Fredrik Backman'ın Hayata Röveşata Çeken Adam romanı, ilk bakışta huysuz ve insanlardan hoşlanmayan yaşlı bir adamın hikâyesi gibi görünse de aslında yalnızlık, sevgi, kayıp ve insan ilişkileri üzerine oldukça sıcak bir anlatı sunuyor. Mahallesindeki düzeni takıntı hâline getiren Ove, eşini kaybettikten sonra hayata karşı bağını büyük ölçüde koparmış biridir. Ancak yeni komşularının hayatına girmesiyle birlikte onun sert görünen dünyasının altında ne kadar kırılgan ve sevgi dolu biri olduğu ortaya çıkmaya başlar.
Ben daha önce Fredrik Backman'ın Endişeli İnsanlar kitabını da okumuştum. Bu nedenle yazarın tarzına az çok aşinaydım. Backman'ın en sevdiğim yönü, ağır konuları bile insanın içini karartmadan anlatabilmesi. Karakterleri kusurlu ama çok gerçek hissettiriyor. Özellikle gündelik hayatın içinden insan ilişkilerini mizahla harmanlaması, kitaplarını oldukça akıcı hâle getiriyor. Bu yüzden bana göre Fredrik Backman kitapları kafa dağıtmak, biraz yavaşlamak ve iyi hissetmek için gerçekten ideal.
Hayata Röveşata Çeken Adam da aynı sıcaklığı hissettim. Kitap boyunca hem gülümseten hem de duygulandıran sahneler vardı. Özellikle Ove'nin geçmişine dair bölümler karaktere karşı bakış açısını tamamen değiştiriyor. Başta yalnızca sinirli biri gibi görünen karakterin aslında büyük kayıplar yaşamış olması, hikâyeyi çok daha etkileyici hâle getiriyor. Bu kitabın filmini daha önce izlemiş olmama rağmen romanı okurken aynı duyguyu kaybetmedim. Hatta kitap, karakterlerin iç dünyasını çok daha detaylı verdiği için filmden daha etkileyici geldi. Film hikâyenin duygusunu başarılı şekilde yansıtsa da romandaki küçük ayrıntılar ve Ove'nin iç sesi karakterle daha güçlü bir bağ kurmayı sağlıyor.
Fredrik Backman'ın anlatımı edebi ya da ağır değil. Tam tersine oldukça sade ve samimi. Bu da kitabı kolay okunan bir hikâyeye dönüştürüyor. Özellikle insan ilişkilerini merkezine alan, umut veren ve okuru hem güldürüp hem hüzünlendiren romanları sevenler için Hayata Röveşata Çeken Adam kesinlikle isabetli bir tercih olabilir..