Gönderi

İnsan, hatırladığı kadar insandır.
Eskiden dostluklar başkaydı; bir kahvenin buğusunda uzayan, cümlelerin içinde yıllarca yaşayan… İnsanlar birbirine yalnızca hâl hatır sormaz, ruhunu da açardı. Edebiyat biraz da bu nedenle vardır hayatın tam orta yerinde: İki insanın aynı sessizliğe farklı kelimeler bırakabilmesi için. Emekli Başkomiser Mehmet amcayla ara ara aynı banka oturuyoruz. İnsan yıllarca sadece mesleğini değil, gördüklerini de taşır içinde. O anlatırken eski romanların gölgesi düşüyor öğle vaktine. Anadolu’da halk arasında dolaşıp sonra sessizce kaybolmuş menkıbeler, adı unutulan şairler, türkülerin içindeki kederler... Ben de başka hikâyeler açıyorum önüne; bugünün yalnızlığını, hız çağında eksilen merhameti, kalabalıklar içinde sessizleşen insanı konuşuyoruz. Bazen bir zeytin ağacının altında, bazen rüzgârın taşıdığı eski bir şarkının kıyısında, yaşayanları da yad ediyoruz, göçüp gidenleri de; çünkü insan biraz da hatırladığı kadar insandır. Şimdi düşünüyorum da; belki de çağımızın en büyük yoksunluklarından biri hasbihalsizlik. Kimsenin kimseyi gerçekten dinlememesi. Oysa bazı insanlar vardır; cümleleri insana eski bir kitabın arasından düşmüş kurumuş bir çiçek gibi gelir; sessiz ama unutulmazdır. Demem o ki, Nazım Hikmet RanNazım Hikmet Ran “ İnsan insana iyi gelmeli, gelmeyecekse hiç gelmemeli” sözünü boşuna söylememiş. Çünkü bazen koca bir ömür, öğle vakti edilen samimi bir sohbete sığacak kadardır. Dostlara, dostluğa hürmetle.♥️ Serhat KayaSerhat Kaya
Alıntı
··
523 Gösterim
6 Yorum
Orada sizlerle olmayı, saatlerce sessizce dinlemek istedim şimdi.
Hasbihalden yoksun kaldık, gerçekten doğru.
Zaman makinası gibisiniz, ruhunuza sağlık Serhat bey.
Kaleminize, kelamınız ve yüreğinize sağlık.
Dostlara...
Reklam
Kalmadı sizin gibiler hocam maalesef :(
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.