü abisini, ölü hocalarını dilinden düşürmez. Öldüğünden beri annemi çok sevdiğini söylüyor. Madem çok seviyordun yaşarken niye kan kusturdun?
Serhat Di'li geçmiş zaman, genel olarak bence geniş zamanda yenik düşüyor. Ki bunu ileti de ki örnekte çok iyi görebiliyoruz. sevDİM sevDİM sevDİM der... Eee sonra ? İlgili kişi yaşarken/yanındayken neredeyse hiç seni/sizi sevi(YORUM) deyip de kendi YORUM'una göre sevgisini göstermez, belki de göstermek istemez. Aslında bu biraz da erkek olmanın zorluklarından. Ki erkeklerin bir çoğu(istisnalar hariç) annesine/kızına sevgisini gösterirken, babasına/oğluna o bonkörlükte davranmaz. Bu o kişileri sevmediği anlamına da gelmez keza biz erkeklerin sevgisi, en az kadınların ki kadar yerine göre kadınların sevgisinden kutsal olabilir. Fakat söylenmediği/eyleme geçmediği için sevgi özürlüsü sanılırız. Di'li geçmiş zamana sevdiklerimizi bırakmamak dileğiyle...
Çünkü artık o kişiyle yüzleşmek, hesaplaşmak, çatışmak mümkün değildir. Bellekte ‘temizlenmiş’, kusurları törpülenmiş bir figüre dönüşür. Ölümle birlikte insan gerçekliği kaybolur. Geriye sadece seçilmiş hatıralar ve idealize edilmiş bir sevgi anlatısı yalanı kalır.
Kel ölür sirma saçlı, kör ölür badem gözlü olur.... hele de bizim ülkede neyin zamanında değeri bilinmis ki ?!
Seriyi yeni bitirdim cok etkilendim keşke
sadakat ve onur > id ve para olsaydı....
Yazarı annemin uyurgezer geceleri kitabıyla tanıdım ah neden okumadim daha once dedim 🙁 ama kitap çok ömür kısa.... 😔