Martı Jonathan
9/10
·96 syf.··
Beğendi
·
2021 3. kitabı
Martı Jonathan, bir hikâye olmaktan çok, çölde susuz kalmış ruhlara bir matara sudur. Normal martılar gibi sahilde ciyaklamak veya balık yemleri için savaşmak istemeyen, sıradan bir martı olmayı reddeden Jonathan Livingston’un etrafında şekillenen hikâye, onun etrafında şekillenmektedir. Jonathan, kanatlarını fiziksel bir uzuvdan çok özgürlüğünün anahtarı olarak düşünmekte ve bunun için çabalamaktadır. O, “Yaşamak için bir amacımız var; öğrenme, araştırma, özgür olmak!” (s.21) felsefesiyle ilerler. Lakin sürüsüne aykırı olan bu düşünceleri yüzünden dışlanır. Yalnızlığın kollarına itilen Jonathan, aslında şimdi özgürlüğüne kavuştuğunu anlar.Hikâye başından sonuna kadar umutsuzluğun keskin virajlarından geçen Martı Jonathan’ın bu olumsuz koşullara rağmen pes etmemesini hem ruhsal hem fiziksel savaşını felsefi bir derinlikle bize sunmaktadır. Jonathan’ın hikâyesi ilerledikçe anlarız ki mükemmellik gidilecek bir yer ya da varılacak bir koordinat değildir; o kişinin kendi öz varlığıyla bütünleşmesidir. Jonathan bilge martı Chiang’dan öğrendiği üzere cennetin bir yer değil “olma hali” olduğunu fark eder. Bilgelik arttıkça mesafe ve zaman kavramları silinmeye başlar çünkü gerçek martı her yerde ve her an var olan sınırsız bir özgürlük tasarısıdır.Jonathan’ın bu seviyeye ulaştıktan sonra tekrar dünyaya kendisini dışlayan sürüsünün arasına dönmesi ise hikâyenin en önemli kısımlarındandır. Bu dönüş bilgeliğin nihai meyvesinin “merhamet” olduğunu gösterir. Jonathan Martı Fletcher gibi genç ve öfkeli ruhlara sadece uçmayı değil aslında kendilerini sevmeyi ve affetmeyi öğretir.Jonathan’ın hikâyesi bize öğretir ki özgürlük kural duvar tanımaz. Bir martının varlığı yalnızca tüyler ve kemikten ibaret değildir ve en önemlisi inanıp yola koyulduktan sonra aşılmayacak çöl yoktur. O bize yolun başından sonuna dek pes etmemeyi şevkati merhameti bilhassa umutsuzluğa düşmemeyi “ben” ve “sen” dili arasında çok güzel işlemiş hikâyesiyle yolumuza ışık tutmuştur. DEĞERLENDİRME Richard Bach’ın Martı Jonathan Livingston hikâyesi sayfalarından taşan özgürlük tutkusuyla ortaokul seviyesindeki bir gencin zihninde tabularını yıkma kudretindedir. Bir değerlendirme süzgecinden geçirdiğimizde bu eserin genç dimağlar için hem rehber hem de aşılması gereken dağ olduğu görülür.Eser, ortaokul çağındaki bir öğrencinin ihtiyaç duyduğu “özgüven” ve “birey olma” yaralarına merhem olacak mahiyettedir. Kitap, sürü psikolojisinin dar kalıplarını reddederek, kişinin kendi yeteneklerini keşfetmesi gerektiğini naif ama sarsıcı bir dille anlatır. “Yaşamak için bir amacımız var; öğrenmek, araştırmak, özgür olmak!” (S. 21) cümlesi, ders kitaplarının sıkıcı sayfalarında kaybolan bir öğrenci için taptaze bir nefes gibidir. Metin, başarısızlığın bir son değil, mükemmelliğe giden yolda bir basamak olduğunu öğretirken; disiplinli çalışmanın ve sabrın meyvelerini “Yumuşak ve kararlı çalışarak kendi sınırlarımızı yıkarak gerçek özgürlüğe kavuşabiliriz.” (S. 46) felsefesiyle sunar. Bu yönüyle kitap sadece bir hikâye değil, bir karakter inşasıdır. Her ne kadar büyüleyici olsa da soyut düşünme becerisi henüz tam gelişmemiş bazı ortaokul öğrencileri için anlaşılmaz bir duvar örebilir. Özellikle Jonathan’ın bilge martılarla olan diyalogları ve cennet tasvirindeki metafiziksel yaklaşımlar metnin edebi ağırlığını artırmaktadır. Ayrıca dışlanma ve yalnızlık temalarının işlenişindeki yoğunluk hassas ruhlarda hüzünlü bir tortu bırakabilir. Martı Jonathan Livingston ortaokul seviyesi için sadece uygun değil aynı zamanda elzem bir eserdir. Ancak bu uygunluk kitabın sadece bir çocuk hikâyesi gibi okunup rafa kaldırılmasıyla değil metindeki alt metinlerin özgürlük azim hoşgörü gibi konuların öğretmen veya ebeveyn eşliğinde tartışılmasıyla gerçek değerine ulaşır. Kitap ortaokul öğrencisinin kimlik arayışına ayna tutan edebi pusuladır. Eğer genç balık kafaları peşinde koşan sıradan martı olmak yerine gökyüzünün sonsuzluğuna kanat açmak istiyorsa bu kitap onun için yazılmıştır. Sonuç olarak; Martı Jonathan’ın serüveni her ortaokul öğrencisinin kütüphanesinde bulunmalı ve zihninde en az bir kez “En yüksekten uçan martı en uzağı görendir” fısıltısını uyandırmalıdır. Martı Jonathan Livingston Richard Bach Zeynep
Martı Jonathan LivingstonRichard Bach · Epsilon Yayınları · 201680,1bin okunma
·
17 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.