Şöhret duygusunun peşine takılıp giden insanların hikâyesi… Ama bu romanda parlak hayatlardan çok, o umut ışığının altında ezilmiş hayatlar var.
Yalancı Dünya, sinema dünyasının büyülü görünen yüzünün arkasındaki gizlenmiş gerçekleri ortaya koyuyor. Büyük hayallerle yola koyulan Neriman’ın Bülent’in, Fatma’nın zamanla nasıl kırıldığını, sistemde nasıl kaybolduklarını görüyoruz. En acısı da, kimse tamamen kötü değil. Sonuçta daha iyisini istemek herkesin hakkı değil midir? İnsanın geleceğine kadar umudunun olması kötü bir şey midir?
Orhan Kemal’in abartısız, yalın ve sarsıcı anlatımını beğeniyorum. El Kızı’nda da aynı etkiyi hissetmiştim. Okurken “bu sadece bir roman değil” hissi çok güçlü. Çünkü anlatılanlar hala tanıdık, hala güncelliğini korumakta.
Özellikle de romandaki her karakterin geçirdiği değişikliğe tanık olmak iyisiyle kötüsüyle hoşuma gidiyor, bütünlüğü sağlıyor. Romanın sonunu da oldukça beğendim, buruk bir mutlu son oldu.
Ve de unutmadan her yalan bir gün açığa çıkacaktır. Fazlasıyla insani bir roman,herkese tavsiyemdir.