Puan vermedi·481 syf.····Okunma: 22 Nisan 2026 18:52 Senelerdir ne kadar güzel bir kitap olduğu hakkında bitmek bilmeyen yüzlerce övgü duyduktan sonra, bir şekilde okumuş oldum Serenad'ı.
Zülfü Livaneli'nin iki kitabını okumuştum daha önce: Kardeşimin Hikâyesi, Engereğin Gözü. İsimleri yanlış hatırlıyor olabilirim. engereğin gözü bence oldukça iyi bir kitaptı.
Serenad'sa iyi ve kötü özellikleri birbiriyle yarışan bir çalışma. Yahudi Soykırımı veya bitmek bilmeyen yahudi acılarından bir kez daha söz ederek, tekrar tekrar bizleri terbiye etmesi için yazılmış, ve özenle yazılmış bir kitap.
Kitabın lehine konuşmamız gerekirse; öncelikle artık iyi bir özellik mi kötü bir özellik mi, üzerine düşünmek gerekir, ancak kolay okunurluk serenad'ın olumlu bir özelliği olarak ortaya çıkıyor, çünkü Livaneli büyük tarihi meseleleri art arda anlatıyor, birden fazla tarihi olaya uzanıyor, bütün bunların okurun aklını karıştırmayacak şekilde anlatılması, anlatırken okurun akıştan kopmayacak şekilde anlatıcının peşinden gidebilmesi riskli bir durum ve bence Livaneli bunu etkileyici şekilde yapıyor. Burada bir matematik söz konusu ise, yazar bu matematiği doğru şekilde kullanıyor. Benim gibi tarihle ilgili romanları okuyamayan birisi için bu kitap risklerle doluydu, bu yüzden bu tarz benim işime geldi, övgüm biraz da ondan belki de.
Kitap lehine olabilecek ikinci bir öge, saçma sapan yanları da olsa bile, anlatıcımız maya'nın ilgiyi ayakta tutabilecek bir hız ve ritmle anlatması oldu diyebiliriz. Kitapta o kadar çok olay, o kadar çok durum ve mesele var ki, bütün bunların içiçe geçerek ve sarkmadan bir kitabı oluşturması, birbiriyle uyumlu bir şekilde ahenkle hareket ederek sırıtmamaları dikkat çekiyor. Hepsinin temelinde de maya'nın hareket dolu, yüzeysel de kalan karakteri, ilgi çekebilen yapısı var. Livaneli bunu yapabiliyor.
Benim kitabı sevmeme sebebim, Livaneli'nin bu kitabı neden yazdığı sorusuyla ilgili. Neden bu konu? Neden yahudi soykırımı, yahudilerin başına gelen ve aydınlatılmayan bir başka kötülüğün daha ifşa edilmesi ya da az konuşulmuş ve az bilinen bir meselenin neden bir kez daha gündeme getirildiği.. Kitapta Yahudi Nadia, maya'nın anneanneasi ya da babaannesinin aslında ermeni olduğunun ortaya çıkması ve geçmişin kısaca hatırlanması, öte yandan yine aa veya ba.sinin kırım türkü olduğunun ortaya çıkması, devletlerin büyük haksızlıklar yapabildiği, kötülükler yapabildiğinin söylenmesi ve benzeri diğer meseleler. Livaneli şu anda israil devletinin iki üç senedir alenen yaptığı soykırımları bu kadar rahat bir şekilde anlatabilir miydi, bilmiyorum. Ama kitabın sonlarına doğru Maya ve ordu içerisindeki en basit askerlerden birisi olsa gerek abisi arasında geçen konuşmalarda Maya, abisine şunları diyebiliyor: "Bak abi, asıl senin bazı şeylerden haberin yok. Max Yahudi değildi, komünist de. Sadece alman faşizmine karşıydı. Karısı da siyonist değildi. Zaten İsrail devleti kurulmadan önce de öldü. Yahudilerle israil devletini, Siyonizmle Musevi dinini ayıramıyorsan, bunca yıl size yanlış şeyler öğretmişler demek ki"...
Bütün bir kitap bu meselenin hikâye edilmesi üzerine dönüyor.
hayır, genel olarak Serenad'ı sevmedim. Livaneli'nin kaleminin kötü olmadığını düşünüyor olsam da gerçek bir edebiyat eserine en yakın eseri olarak da sadece üç kitabınıı okuduğum için Engereğin Gözü kitabını söyleyebilirim.