Gönderi

Geçmişe dönebilseydiniz neyi değiştirirdiniz?
Geçmişe dönebilse, her şeyi değiştirirdi.
Alıntı
··1 alıntı·
6 +1'leme
·
18,3bin Gösterim
36 Yorum
Öne Çıkan Yorum
Zaman çizelgesindeki kelebek etkilerini düşünmek yerine bugünü şekillendirmek daha anlamlı değil mi? Siz kendi hayatınızda neleri farklı yapmak istersiniz? Peki sizin değiştirmek istediğiniz bir anınız veya hayatınızda yön vermek istediğiniz bir şey var mı? Hocam (:
Önceki 3 yanıtı göster
Asthley
Asthley
evet öyle 😌 hayırlı geceler hocam 🙏🏻🌿
1 yanıtı göster
Bazı insanların hayatımdaki varlığını daha başlamadan silerdim. Varlığı hiçbir değer katmayan, yokluğu ise sadece hafiflik veren o gereksiz tanışıklığı hiç yaşamamış olmayı dilerdim.
Hepimiz böyleyizdir eminim. 🙂
Geçmişim olmasaydı şimdiki aklım olmazdı. Bu yüzden hiçbir şeyi değiştirmezdim.
🙂🙏🏻
Değiştirmemeyi yeğlerdim. Bugünkü benden memnunum. Doğrusuyla yanlışıyla "insan" olduğum gerçekliği bana huzur veriyor. ☺️
Belki de insanın en büyük olgunluğu, geçmişini değiştirmek yerine onu kabullenebilmektir. 😊
Bazı insanların hayatıma hiç dahil olmamış olmasını... Adımı,birde babam yaşıyor olsaydı.
🙏🏻🙏🏻
Reklam
Herkes muhtemelen kaçırdığı fırsatları, yaptığı hataları ya da büyük pişmanlıklarını değiştirmek isterdi. Ben ise…Ben geçmişe dönseydim, hayatımın en güzel, en mutlu anlarını değiştirirdim. Kulağa delice geliyor, farkındayım. Ama insanı asıl büyüten, bugünkü güçlü karakterini inşa eden şey o büyük acılar ve hatalardır; onlara dokunmam. Ama o her şeyin kusursuz gittiğini sandığım, konfor alanında uyuduğum 'mutlu' anlara gider, kendimi sarsar ve 'Uyan, bu sahte huzur seni köreltiyor' derdim. 🥲 İnsanı hataları değil, erken gelen o sahte tatmin duygusu öldürür. Bu yüzden geçmişe gitsem, canımı yakanları değil, beni uyuşturanları değiştirirdim. Şununda farkında olmak gerekiyor; Beni kıran insanlar olmasaydı sınır çizmeyi, kayıplarım olmasaydı elimdekilerin kıymetini öğrenemezdim. Eğer geçmişten tek bir tuğla bile çeksem, bugünkü bendeki o güçlü saray yıkılır. Kendime ve yaşadığım her şeye o kadar saygı duyuyorum ki; ne o sızlayan kırgınlıklarımı ne de yaptığım en büyük hataları geçmişin tozlu sayfalarında bırakıp bugünkü vizyonumu riske atamam/atmamalıyız. ⭐️
Bence insanın gerçek olgunluğu tam da burada başlıyor; geçmişini bir düşman gibi görmeyi bırakıp ona saygı duymasında. Çünkü çoğu insan geçmişe dönüp acılarını silmek ister ama fark etmez ki o acılar aslında karakterinin temelini atan görünmez mimarlardır. Senin düşüncenin etkileyici tarafı da bu zaten; canını yakan şeylerden değil, seni uyuşturan sahte huzurlardan korkuyorsun. Çünkü insanı bazen acılar değil, fazla rahat hissettiği o sessiz konfor çürütür. Aslında en tehlikeli şey mutsuzluk değil; insanın gelişimini durduran o ‘her şey yolunda’ yanılsaması. Çünkü yara alan insan düşünür, sorgular, değişir, güçlenir. Ama sahte mutluluk insanı uyutur. Bu yüzden geçmişteki kırgınlıklarını koruman çok anlamlı; çünkü onlar sana sınır çizmeyi, insan tanımayı, güçlü kalmayı öğretmiş. Kayıpların kıymeti, hayal kırıklıkları gerçeği, yanlışların ise kendini öğretmiş. Ve sanırım insan bir süre sonra şunu anlıyor: Geçmişte yaşadığı her şey, iyi ya da kötü, bugünkü ruhunun harcına dönüşüyor. Eğer o yaşanmışlıklardan tek bir parçayı çekip alırsak, bugün sahip olduğumuz bakış açısı, direnç, olgunluk ve vizyon da eksik kalıyor. İnsan geçmişini değiştirmek istediğinde aslında biraz da bugünkü kendisini inkâr etmiş oluyor. Oysa bazı yaralar kapanmasa bile insana kim olduğunu hatırlatan izler bırakır. 🙂🙏🏻
4 yanıtı göster
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.